26 Tem 2016

Signal / Kore Dizisi


TVN kanalı sayesinde harika bir diziyi daha geride bıraktık.  Signal isimli dizinin senaristliğini 3 Days dizisinde tanıdığım Kim Eun Hee yaparken yönetmenliğini Misaeng, Sungkyunkwan Scandal ve Monstar gibi dizilerden hatırladığımız  Kim Won Suk oturuyor. Yönetmen Misaeng gibi bir dizide yer aldıysa o iş tamamdır.

2016 yılında kendinde oldukça söz ettiren polisiye/fantastik Kore dizisi Signal, Profil çıkarma konusunda uzman polis Park Hae Young'un tesadüf eseri bulunduğu karakolda garip sesler duyar, sesin geldiği telsiz aracılığıyla 2000 yılında polis olan Lee Jae Han ile bağlantı kurar.  Çocukluğunda sınıf arkadaşının kaçırılma davasına tanık olan Hae Young, iletişime geçtiği bu polis sayesinde geçmişinde yaşanan bu olayı aydınlatmak için telsiz aracılığıyla birbirlerine yardım ederler. Dizinin olay örgüsü ve kurgusu bu davanın ardında başlar.

Lee Je Hoon; dizide Park Hae Young karakterini canlandırıyor. Daha önce Fashion King dizisinde izledim. Park Hae Young, profil uzmanı bir genç bir polisi canlandırmaktadır. Kendisi de bir polis olmasına rağmen polislerden nefret etmektedir. Küçük yaşta tanık olduğu bir davanın çözülmesinde etkisi olmasıyla başlayan serüvenden sonra çözülemeyen davalar ekibine profil uzmanı olarak atanır.  Lee Je Hoon'un, PArk Hae Young karakteriyle harikalar yarattığını düşünüyorum. Bir karakter hem soğuk hem sıcak nasıl olur derseniz Park Hae Young derim. Açık konuşmak gerekirse Fashion King dizisinde izlediğim de oyunculuğunu pek beğenmemiştim Fakat Signal dizisiyle beraber kendisine olan hayranlığım üst sıralara kadar yükseldi.
Kim Hye Soo; dizide Cha Soo Hyun karakterini canlandırıyor. İzlediğim ilk yapımı. Cha Soo Hyun cinayet suçları masasında başarılı bir polis olarak görev yaparken, kendini Çözülemeyen Davalar Ekibinin takım lideri olarak bulur. Kim Hye Soo'nu dizinin ilk iki bölümü izlerken bu diziye uygun olmadığını düşünerek sıkıldığımı itiraf ediyorum. Fakat geçmiş ve günümüz arasın hikayeler işlendikçe .
onun hikayesi derinden etkiledi diyebilirim. Bununla beraber Cha Soo Hyun karakteriyle beraber, Hye Soo beni daha fazla içine alabildi diyebilirim.
Cho Jin Woong, dizide Lee Jae Han karakterini canlandırıyor. Başıma bir şey gelmeyecekse eğer itiraf ediyorum, izlediğim ilk yapımı. Lee Jae Han gerçek bir polisin yapması gereken her şeyi gözü kırpmadan yapan gözü kara, cesaretli bir polistir. Suçlularla mücadele etmesinin dışında polis camiasının içindeki çürük elmalar karşıda kendine temiz bir dünya çizmeyi hedeflemiş bir polistir. Onun mottosu "sonuna kadar mücadele et, vazgeçme". Bu durumu dizide sonuna kadar yaşatan Cho Jin Woong harikalar yarattı diyebilir. İzlerken işte adalet bu olmalı gibi bir çok şey söylerken buldum kendimi.

Çocuk oyuncusundan başrolüne kadar müthiş oyunculuklara tanık oldum. Harika oyunculukların yanına tadından da yenmez bir kurgu eklersek kaliteli bir dizi ortaya çıktığını söyleyebilirim. Tek tek bütün oyuncuların performansını yazarsam unuttuğum her bir oyuncunun performansı çöpe atmışım gibi hissedebilirim. Konuk oyuncularında kalitesi konusunda hakkını veren bir dizi. Bir çok polisiye dizi izlemişimdir.  Fringe dizisinde Waltep Bishop dışında Lee Jae Han, unutamayacağım karakterler arasına adını altın harflerle yazdırdı. 


