29.12.15

Star Wars:The Force Awankens


Filmde seriye yeni katılan Rey ve Finn karakterlerini çevresinde şekillenen, Karanlık Taraf olan ilk Düzenden (First Order) kaçarak hayatta kalma ve droid BB-8'e verilen gizli görevi yerine getirme öyküsü, Güç'ün yeni sahibine seslenmesiyle de farklı boyut kazanıyor. Baş karakter rollerinde oyuncular Daisy Ridley ve John Boyega'yı gördüğümüz filmde serinin fenomen karakteri de geri dönüyor. Kadrosunda Ridley ve Boyega'nın yanı sıra ayrıca Oscar Isaac, Lupita Nyong'o, Gwendoline Christine, Adam Driver'ın da yer aldığı filmin orjinal kadrosunda bulunan Harrison Ford, Carrie Fisher, Mark, Hamil, Peter Mayhew de bu filmle birlikte geri dönüyor.

Lucas Film'in yapımcılığında hayata geçirilen filmin yönetmen koltuğunda ise J.J. Abrams oturuyor. Abrams'ın Star Trek filmiyle yola çıktığı alt düzey uzay seremonisinde kendini kanıtlamasıyla bir de bir üst düzey olay Star Wars'ı deneyeyim diyerek çıktığı yolda yer yer serinin efsane yönetmeni George Lucas'ı aramış olsak dahi aslında Abrams'ın eski ve yeni arasında kurduğu bağlantı filmi olan The Force Awakens özgünlüğü kaybetmediği için iyi  bir iş çıkardığı düşüncesindeyim. Zira; bir çok Star Wars hayranı gibi aklımdaki tek bir soru var idi. Yönetmenlik koltuğunu George Lucas'dan devralan J. J. Abrams'ın nasıl bir iş çıkaracağı düşüncesiydi. Film izlerken anlıyorsunuz ki başarılı yönetmen Star Wars serisinin son yıllarda çekilen filmlerine iyi çalışmış ve bir çok izleyiciyi tatmin edecek şekilde isteklerini yerine getirmiş. Özelikle Lucas'ın eski filmlerde oluşturduğu kendine özgü dokusunu beyazperdeye harika bir şekilde yansıttığı kanaatindeyim.

Hikayesi ve kurgusu kuvvetli fimleri takip eden biri olarak Star Wars serisinin 4-5-6'yı kendi içinde, 1-2-3'ü kendi içinde değerlendiriyorum. Star Wars'un son üçlemesi o dönemin detay ve felsefe harikası olmasının yanında aynı zamanda dönemimin çok ötesinde öngörülere sahip özel bir film. Star Wars 1-2-3 ise 4-5-6'nın bazı hususlarını detaylandırıldı kanaatindeyim.


Star Wars filmlerinin konu itibari ile en çok yoğunlaştığı, clon savaşlarından bir miktar öncesi ve bir miktar sonrası, bu döneme ait 6 film, 9 cilt çizgi romanın arasında bir kitap, müstakil yazılmış kişileri anlatan kitaplar ve bunların toplamı neredeyse 40 seneye sığan bir dönem. Bu hikayeleri bilmeden veya anlamadan film hakkında esaslı yorum yapması oldukça zor. SW4 öncesi hikayede Jedi külliyatı sıfırlanmış idi. Sonrasında ise artık gücü öğrenmeye çalışan ellerinde neredeyse hiç bir belge ve bilgi olmayan bir grup Jedi talebesini yeni üçlemenin ilk filmi  ancak bu kadar iyi işleyebilirdi.

The Force Awankes, 6. filmin 30 yıl sonrasında geçiyor. Bizi yıldızlar arası savaşa tekrardan sürüklüyor. Bu sefer İlk Düzen adıyla karşımıza çıkan kötü tarafta lider olarak Kylo Ren karakterini görüyoruz. Star Wars filmlerinde kült kötü karakterler arasında adını yazdırmış olan Darth Vader evrene tehdit saçıyordu. Vader gibi kötü bir karakterden sonra afişlerde ve fragmanda Kylo Ren'i görünce ondan da bir Darth Vader olmasa da onun ayarında bir kötü karakter çıkacağını düşünmüştüm. Fakat beklediğimin altında vasat buldum diyebilirim. Bu filmde diğer filmlerle kıyaslanmayacak kadar espiri ve komedi vardı. Bunu sağlayan başlıca karakter ise Finn idi. Seriye bu film ile dahil olan karakterimiz yerinde ve dozundaydı. Bir diğer yeni nesil karakter ise Rey, yüksek olasılıkla direnişin lideri olarak yer alacağı düşüncesindeyim.