Zaman kavramı geçmiş, şimdiki ve geleceğin aynı anda yaşandığı teorisi üzerine kurulan dizi, bir telsiz aracılığıyla geçmiş ve gelecek arasında bağlantı kurarak iletişime geçen iki polisin hikayesine tanık oluyoruz. Fikir olarak orjinal değil fakat türünün kayda değer yapımlarından olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. TVN kanalının 2013 yılında yayınlanan  Nine: Time Travelling Nine Times dizisi de zaman kavramı ve paralel evren üzerine izlediğim en iyi fantastik dizilerden biri. İki dizide de benzer olaylara tanık oluyoruz. Fakat iki zaman arasındaki bağlantının nasıl olduğuna dair açıklama Nine:Tİme Travelling Nine Times dizisinde daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Bu demek değildir ki Signal dizisi kötü. 

Tabi ki hayır. 

Singal; polisiye ve zaman kavramını uygulama konusunda gayet başarılı. Çocuk istismarları, faili meçhul davalar, seri cinayetler ve adalet uğruna savaş verenlerin hikayelerin 1986-1991 yıllarında Hwaseong bölgesinde yaşanan gerçek olaylardan uyarlama olduğunu düşünecek olursak; gerçek olaylarla bağlantılar kurarak, kurguya dönüştürmesi senaristin harika bir iş çıkardığının göstergesi. Özellikle en büyük etkenlerden biri de müzikleri doğru yerde kullanarak dramatik etkiyi daha fazla ortaya çıkarırken, heyecanı canlı tutmayı da başarıyor dizi.  Kore dizilerinin geneline baktığımızda kendini beğenmiş karakterlerle dolu yapımlar arasında reel hayatta karşımıza çıkabilecek tiplemeler ve iyi kotarılmış zaman-mekan olay örgüsüyle Signal dizisi gerçekten parıldayan bir yapım olarak dizi tarihine adını altın harflerle yazdırdığını kanaatindeyim.

-Dizinin en temel olgusu bir şey değişirse her şey değişir olgusuydu. Geçmişle gelecek arasındaki değişiklikler ve senaristin kimsenin aklında soru işareti bırakmadan dizi boyunca verdiği mesajların cevabını çok güzel bir şekilde verdiği düşüncesindeyim. Dizi hakkında ayrıntılara girmek istemedim sadece yüzeysel bilgiler üzerinden düşüncelerimi paylaştım. Zira bu tür dizileri izlerken keyif alacağınızı düşünüyorum. 

Dizinin müzikleri en az kurgusu kadar güzeldi. Kim Yuna "The Road" INKI "Person That Should Leave" Jang Beom Jung "Recal" Jo Dong Hee "Happy Person" Lee Seung Yul "As Flowers Bloom" şarkıları benim dikkatimi çeken şarkılarıydı.

Albümü dinlemek için; TIKLA

18 Tem 2016

Another Miss Oh / Kore Dizisi

TVN kanalı Reply 1997, 1994,1988, Misaeng, Signal, I Need Romance serisi gibi bir çok dizilere imzasını atan kanal yine harika bir yapımla buluşturdu. Another Miss Oh, 2016 yılın en iyi dizileri arasına adını altın harflerle yazdırdı. Senaristliğini PArk Hae Young yaparken yönetmen koltuğuna Marrige not Daiting dizisinden hatırlayacağımız Song Hyuk Wook oturuyor.