star wars


Efsaneleşmiş Star Wars filmlerini tekrar tekrar izleyen, kitaplarını, çizgi romanlarını okuyarak her daim bu oluşumun bir hayranı olarak filmin senaryo açısından eksikliği, hikaye derinliği idi. Star Wars'ın bu kadar hayran kitlesine sahip olması gözümüzle gördüğümüz ana hikaye değil. Arka planda biraz işlendikten sonra genişçe hayal gücümüze şekil verdiğimiz bu muazzam evren; sonsuz sayıda ve harika yaratılabilecek gezenler, ırklar, politikalar, olay görgüleri vs. The Force Awankens ile bu duyguyu yakalayamıyoruz. Bunun nedenin ise, geçiş filmi olduğu düşüncesinin hakim olması. Bu şekilde düşünmemize sebep olan ise; Star Wars daha önceden bildiğimi geçiş filmi olan The New Hope filminin devamı gibi hissettirmesi. Bu şekilde hissetmemizin temelinde aslında JJ Ambrams'ın bir nevi stratejisi olduğu aşikar. Zira serideki benzer olguları işleyip o duyguları yakalayarak eski hayranları memnun edip onları kazanarak fazla risk almadan yoluna devam etmesi oldu.

Film güzel, görseller harika, yeni karakterleri sevdik. Biz Star Wars sevenler ikinci film çıkana kadar onlarca kez daga seyredip tüm detaylara vakıf olacağız. Star Wars evrenini 3D olarak görmek oldukça hoştu. Gerek uzay savaşları gerek ışın kılıcı dövüşleri 3D olarak çok güzel bir tat bıraktı ve görsellik olarak muhteşem bir şov sundu. Eski serilere kıyasla artısı olarak kesinlikle teknolojinin verimli kullanılmasını örnek gösterebilir ve filmi mümkünse 3D olarak izlemenizi  tavsiye ederim. Güç sizinle olsun.olsun.

21.12.15

Yeni Yıl İçin Alınabilecek En Güzel Hediye


Şimdi yazının başlığına bakıp hemen uçak, araba, sonsuz para diyeceğimi düşünüyorsunuz biliyorum ama bu sefer başka bir hediyeden bahsedeceğim. Yılbaşı yaklaşırken evde aile üyeleri tarafından gizli gizli işler çevrilmeye başlar. Herkes kendi hediyesini en güvenli yere saklamaya çalışır aynı zamanda diğerlerinin hediyelerini bulmaya çalışır. Bu yıl evde yılbaşı için hediyemi biraz erken buldum. Gardırobun en arkasında hışırdayan bir torba içerisinde hediye saklanırsa olmaz.
Neyse ben şu hediye kısmına geçeyim. Daha gelmeyen yılbaşının hediyesi: Oral-B şarjlı diş fırçası. Denemeye çekiniyordum ama hediye gelince keşke daha önce alsaymışım dedim kendi kendime.
Oral-B, profesyonel diş temizleme aletlerinden esinlenerek tasarlamış bu şarjlı diş fırçaları ile mükemmel bir temizlik deneyimi sunuyor. Diş plaklarını temizlemekte manuel fırçalardan çok daha etkili bir sonuç veriyor, ilk kullanımdan sonra bile daha önce sanki hiç bu kadar iyi dişlerimi fırçalamamışım gibi hissettim. Üç boyutlu oynar başlık sayesindeyse normal bir fırçanın yapamayacağı kadar hareket edip, normalde ihmal ettiğimiz ulaşamadığımız yerlere bile ulaşıyor. Fırça başlıkları dişleri tamamen sararak birçok noktaya temas ediyor ve muhteşem sonuçlar almamı sağlıyor.
Ağız bakımına çok önem veren birisi olarak bu benim için en iyi yılbaşı hediyesi oldu. Siz de yeni yılda sevdiklerinize Oral-B şarjlı diş fırçası hediye ederek onları mutlu edebilirsiniz.
Ürünleri incelemek ve yılbaşı indiriminden yararlanmak için tıklayınızBu arada, Burcu Esmersoy'lu videosunu da paylaşmadan duramadım :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.

14.12.15

En İyi Güney Kore Filmleri

Güney Kore, tavırları, aile içi yaşamları, akrabalık ilişkileri ve büyüklere saygı gibi bir çok faktör de onları kendimize yakın hissetmemizi sağladığı için, ülkemizde popüleristesini günden güne arttırmaktadır. Durumas böyle olunca Güney Kore sinema sektörü Türkiye'nin de dahil olduğu dünyanın bir çok ülkesinde popüler hayran kitlesine sahip ülkelerden biri olmaya hızla devam ediyor.
Uzakdoğunun arabesk milleti olarak bilinen Güney Koreliler ağlatmayı, aksiyonu, komediyi dozunda yani duyguları yansıtma konusunda ki başarıları ile hollywood sinemasının soğuk ve bencil karakterlerinden sıkılanlara rahatlık sağlar. İnsani duyguları yerli yerine koyar. Bel altı vurmaya şartlanmadan güldürür. Ele alınan senaryonun en uç versiyonlarını sizin karşınıza film olarak çıkarırlar. Aşk, nefret, intikam, onur, korku, sevgi, ihtiras gibi insana ait bütün duyguların en aşırı uçlarına şahitlik etmemiz mümkün. Örneğin; silah kullanılmayan mafya filmleri, hıçkıra hıçkıra ağlatan dram filmleri, başrollerin de öldüğü müthiş aksiyon filmlerine rastlamak olası Güney Kore sinemasından olası. Ülkemizde de bu kadar revaçta olan En iyi Güney Kore filmleriyle sizlerleyim.