Hayatları tamamiyle farklı aynı ismi taşıyan iki kadının hakkındaki romantik-gizemli hikayesi. Oh Hae Young ortalama zekada, sakar bir kadındır. Liseden beri süreli daha popüler, yetenekli ve iyi bir zekası olan diğer Oh Hae Young'un gölgesinde kalmıştır. İronik olan yıllar sonra aynı iş yerinde çalışacak olmalarıdır. Bu iki kadının arasında çok farklı bir bağ vardır. Bu olayların merkezinde ise başarılı bir ses yönetmeni olan PArk Do Kyung vardır. 
Shinhwa grubundan tanıdığım Eric dizide Park Do Kyung karakterini canlandırıyor. Daha önce Dicovery of Love dizisinde izledim. Anorher Miss Oh kesinlikle oyunculuk konusunda zirve yaptığı yapımlardan biri olarak kayıtlara geçebilir. Park Do Kyung, ülkesinde ünlü bir ses yönetmenidir. İşinde mükemmeliyetçi olduğu kadar özel hayatında da aynı şekildedir. Ablası ve erkek kardeşiyle aynı evi paylaşmaktadır. Park Do Kyung; düğün gününde terk edilmiş kalbi kırık bir adam. Yüreğinde oluşan bu sızı yüzünden soğuk bir adama dönüşmüştür.
Seo Hyun Jin dizide; Oh Hae Young karakterini canlandırıyor. Daha önce Let's Eat 2 dizisini izleyenler oradan hatırlayabilir. İzlemeyenler için ise şiddetle tavsiye edilir. Oh Hae Young; bir restaurant işletmesinde müdür yardımcısı olarak çalışmaktadır. Okul yıllarında kendi kabuğundan dışarı çıkarılmayan, zorlu bir dönemden geçmiştir. Kendiyle aynı ismi taşıyan Oh Hae Young ile okul hayatı boyunca kıyaslanmış. Fazlasıyla çekmiştir. Hayatının en zor anlarından biri ise evleneceği adam tarafından "senin yemek yemene katlanamıyorum" şeklinde terk edilmesi. Kırgın, mutsuz ve üzgün olan karakterimiz o kişiden tek bir şey istiyor. Ailesine Oh kendisinin ayrılmak istemesini söylemesidir. Bu bir nevi gururunu ailesine karşı korumadır. Düğün günü terk edilen bir kadının yaşayacağı her türlü duyguyu derinlenmesine yaşıyor, yaşattırıyor.

Jeon Hye Bin dizide Oh Hae Young karakterini canlandırıyor. İzlediğim ilk dizisi Another Miss Oh oldu. Park Do Kyung'u arkasında hiç iz bırakmadan, bir şey söylemeden düğün günü terk eden sevgilisiydi. Ana karakerimiz Oh Hae Young'un lisede sınıf arkadaşı okul hayatları boyunca birbirleriyle kıyaslanmışlardır. Bu durumun kazanını dizideki ayrımla güzel olan Oh Hae Young olurken, ana karakterimizin ergenliği bu olaylar yüzünden zorlu geçmiştir. Güzel olan Oh Hae Young yıllar sonra terk ettiği ülkesine döner hem sınıf arkadaşı Oh Hae Young hem eski sevgilisi PArk Do Kyung'un hayatına bir şekilde dahil olur.
Lee Jae Yoon dizide Han Tae Jin karakterini canlandırıyor. Golden Rainbow. Heart to Heart dizilerinde izleme fırsatı yakaladım. Han Tae Jin; Baş karakterimiz Oh Hae Young'u düğüne bir gün kala seni yemek yemeni görmeye dayanamıyorum diyerek ilişkisini bitiyor. Ayrılıklarının nedenini bir kaç bölüm sonra öğrendiğimde deli gibi sövdüm diyebilirim. Uzun bir süre ortalarda görünmeyen Han Tae Jin bir gün ansızın Oh Hae Young ile karşılıyor. Sonrası spolier bölümünde..

Eric Moon ve Seo Hyun Jin arasındaki uyum harikanın da ötesinde diyebilirim. Oyunculuk bazında ele aldığımda Seo Hyun Jin harikalar yarattı. Oh Hae Young karakterine büründüğünde ise çektiği aşk acısını derinlemesine izleyiciye yansıttı. Let's Eat 2 dizisinde Seo Hyun Jin'in nasıl iştahla yemek yediğini bildiğimden dolayı olacak "Senin yemek yemene dayanamıyorum" şeklinde sevgilisinin ondan ayrılması harika bir ironiydi. Jeon Hye Bin sevimli bir gülüşe sahip olmasına rağmen dizideki rolünden dolayı mı bilmem oyunculuğunu aşırı yapmacık buldum.

Dikkat! Bundan sonrası spolier içeriyor. İzlemediyseniz sakın okumayın!