The Man From Nowhere-Mazisi Olmayan Adam (2010)
2010 yapımı olan bu film hem gişede başarılı olmuştur hem de çok sayıda ödüle layık görüşmüştür.Müthiş kurgu, oyunculuk ve yönetmenlik başarısı diyebiliriz. Bir rehin dükkanına sahip olan Cha Tae Shik (Won Bin) kimsenin geçmişi hakkında bir şey bilmediği esrarengiz fakat sorun yaratmayan bir adamdır. Komşusunun ufak kızı So Mi ile aralarında garip ve içten bir bağ vardır. Tae Shik kimseyle konuşmaya gerek duymasa da ufak kıza sürekli öğütlerde bulunur. Annesi sorun çıkardığında evinde kalmasına dahi izin verir. Annesinin karıştığı bir olay sonucu kız kaçırılır. Cha Tae Shik'in de bu işe dahil olmasıyla başlayan harika bir kurgunun içinde buluyorsunuz kendinizi. Başta durgun başlayan hikaye gelişme bölümüne geldiğinde aksiyonun dibin vurup finale doğru drama bağlamasıyla harika bir yapım ortaya çıkıyor.Wom Bİn
A Moment To Remember- Hatırlanacak Bir An (2001)
Oyuncu kadrosu sınırlı, iki kişi üzerinden baz alınarak anlatılan hikayenin konusu, unutkan karakterimiz Su Jin'in (Son Ye Jin) bir gün markette çantasını ve aldığı içeceği unuttuğunu fark edip markete geri dönmesiyle,o esnada marketten çıkan bir müşterinin kendi içeceğini yürüttüğünü zannedip ilginç bir harekette bulunuyor. Hatasını fark eden genç kız bu duruma geç kalıyor. Soo Jin'in babasının yanında çalışan adamlardan birinin Cheol Su (Jung Woo Sung) yani markette gördüğü kişi olduğunu öğreniyor. Sonrasında olaylar farklı bir yöne ilerliyor, mendilleri de hazırda bulundurmayı ihmal etmeyin. Ana hikaye; başta çok sıradan ve arabesk gelse de, detaylara ve içinde ki etkileyici küçük hikayelerinin yanına bir de oyuncuların başarılı performansını da eklersek, seyirci etkisi altına almakta zorlanmıyor.
Film; 2001 yılında Japon dizisi temel alınarak uyarlanarak 2004 yılında vizyona girmiştir. Ülkemizde ise Özcan Deniz'in yönetmeliğini yaptığı "Evim Sensin" olarak uyarlanmıştır.İlk bir saat boyunca ağlamaya hazırlık aşaması ve son yarım saatte dramın dibine dibine vurduğu Güney Kore filmi romantik/dram izlemek isteyenler için ideal bir yapım.
A Moment to Remember
Miracle In Cell No: 7. Koğuştaki Mucize (2013)
Kızı Yesung (Kal So Won) ile mutlu bir hayat süren zihinsel engelli baba Yong Goo'nun (Ryoo Seung Ryo) 1997 yılında işlemediği bir suç yüzünden cezaevine girmesiyle başlayan serüven hapishanede azılı suçlularının 7 nolu koğuşa düştükten sonra yaşanılan dramın ardında yıllar sonra babasının adını temize çıkarmak için avukat olan Yesung (Park Shin Hye) adalet için savaşına tanık olacağınız baş yapıt denilebilecek filmlerden biri Miracle In Cell No: 7.Dozunda komedi, dibine kadar dram ve mükemmel iki oyunculuğu harmanlayarak göz pınarlarınızı kurutana kadar ve doğrudan yüreğinize, vicdanınıza işleyen harika komedi-dram türünün örneklerinden biri.
miracle-in-cell-no-7
Old Boy- İhtiyar Delikanlı (2003)
Uyandığında kendini özel bir hücrede bulan Oh Dae Su (Choi Min Sik) 15 yıl tutsak olarak yaşadıktan sonra karısının ölümünü onun üzerine yıkmalarının ardından serbest bırakılır. Dae Su, kendisine bu kötülüğü yapanları bulup intikam almasını konu alan bu film, 2004 yılında Cannes Film Festivalinde büyük ödülün sahibi olmuştur. İnce zeka oyunlarıyla kurgulanmış Old Boy hem teknik hem de üslubu olarak kendine has bir film. Bilinçaltınıza şiddet, intikam, aşk, cinsellik, ara ara derinlemesine felsefi, bazende olduğu gibi basit temalarda bulunan zekice yapılmış bir başyapıt. Filmin müzikleri deseniz harika ötesinde. 2013 yılında Hollywood versiyonu uyarlanmasına rağmen orjinali kadar sükse yapmamıştır.Old-Boy
My Sassy Girl-Hırçın Sevgilim (2001)