Oh Hae Young nasıl güzel bir kadın. Kalbimi aldı götürdü. Karakterlerin lise dönemleri tam bir skandal. Aynı ismi taşıyan iki farklı kadın, biri diğerinin altında tabiri caizse eziklenmiş diğeri ise etrafındakilerin pohpohlanması sonucu bulunmaz hint kumaşı muamelesi görmüş. Geriye dönük yılları gösterdiklerinde  Oh Hae Young'un tramvası kesinlikle güzel Oh Hae Young olduğunu anlamak zor değil. Çünkü onunla aynı ortamda bulunduğu her an çirkin muamele görerek ayırt edilince ister istemez bilinçaltına bu durum etki ediyor. İşler böyle olunca nasıl baş edeceği konusunda bilgiye sahip olmadığından tekrar karşılaştıklarında ne yapacağını bilemez duruma geliyor. İzlediğim en iyi kadın karakter Oh Hae Young, kesinlikle ezik değil. Aksine ayakları üzerinde sağlam duran bir kadın. Müdürüne lakap takıyor yakalansa da taviz vermiyor. İş arkadaşlarıyla arası iyi, üstüne üstük kendinde ki özgüveni seviyor, bunu söylemekten hiç çekinmiyor. Onun talihsizliği diğer Oh Hae Young etrafındayken çevre baskısıyla karşılaşmış olması. Zorbalık görmesi de bunlara dahil.

Park Do Kyung dizide ses yönetmeni birini canlandırıyor. Bu konuyla alakalı çok şey öğrendim. Ses yönetmenlerinin yapımlarda bu kadar önemli bir role sahip olmaları konusunda zerre fikrim yoktu. Sesleri çıkarmak için gösterdikleri çabayı izlerken hem şaşırdım hem çok eğlendim. Acayip saygı duydum. Emeklerine sağlık. Karakterimize geri dönecek olursak, dizide yaşanan bütün olayların başı, Do Kyung'un Oh Hae Young ikilisini karıştırmasıyla başlıyor..Yanlış Oh Hae Young'un düğünü bozarken aslında hayatına yeni bir soluk sokacağını bilmiyordu. Park Do Kyung bu olayların ardından bir süre sonra bizim Oh Hae Youngla karşılaşmadan hemen önce kadınla alakalı vizyonlar görmeye başladı. Gördüğü bu vizyonların aynısını yaşadığını anlamasıyla beraber bu kadınla farklı bir bağı olduğunu anlaması zaman aldı.

Han Tae Jin ve güzel Oh Hae Young açıklama yapmadan kaçmayı tercih ettiler. Her şeyi açıkça konuşup gitmek doğru olandı. Fakat onlar kolayı seçtiler. Biri sevdiği kadına "senin yemek yemene dayanamıyorum" dedi ve kalbini parçalara ayrılarak kendinden uzaklaştırdı. Bir diğeri de sevdiği adama hiç bir açıklama yapmadan düğün günü terk edip gitti. Tabi ikisininde düşününce kendi açılarından haklı sebepleri mevcut. Fakat tek sorun araya giren zaman ve insanlar. Döndüklerinde ise hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına girmeleri kesinlikle çok iticiydi.

Dizinin finalini tatmin edici buldum. Park Do Kyung'un öngörülerini psikiyatrist şuna bağladı. Olay bizde ki kader inancı gibi. İnancımıza göre doğduğumuz anda kaderimiz hatta alacağımız nefes sayısı bile belli. Psikiyatriste göre de bilincimiz kaderimizdeki yaşadığımız, yaşayacağımız her şeye muktedir. Bazı ruhlar zamanın ötesine gider bilincindekileri ortaya çıkarır. Park Do Kyung, Oh Hae Young'a o kadar aşık ki öleceğini düşündüğü anda kadını o kadar özlüyor ki onu tanımadığı zamanlarda ona ait vizyonlar görüyor. Yani bu vizyonlar onu kaderindeki insanla buluşturuyor. Dizinin başından bu yana senarist Do Kyung'un kazada öleceğinin mesajını gönderdi. Fakat o kazada ölmek kaderi değildi ama kaza kaderiydi. Yaptığı seçimlerle kaza olmasını engellemeyemedi sadece seçimlerinin sonucundaki durumlar ve kişiler değişti.

Biraz daha açacak olursam; Do Kyung ve Oh Hae Young'un tanışması kaderdi. Finalde ki evlilik ise kendi seçimleriyle gerçekleştirdiği kaderdi. Görmüş olduğu vizyonlarda seçimlerinden dolayı kadın kendinden uzaklaştırmıştı. O yüzden kaza olduğunda kadını özlüyor ve yapmış olduğu seçiminden pişmanlık duyuyordu. Öngörüler sayesinde her zaman yaptığının tersini yaptı ve cüz'i kaderini belirledi. Sonuç olarak kaza kaderiydi sadece oluş şeklini değişti. Şarkıcı ile kaderleri bir olmadığını  görmüş olduk. O adamın kaderinde de intihar etmek vardı ama  pskiyatrist Park Do Kyung'un öngörülerinden sayesinde onu da kurtarabildi. Haziran ayı boyunca Do Kyung kaza olmasın diye dışarı dahi çıkmadı. Hesap edemediği bir şey vardı ki kaza kaderiydi ve oldu. İntiharda o şarkıcının kaderiydi o da oldu. Sonuca bağlayacak olursam kaza ve intihar kaderinde vardı ama ikisinde bunlardan ölmek yoktu.

Do Kyung en yakın arkadaşı Ji Sang karakterini Kim Ji Suk canlandırıyor. Personel Taste, I Need Romance 2, I Need Romance 3, Angel Eyes, Cheer Up! gibi dizilerden hatırlayacaksınız. Saymış olduğum dizilerdeki rolleri düşünecek olursak hepsi birbirinden farklı. Oyunculuğunu sevdiğim aktörlerden biri. Başarılı bir avukat olan Ji Suk her akşam farklı kadınlarla gününü gün eden bir karakter. Do Kyung'un ablası rolünü Ye Ji Won canlandırıyor. Daha önce Naeil's Cantabile, Page Tuner dizilerinde izledim. Kesinlikle en iyi PArk Soo Kyung karakteri. İçip içip kendinden geçmesi, sokağı bekleyen bekçi kadınlara sarması, dans etmesi ve sarhoş olmadığı zamanlardaki ciddiyetine hayran kaldım. Efsane yan karakter arasında yerini aldılar.

Ji Sang ve Soo Kyung arasındaki olaylar son bölümlere doğru hem güldürdü hem üzdü. Ji Sang'ın sigara içerken yerde duran kavunu görmüş evlenme kararı aldığını düşünmemiştim. Soo Kyung'un onu serbest bıraktığı ve vicdanla karışık bir ruh haliyle ağladığını düşünmüştüm. Fakat aralarındaki durumun utanç verici bulduğunu öğrenince o sahne gözümde başka bir boyut kazanırken, Ji Sang'ın ilk bölümlerdeki gevşekliği ile finale doğru geçirmiş olduğu evrimle beraber Do Kyung ile sarılması ince ve güzel detaylardı.

Soo Kyung ve Ji Sang dizinin normal olmayan iki karakteri ve onları bir paydada toplarsan neler olur adlı çalışma. Her seferinde bir araya geldiklerinde gülme krizlerine giren ikili. İzlerken fazlasıyla keyif aldım. Soo Kyung'un sarhoş olduktan sonra Fransızca konuşması ve Ji Sang'ın ona eşlik edip kendi aralarında Fransızca konuşmaları güzel ayrıntılar olarak düşünülmüş.

Dizinin bir diğer çatlak çifti olan Park Hoon ve Yoon An Na karakterleriydi. Do Kyung'un kardeşi Park Hoon karatekerini Heo Jeong Min canlandırdı. Marriage Not Dating dizisinde izlediğim oyuncu dizideki karakterine yakın bir rolü canlandırmıştı. Yoon An Na karakterini ise Kara grubunun son üyesi Heo Young Ji canlandırdı. Young Ji Roommate 2 adlı programı izleyenler yakından hatırlayabilir. Sevimliliğini dizideki karakterine başarıyla yansıttığı düşüncesindeyim. Genel olarak ikisinin uyumunu sevdim. İzlerken hak vereceksiniz. Park Hoon'un abisini terk eden Oh Hae Young'un ismi geçtiğinde verdiği tepkileri çok severken, ablası ve Jin Sang arasında yaşanan olaylara esprili yaklaşımlarına ise çok güldüm.
Bir çok kore dizisi izlediğim hayran kaldığım anne Hwang Duk Yi karakteriyle Kim Mi Kyung oldu. Sunghyunkwang Scandal, Faith, I Miss You, 7st Grade Civil Servant, The Heirs, It's Ok, That's Love, Age Ending in Nine Boy, Healer, Yong Pal gibi bir çok dizide kendini izleme fırsatı buldum. Heirs, Healer dizilerinde harikalar yaratmasına rağmen Another Miss Oh dizisindeki anne karakterine hayran kalmamak elde değil. Bu hayranlık Türk annesi havasını bize dibine kadar hissettiği için olabilir.  Kızı hasta olduğundan ona kızması, sinirlendiğinde soyunması, kızdığı vakit hiç acımadan tartaklaması, deli gibi kızgın olsa da çaktırmadan elini üstünden ayırmaması, her koşulda arkasında durması gibi bir çok şey sayabilirim. Beni en çok deriden yaralayan sahne kızını düğünü iptal etti diye kendince cezanlandıran annenin, aslında kızın terk edildiğini öğrendikten sonraki pişmanlığı, kızına söyledikleri film şeridi gibi gözünün önünden geçmesiyle yaşattığı o hissi hiç bir zaman unutamayacağım sanırım. Harika bir anne karakteri yaratmış senarist. Oh Hae Young'un baba rolünde Lee Han Wi her alıyor. Warm and Cozy, Modern Farmer, The Primer  Minsiter and I, 7st Grade Civil Servant, School 2013, To The Beautiful You, Fashion King gibi dizilerin başarılı oyuncusu. Biz çok dizinin konuk oyuncusu olarak karşımıza çıkabilir. Dizide ki baba karakteri kızı için içi yanan ama onu üzmemek adına tek bir kelime etmeyen bir figür.