Gyun Woo (Cha Tae Hyun) bir akşam evine döndüğü sırada metroda güzel ama bir o kadar sarhoş Ji Hyun Jun'a (Gianna Jun) rastlar. Kız o kadar sarhoştur ki trenin önüne düşmekten Gyun Woo kurtarır. Çevredeki herkes onların sevgili olduğunu düşünür. Durum böyle olunca Gyun Woo ses etmez. Tesadüf sonucu karşılaşan iki gencin hikayesini konu alan filmin çıkış noktası aslında şu şekildedir.Kim Ho Sik adında bir gencin, kız arkadaşına karşı duygu ve düşüncelerini kendi blog sayfasında yazması sonucu ile başlayan serüven büyük ilgi görünce önce senaristlerinin ilgisini çeker. Bu hikayeler daha sonrasında roman olur. O romandan uyarlama yapılan Sassy Girl ise Güney Kore'nin romantik-komedi türünün en iyilerinden biri olarak kabul edilir. İzlemiş olduğum en iyi romantik-komedilerden biridir. Aşkın her evresini konu alan, güldüren, eğlendiren ve duygulandıran bir film olmakla beraber, Cha Tae Hyun ve Gianna Jun'un hafızalarımızda yer ettiği filmlerden biri olarak yerini almış bulunmakta.
MySassyGirl1_zps13bdfa69
Only You-Sadece Sen (2011)
Sakin bir hayat sürek eski bir boksör olan Chul Min (So Ji Sub) ile gözleri görmemesine rağmen hayata sıkı sıkı tutunan Jung Hwa (Han Hyo Joo) arasında geçen aşkın hikayesini konu alıyor. Klişe bir hikayenin içinde kendimizi buluyor olsak da Han Hyo Joo ve So Ji Sub'un iyi oyunculukla harikalar yarattığı film. Ne dram ne de romantizm abartılacak boyutta olmamasına rağmen iki öğe öyle güzel kaynaştırılmış ki duyguları içten yaşamayıp karakterleri kabulleniyorsunuz. Film, ülkemizde "Sadece Sen" adlı film olarak uyarlanmış orjinali kadar sükse yapmamıştır.Only-You-The-Movie__7
Hansel&Gretel- Hansel ve Gretel (2007)
Lee Eun Soo (Chun Jung Myung) annesinin evine giderken ormanın kenarında kazar yapar. Uyandığında kendini bir evde bulur. 3 çocuk ile bu evde mahsur kalan kahramanımız her ne kadar kurtulmak için çabalıyor olsa da başladığı yere geri döner. Anlam veremediği bir gizemin içinde kendini bulur.Filmin adından da anlaşılacağı üzere Hansel ve Gretel masalını konu alıyor fakat bildiğimiz masalı farklı yönleriyle ele alarak anlatıyor .Pek fazla içinde korkuyu barındırmasa da yer yer gerilimi hissetmeniz mümkün. Filmin yönetmeni kadar görüntü yönetmenini de tebrik etmek lazım. Hiç kuşkusuz kendi alanlarında güzel işler sergilemişler.
Hansel ve Gretel
A Hard Day-Zorlu Gün (2014)
Polis olan Go Gun Soo (Lee Sun Gyun) annesinin cenaze töreninden dönerken bir adama çarparak, öldürür. Gecenin karanlığından faydalanıp suçunu gizlemek ister. Onu annesinin tabutunun içinde beraber gömer. Fakat yaptığı kazayı gören görgü tanığı vardır ve onu tehdit etmektedir.Klasik bir konu gibi klişelerle süslenmiş olsa da senaryonun kurgusu, kara mizah, suçluluk psikolojisi, karakterler arası geçişler başarılı bir şekilde yansıtılmış. Filmin ilk yarısı düşük olan tempo ikinci yarısında yerini heyecana ve aksiyona bırakıyor. Lee Sun Gyun'un oyunculuğu ise kendine muazzam, kendine hayran bırakan cinsten. Canlandırmış olduğu Gun Soo karakteriyle toplamış olduğu bütün ödülleri hak ettiği kanaatindeyim.
a-hard-day-2014_67871416366389
The Classic-Klasik (2003)
Üniversite öğrencisi olan duygusal bir kız olan Ji Hee(Son Ye Jin) küçük yaşta babasını kaybetmiş annesi ise çalışmak için yurt dışına gitmiştir. Hayatta ki tek varlığı olan annesini özlediğimi zamanlarda onun geçmişine ait hatıraları gün yüzüne çıkararak gidermektedir. Bu hatıralar, annesinin babasıyla tanışmadan önceki sevgilisi ve ilk aşkı olan Jun Ho(Cha Seung Woo) ile birbirlerine gönderdikleri mektuplardır. Ji Hee, içinde ki kopan fırtınalardan ancak bu şekilde kaçmaktadır. Senaryonun içinde ki detaylar, temiz aşk, yaşanan ve yansıtılan duygular o kadar içten ve samimi geliyor ki, kimi sahnede gözleriniz dolduğunu hissetmeniz mümkün olabiliyor.
The-Classic-The-Korea-Movie_58
Daisy-Papatya (2006)
Amsterdam şehrinde yaşayan güzel ve yetenekli ressam olan Hye Yong (Gianna Jun) şehrin işlek caddelerinde ilgisini çeklen insanların resimlerini yaparak geçimini sürdürmektedir. Kore Mafyasının emrinde ki kiralık katil olan PArk Yi (Jung Woo Sung), bir gün papatyaların resimlerini çizdiği sırada Hye Young'u görür. Katilin ona aşık olmasıyla başlayan olaylar silsilesini konu alıyor. Film, tesadüfün muhteşem doğa manzarasıyla birleşmesiyle etki altına alıyor izleyiciyi. Çok fazla ikili konuşmalara tanık olmadığımız daha çok iç sesleriyle geçen bir film olmasından kaynaklı romantik bir film olarak izleyicinin kalbini fethediyor.Daisy, yağmurlu bir günde battaniyeye sarılıp izlemelik türden harika bir film.
mov_20050350_21