Dizinin en güzel ayrıntıları kesinlikle ses ekibinin birbirlerini takip etmeleriydi.
Aşırı sevimli bir sahnelerdi.



Çok uzun zamandır dizi izleyicisiyim. Yerli dizilerle pek aram olmuyor olsa da bir çok yabancı diziye hakim olduğumu düşünüyorum. İzlediğim kadın karakterlerin arasında ne istediğini bilen, kendi ayakları üzerinde durabilen en iyi karakter kesinlikle Oh Hae Young'du. Daha iyisi gelene kadar en iyisi OH HAE YOUNG

Sevmekten korkma; çok sev, hep sev!

Dizinin anafikri: sevin, daha çok sevin ki ölürken pişmanlık içerisinde bu dünyaya veda etmeyin olarak özetlenebilir. Böyle basit bir çıkış noktası olan senaryo düz anlatımla kurguya dönüştürülse bir esprisi olmayacağı için dolambaçlı bir anlatımla izleyicileri fikir jimnastiğine yönlendirip, Do Kyung olacakları önceden mi gördü yoksa ölürken hayatı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti mi diye tartışmak, ilgi çekmek ve ilgiyi canlı tutmak iyi düşünülmüş diyebilirim. Zayıf bulduğum çok küçük bir nokta var sadece; dizinin eni çeken o karanlık, hüzünlü ve mistik havası son final bölümünde yoktu, başka bir dizinin finali gibiydi. Dediğim gibi dizinin genel hatlarına baktığımda minicik ayrıntı sadece. Bütün cevaplarımı aldığım harika bir dizi.

Bazen yaşamlarımızda kötüye giden olaylar olur, sanki tüm dünya başımıza yıkılmış gibi hissederiz ama bir zaman sonra bakarız ki hiç düşünmeyeceğimiz güzellikteki olaylar karşımıza çıkar. Bu durumu biraz kurcaladığımızda bu güzelliklerin karşımıza çıkabilmesi için bizim o karmaşayı ve üzüntüleri aşmamız gerektiğini görürüz. Bu dizinin de temelinde hikaye aslında bu düşünce üzerine dayalı olduğundan karşımıza çıkacak her türlü olayı sevgiyle kucaklamayı ihmal etmeyelim.

Dizinin müziklerine ba-yıl-dım. Favorim olan iki şarkı; Başrol oyuncumuz Seo Hyun Jin ve You Seung Woo seslendirdiği "Whats love"  diğeri ise Roy Kim'in harika sesinden "Maybe I", Ben "Like a Dream" Lee Seok Hoon "I'll be There" Jung Seung Hwan "If It is You" The Black Skirt "Wait More" Kim EZ (GGot Jam Project) "Scattered"

Albümün tamamını dinlemek için; TIKLA


15 Tem 2016

Outcast / Dizi Tanıtım


Walking Dead'in yaratıcılarından Robert Kidman'ın yeni dizisi Outcast 10 bölümden oluşacak sezonuyla görücüye çıktı. Daha yayına girmeden ikinci sezon onayını bile alan dizinin ilk bölümü tüm dünyada ile aynı anda 61 ülkede eş zamanlı olarak yayınlandı. İlk kez bir televizyon dizisi için Avrupa ve Afrika ülkelerine aynı anda yapıldığı da bilgiler arasında. İlk bölümün yayınlanmasıyla kendi kanalının reyting rekorunu kırgını belirtmeden olmaz.

Peki ne anlatıyor bu dizi?

Aynı ismi taşıyan çizgi romandan uyarlanan dizinin konusu; Bedeni sekiz yaşından beri şeytan tarafından ele geçirilen ve buna rağmen normal bir hayat sürmeye çalışan Kyle Barnes'ı ele alıyor.Karakterimize Reverend Anderson isimli bir vaizin yardımıyla kafasındaki soruların cevaplarını alacak.

Çocukluğundan itibaren şeytani bir güç tarafından rahatsız edilen Kyle Barnes rolünü Patrick Fugit canlandırırken ona Philip Glenister ve Wernn Schmidt eşilik ediyor. Korku-gerilim unsurlarına, insani ilişkiler ve psikolojisine odaklanmayı ihmal etmiyor.

Dizide oynayan çocuğundan yaşlısına, her biri çok büyük performans sergiliyor. Ana konuyu da bir yere bağladıklarında tadından da yenmeyecek. Şimdilik dizinin dört bölümü yayınlandı. Sezon finalinin ardından, değerlendirme ile tekrar karşınızda olacağım.

13 Tem 2016

The 100 // 3. Sezon


Lost, Battlestar Galactica, Revolution dizilerinin karması olmasına rağmen daha izlenir olmasının sebebi olayların hızlı bir şekilde gelişmesi, ağır mistizmle kendince mantıklı bir noktaya bağlanması. Hem her sezon kendi içinde, hem de bütün sezonların kendi içlerinde bir gelişiminin sonucunda varmış olduğu noktalar olduğu aşikar

Dizinin hem sevdiğim hem sevmediğim yanı, herhangi bir karaktere "bu iyi" veya "bu kötü" diyemiyorsun. Herkesin içinde başka insanların ölümüne sebep olabilecek kötülük mutlaka var. Dizinin en iyi karakteri de Lincoln sanırım, hiç bir yanlışı olmadı dizi boyunca.

Dizinin başrol oyuncusu Bellamy'i fazlasıyla severim. Herkesi bir arada tutmak için savaş veren bir karakter için gelgit oluşturmaları bence olmadı. Senaristler adeta Finn gibi terminatöre dönüştürdü çocuğu. Aslına bakacak olursak dünyaya verdiği zayiat oldukça fazla, biraz geriye dönüp düşünelim. Birinci sezonda bir telsiz sahnesi vardı hatırlarsanız, devreye aldığında 320 kişi gemide, İkinci sezonun ana konusu olan Dağ adamlarının yaşadığı Weather dağını patlattığında 381 kişi şimdiye kadar bu ikisi için geçerli sebepler vardı. Bu sezonda dünyalılarla barış yapılmış, onlara yardıma gelen 300 kişinin ölümüne sebep olması konusunda saçmaladılar. Durum böyle olunca sezon başın a 300 300 zayiat vermekten hiç çekinmedi. Neyse ki Bellamy'nin sonu Finn gibi olacak derken, direkten döndü.

Bu sezonun iyi mi ? kötü mü? olarak tahmin edemediğim karakter Pike oldu. Aslında onun ideolojini gözlemlediğimde, kendi halkını korumak uğruna dünyalılara güvenmemekte haklı sebepleri vardı. Arktan dünyaya geldiklerinde sırada yerlilerin hiç gözlerini kırpmadan, ilk olarak çocukları öldürmesi ve ardından onlar tarafından ağır zulme uğrayan arklıları düşününce davasının haklı bir yönü mevcuttu. Bu da güven duygusunu yitirmiş olması haklı bir sebep. Tabi iş diktatörlüğe gelince amacını unutarak ve iş güç savaşına dönmesiyle kaybeden oldu. Onunda cezasını sezon finalinde Octivia efsane kesti. Dizininde işte bu yönünü seviyorum. Hiç çekinmeden elini gösteriyor, hak edene hak ettiği cezayı veriyor. Tıpkı Octivia'nın verdiği gibi.. Bu dizide herkes ölebiliyor. En kilit isimler bile.

Clarke karakterini iki sezon boyunca sevdim ve savundum. Fakat bu sezon için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Sürekli tüm dünyayı kurtarır pozisyonda olması, gerçekçi gelmiyor artık. Diziyi süper kahraman dizisi haline getiriyor, halbuki bilim kurgu dizisi izliyoruz. Ayrıca bir anda çok iyi dövüşebilen birine dönüşmesi de ayrı muamma. Bu bir tek Clarke için geçerli değil tabi. Bir tek Octivia'yı anlarım Lincoln  ve Indria sayesinde sağlam bir eğitimden geçti ve kızın içinden resmen savaşçı bir hatun çıktı. 