12.12.15

The Village: Achiara's Secret / Kore Dizisi


SBS kanalında yayınlanan 16 bölümden oluşan The Village Achiara's Secret dizinin senaristliğini Do Hyun Jung yaparken yönetmen koltuğunda Lee Young Seok oturuyor. Achiara küçük, huzurlu ve olaysız bir köydür. Bir gün Han So Yoon köye İngilizce öğretmeni olarak taşınır. Öğretmenlik görevinin ilk gününde ormanda gömülmüş bir ceset bulur. Cesetin bulunuşu, soruşturma aşaması ve kurban ile bağlantılı kişilerin hayatları değişmeye başlandıkça  So Yoon ve polis memuru Park Woo Jae ile birlikte gerçeğin peşine düşerler. Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla aslında Achiara köyünün aslında sırlarla örülü bir köydür. Dizinin konusu ilgi çekici ve gizemi, insanı şüphe ve meraka sevk ediyor. 

Moon Geun Young; dizide Han So Yoon karakterini canlandırıyor. Çocukluğunda anne, babası ve kız kardeşini trafik kazasında kayben Soo Yoon, büyük annesinin yanında Kanada'da yaşamıştır. Aldığı bir mektup sonucu kendini Achiara'nın gizemli olaylarının içinde bulacak. Moon Geun Young'un gerilim sahnelerinde ki tepkilerinden yola çıkarsak oyunculuğunu beğendim. 


BTOB grubunun güzel sesi Yook Sung Jae; dizide Polis Memuru Park Woo Jae karakterini canlandırıyor. Sung Jae daha önce Reply 1994, Age Ending in Nine Boy, Who Are You: School 2015 dizisinde hafızalara yer etti. Hiç kuşkusuz oyunculuğunu gösterdiği ilk dizi Who Are You: School 2015 oldu. Orada ki gerçekleştirdiği oyunculuk ona bir çok dizinin kapısını açacağı aşikardı. Bunlardan ilki The Village: Achiara's Secret dizisi oldu. Sung Jae çok özel yerlere gelecek bir oyuncu olacak. Dizide Achiara'ya  polis olarak atanan ve köyde oldukça sevilen bir memurdur. Olaysız bu köyde ceset sonucu merakına yenik düşer filmlerde gördüğü kriminal memurlar gibi araştırmaya koyulur.
Oh Joo Wan; dizide Seo Gi Hyun karakterini canlandırıyor. Surplus Princess dizisinden hafızalarda yer etti. Achiara kasabasının zengin ailesinin tek erkek evladı ve varisidir. Aynı zamanda Han So Yoon'un sınıfında olan Seo Yoona'nın abisidir. Yurt dışından Achiara'ya ailesinin yanına döner. Onun kişiliğini dizi boyunca çözmek oldukça zor.




Dizinin yıldızı, oyunculuğuyla Kim Hye Jin karakterini canlandıran Jang Hee Jin oldu. Hem çok güzel hem de harika rol yeteneğine sahip. Senarist öyle bir senaryoya imza atmış ki kurgunun tamamı Kim Hye Jin'in ölümünün arkasındaki sır perdesi üzerine kurulu. Durum böyle olunca merak uyandırıcı ve ilgi çekici olduğu gereğini gözler önüne seriyor. Fakat, Jang Hee Jin'in bakışlarına hayran kaldım. 16 bölüm boyunca bakışlarıyla ne çok şey anlattı.

Köyün halkı fazlasıyla tuhaf olduğundan çoğu kendi çıkarları peşinde. Özellikle senarist son bölümlere kadar dizide bulunan her karakteri şüpheli göstererek hedef şaşırttığı için konuyu nasıl bağlayacağı hususunda oldukça meraklıydım. Çünkü yapacağı bir hata dizinin güzelim kurgusunu mahvetmek demekti. 

Final bölümü etkileyici olması adına biraz duygusal yapmayı tercih etmiş senarist. Mükemmel ya da müthiş bir dizi değildi ama sonuna kadar merak ettirip izlettiren bazen heyecanlandıran, gerilmemize sebep olan ve akıcı anlatımı olan bir dizi olarak geride kaldı. İlk bir kaç bölümden sonra senaryosunun oturduğu kanaatindeyim. Dizide yan karakterler ana karakterlere göre daha cezbedici ve baskındı. Başından sonuna kadar merak uyandıran bir konuya sahip olduğu için aşkı kaldırabilecek türden bir dizi değildi. Bu tür diziler de genelde aşk olmuyor eğer olsaydı işler biraz daha farklı gelişebilirdi.

Shin Eun Kyung; dizide meclis üyesinin eşi, Yoona'nın öz annesi ve Gi Hyun'un üvey annesi Yoon Ji Sook karakterini canlandırıyor. Oh My Ghost dizisinde Sun Woo'nun annesi rolünden hatırlayabilirsiniz. The Village: Achiara's Secret senaryosunun kesinlikle kilit ismi. Her bölüm kadına kızdım her bölüm affettim ama en çok onun hikayesi acıttı.


Uyarı:  Bir sonra iki paragraf spolier içeriyor.

Kim Hye Jin'in annesinden birazcık şefkat görseydi yalnızlığının verdiği yaraya merhem olurdu. Belki de yıkıcı kin ve öfkesi ile trajedik olaylara yol açmayabilirdi. Annesinin yaşadığı talihsiz olaydan sonra dengesiz ruh haliyle, yaptıklarını anlamamak elde değil ama evladını öldüren kişiye yardım etmesi kabul edilecek gibi değildi. Kızı en son ölürken elini tutmasını gibi duygusal bir sahne beklemeyi umuyordum.  

Dünyanın neresinde olursa olsun her çocuk mutlu ve sağlıklı yaşamayı hak eder. Bu dizi başından beri adeta insanı uyarıcı mesajlarla doluydu. Belki yeri geldi anneden nefret ettim ama onu anlamayı, hak vermeyi finale bıraktık. Küçük yaşta hayatını karartan, çocukluğunun masumluğunu yok eden olayı yaşamamış olsaydı belki bugün hayata ve insanlara bakışı farklı olacaktı. Asıl canavarın ona ve evladına yaşattığı cehennem asıl onun için gerekliydi. Kim Hye Jin hayatı boyunca anne sevgisini bulmaya gelmişti belki küçükken kendisini evlat edinen Han So Yoon'un ailesiyle yaşamış olsaydı buna ihtiyaç dahi duymazdı. 

Kadro güzel, senaryo sürükleyici ama reytingler düşük. Mantıklı düşündüğümüzde böyle bir hikayeyi takip edebilecek, kafa yormak isteyen izleyici olması normal. Gerilim, polisiye ve korku türünü sevmeyen, kafa patlatmak istemeyen insanlar vardır. 2015'te SBS kanalı izleyiciye art arda kaliteli diziler sundu. Mask, Yong Pal ve The Village: Achiara's Secret gibi..

Diziyi benim gibi dikkatli izleyen ve BTOB'u yakından takip edenler, Sung Jae'nin bir sahnesinin arka tarafında yer aldıklarını görebilirler :)

Sassy Go Go / Kore Dizisi


Sassy go go dizisini yazarlığını The Fugitive of Jeseon dizisinin senaristliğini yapan Yoon Soo Joon yaparken yönetmen koltuğunda ise Lovers of Music dizisinden tanıdığımız Lee Eun Jin oturuyor. 