Dizinin en çarpıcı iki karakterini ölmesi benim için kesinlikle bir yıkım oldu. Dizinin en asil karakterleri olarak gördüğüm Lincoln'un kendini arkadaşları için feda etmesi, efsanevi bir davranış olarak kayda geçsin lütfen!

Bir diğer karakter ise savaşı ruhunu dibine kadar hissettiğimiz Lexa'nın ölümü. Bu resmen beklenmedik oldu. Senaristlerin yaptıkları en büyük hata. Lexa'nın diziye kattı hava tartışmasızdı. Bir kere tam bir görev nasıl yapılıyor, iyi beceriyordu. Işık şehrine Clarke yardım için gelen Lexa gözümde efsanevi oldu.  O nasıl savaş ruhu o nasıl dövüşmektir. Lexa geri gel!


Maya'nın ölümünden sonra, Jasper yaşama sevinci, mücadeleci ruhu bir kenara itmiş, en yakın arkadaşı Monty'i bile gözü görmeyen, Buz Ulusundan gelenlere kendini öldürtmeye çalışırken takındığı psikopat gülüşüyle farklı bir Jasper'ı izleyeceğimiz sinyalini daha ilk bölümden verdi. Monty-Jasper cehpesi bu sezon beklediğim gibi değildi, ne yazık ki senaristlere kurban gitti.İkisi arasındaki bağı seviyordum. Monty hep fedakar, kendinden çok arkadaşını düşünen taraf. Jasper, Maya'nın ölümünden Monty ve Clarke sorumlu tuttuğu için bir türlü eskisi gibi olamadılar. Dizinin bu tarafını sevmedim. Monty; bu sezon annesine kavuştu ve bir o kadarda çabuk kaybetti. Ne yalan söyleyeyim annesini sevemedim. Mesela; Monty, Pike'ın gerçek yüzünü gördüğünde arkadaşlarına yardım ettikten sonra annesinin onu ele vermedim süsü vererek oğlunu kandırması kesinlikle gerçek dışıydı. Hiç bir anne, yapmaz. O yüzden ölmesine üzülmedim.Murphy karakterini ilk sezondan beri severim. 

Murphy'nin "hayatta kalmak için yaptığım şeyler" cümlesi dizinin kısa bir özeti gibiydi. 

Murphy'nin hikayesini öğrendik. Zor bir hayat geçiren bu çocuk için hayatta kalmak kesinlikle önemli. Üç sezon boyunca dayak yedi, yılmadı. Işık şehri muhabbetinde kıskançlık, ihanet bunlar beni ben yapan özellikler demesi  gerçekliği yansıtan tek karakter olduğunun kanıtıydı. Benim naçizane fikrim dizinin bu sezonun kilit isimlerinden biri kesinlikle Murphy'di. 

3.sezonun finalinde Indria'nın elinde ateşli silah Octivia'nın elinde palayı görünce farkettim ki bu dizi kadar mantıklı taraf ve fikir değişikli olan başka bir yapım yok. Resmen değişkenliğin dibine dibine vurdular. Karakterlerin ruh hallerinden ve taraflarını seçmelerindeki değişim de bir kaç örnek dışında iyi olduğundan dolayı çok yerinde ve dozundaydı. Indria'nın Pike'ı öldürmemesi, Bellamy ve Monty'nin ortak iş yapması gibi.. 

İlk sezonun ergenliğinden sıyrıldıktan sonra olayların akışı ikinci sezonda bir ivme kazanmıştı. Bildiğin ergenlikten olgunluğa geçmiş ve "yetişkin" bir dizi olmuştu. 2.sezonun finalinde ayyuka çıkan yapay zeka ise 3.sezonda daha bir ayrıntılı olarak karşımıza çıktı. Bununla birlikte Dünyalılar ile savaşa ara verip, hayatta kalma mücadelelerinden uzaklaşıp, dizinin başında bir nükleer patlama sonucu dünyanın nasıl bu hale geldiğine dair bu sezonda güzel bir biçimde cevabı veriliyor. Sezon finalinde ki olaylar sonucunda 4.sezonun yeniden hayatta kalma olayına dönmesi sevindirdi.