Gençlik ve okul temalı olan dizi lisede ki iki ayrı okul kulübünün üyeleri bir grup gencin tutkuları uğruna verdikleri mücadeleyi ele alıyor. Bir tarafta okulun çalışkan öğrencileri diğer tarafta dans için yanıp tutuşan öğrenciler. İki grubu bir araya getiren sevgili öğretmenler ve hırslı veliler. Senaryonun en can alıcı noktası ise öğrencilerin yaşadığı türlü türlü sorunlara mesaj vermesi.
A Pink grubunun mükemmel sesi Jung Eun Ji; dizide Kang Yeon Do karakterini canlandırıyor. Reply 1997, The Winter, The Wind Blows, Reply 1994(konuk oyuncu) Trot Lovers dizilerinden akıllarda yer etti. Özellikle Reply 1997 dizisinde ki oyunculuğuyla ben dahil bir çok izleyicilerin kalbini fethetti. Kang Yeon Do karakteri, Sebit Lisesine en yakın arkadaşı Ha Dong Jae için yazılan ve okulda "Real King" adı verilen dans kulübünün üyesidir.. Okuldaepopüler bir kişiliğe sahip olsa da akademik açıdan oldukça yetersizdir. Onun felsefes, "Bir daha mı dünyaya geleceğiz" şeklinde hayatın tadını çıkarmaktır. Eğlenceli kişiliğinin yanında arkadaşlarına fazlasıyla düşünmektedir.
Lee Won Geun; dizide Kim Yeol karakterini canlandırıyor. The Moon Embracing The Sun, Secret Door, Hyde Jekyll, Me dizilerinden hafızalara yer etti. Kim Yeol karakteri zengin bir aileden gelen akademik olarak kendine fazlasıyla güvenen aynı zamanda Sebit Lisesinin çalışkan öğrencilerinden oluşan "Beak Ho" kulübünün üyesidir. Okulun birincisidir.  Alışık olduğumuz okul birincisi olan öğrencilerden tamamıyla farklı olan Kim Yeol'ün çocukluğunda yaşadığı derin yaraya rağmen kendini iyi yetiştirmiş bir karakter.  Dizinin yürüyen egosu olarak görev alsa da gülüşüyle kalplerimizde yerini sağlama aldı.
Ji Soo, dizide Seo Ha Joon karakterini canlandırıyor. Angry Mom dizisinde yakaladığı başarıyla kendini sevdiren oyuncu gelecekte iyi bir oyuncu olacağının sinyallerini vermeye başladı. Bir dizi bitmeden diğerinin tekliflerini aldığını belirtmek isterim. Seo Ha Joon karakteri, Beak Ho kulübünün üyesi ve Kim Yeol'ün çocukluk arkadaşıdır. Sert görünüşünün ardında yatan merhameti karaktere fazlasıyla sempatik hava kattı. Onun kalbinde yaşadığı derin acının çözümünü bir an önce ekrana yansıtsınlar diye dizi boyunca fazlasıyla bekledim. 
Chae Soo Bin; dizide Kwon So A karakterini canlandırıyor. Spy diziyle tanıdığımız oyuncu Sassy, go go dizisiyle iyi bir çıkış gösterdiği kanaatindeyim. Kwon So A karakteri, Beok Ho kulübünün üyesi, okul ikincisidir. Annesinin gözünde iyi bir çocuk olabilmek adına, o ne derse yapan, en iyi üniversite de okuyabilmek için var gücüyle savaşan ve buna rağmen okul birinciliğini alamadığı için annesinin gözünden düşen bir kızdır. Onun dizide ki mottosu kesinlikle  "savaşta her yol mübah" diyebiliriz. Hatta bu sözün öncü lideri bile seçebiliriz.

VIXX grubunun lideri N yani Cha Hakyeon dizide Ha Dong Jae karakterini canlandırıyor. Hotel King ve The Family is Coming dizilerinden hatırlayabilirsiniz. Ha Dong Jae,  Kang Yeon Do'nun en çocukluk arkadaşı olmasının yanı sıra Sebit Lisesinin basketbol takımındadır ve oldukça popüler bir kişiliktir. Haptofobi yani dokunulmaktan korkma hastalığına sahiptir. Bu hastalığın sebebi içimi acıtsa da çözümü bir o kadar mutlu etti. Cha Hakyeon'un dizi boyunca ifadesiz bakışları, tepkileri ve Jng Eun Ji ile olan kimyasına bayıldım. 

Dizinin izlemekten keyif aldığım sahneleri hiç kuşkusuz
Kang Yeon Do ve Ha Dong Jae'nin kıskanılası dostluğu.

Ve tabi ki çilekli süt kardeşliği 

Senarist bir lisede yaşanabilecek ne kadar olay varsa ağırlıklı olarak Kwon So A üzerinden 12 bölüme başarıyla sığdırdı. Özellikle sınava aile baskısıyla hazırlanan gençlerin yaşadığı problemleri bir nebze gözler önüne sererek mesaj verme güdüsünü ön planda tuttuğu senaryoda kötülerin her zaman kaybettiği fakat iyilerin kazandığını açık açık her bölüm belli etti. Bununla birlikte ilk bölümler Ji Soo'nun son bölümlerde Cha Hakyeon'un ekranda az görünmeleri ya da repliklerinin azlığı senaristin bu konuda eksiği olduğu düşüncesindeyim. Senaryonun bir diğer dezavantajı da Kwon So A karakterinin 10 bölüm boyunca yaptığı kötülükleri göz önünde bulundurursak son iki bölüm melek gibi olması senaristin kendi içinde çelişki yaşadığının göstergesi olabilir düşüncesini akıllara getiriyor.

Sassy Go Go dizisinin güzel özelliklerinde biri ise Kang Yeon - Ha Dong Jae ve Kim Yeol-Seo Ha Joon arasındaki güçlü arkadaşlık bağını işleyiş biçimiydi. Ortada bir lise varsa orada aşk üçgeni mutlaka söz konusu olduğundan Kim Yeol, Kan Yeon Do ve Seo Ha Joon arasında oluşabilecek en kötü senaryo yerine;  "gerçekleşebilecek en iyi senaryo" ile dostlukların daha da kuvvetlendiği farklı bir yaklaşım seçmesi hoş olmuş. 
Aşkını itiraf ederken veda edebilmek bu olsa gerek;

Kırmızı ayıcık yeşil ayıcığı hiç sevmiyormuş normalde.
Car car ötmesine, herkesin işine burnunu sokmasına uyuz oluyormuş.
Ama yeşil ayıcık git gide ona yaklaşır olmuş
Ne zaman yaralansa yara bandı, merhem vermiş.
O yüzden ona karşı bir şeyler hissetmeye başlamış.
Acıtsa da sevmeyi öğrenmiş.
Kırmızı ayıcık dememi istedi ki;
Minettarmış..

Dizinin yayınlandığı sırada bir çok yorumda School 2015: Who Are You adlı diziyle kıyaslama gbi gaflette bulunan arkadaşları gördüğümde açıkçası fazlasıyla şaşırdım. Okul teması olmasının dışında benzerlik ya da kıyaslama olmasını gerektiren bir unsura rastlamadım. Özellikle School 2015: Who Are You dizisinin yakaladığı başarı ve Sung Jae'nin gerçekleştirdiği oyunculuğu göz önünde bulundursak kıyaslama her ikisi dizi açısında saçma olacağı kanaatindeyim. Bu yorum kesinlikle kıyaslama değil daha çok iki dizi arasında ki farkın ortada oluşu diyebiliriz.

Öğretmenlik konusunda başka bir boyut.
Dizinin bir güzel yanı ise çocukların her daim yanlarında olan sınıf öğretmeni rolünde izlediğimiz Kim Ji Suk oldu. Personal Taste, I Need Romance 2, Angel Eyes gibi dizilerden hatırlayabilirsiniz. Öğrencilerine öğretmenden çok bir abi gibi yaklaşımda bulunan, iyi veya kötü her koşulda onları destekçisi olması rolünün getirdiği sevimliliği gözler önüne serdi.

12 bölümden oluşan Sassy Go Go dizisi konu hakimiyeti bakımında 16 bölümü kaldırırdı. Fakat; mini dizi kategorisinde yer almasına rağmen dolu dolu geçen bölümler ve tatmin edici finaliyle beklediğimden daha iyi bitirdi. 

Dizinin şarkıları en az dizi kadar sevimliydi. A Pink grubunun güzel sesi Jung Eun Ji'nin dizi için şarkı seslendirmemesi üzdü. Han Byul "Shooting Star" Lizzy&Kanto "Flower" şarkıları ilgimi çeken ostlar oldu. Fakat diğer şarkıları dinlemek isteyenler aşağıda ki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Albümü dinlemek için; TIKLA

Büyüklerin "yarın mutlu olmak için bugün mutluluğu teğet geç" palavrasına aldanma sakın!
Bugün mutlu olmalısın ki yarının da mutlu olsun 
Bu gerçeği unutma.
http://crasulla.blogspot.com.tr/2014/08/trot-lovers.html

10.12.15

She Was Pretty / Kore Dizisi

Oyuncu kadrosu şekillenmeye başladığı andan itibaren ilgi odağı olan dizi MBC'nin bu sene yayınladığı en iyi romantik komedisi diyebiliriz. Özellikle Kill Me, Heal Me dizisinde Park Seo Joon ve Hwang Jung Eum iki kardeşi canladırarak aralarında ki uyumu izleyiciye göstermeleriyle birlikte, başka bir dizide başrol olarak görmek büyük ilgi topladı.

She Was Pretty dizisinin senaristliğini King of High School Life Conduct dramasından hatırlayacağımız Jung Sung Hee yaparken, yönetmen koltuğunda ise Cunning Single Lady, Arang and the Magistrate ve The 2 King Heart dizilerinden hatırlayacağımız tecrübeli isim Jung Dae Yoon oturuyor.

She Was Preety dizisinin konusunun temeli "ilk aşk". Ji Sung Joon çocukken şişman, asosyal bir çocukken yetişkin biri olduğunda karizmatik bir yönetici haline dönüşecektir. Kim Hye Jin ise; çocukken çok güzel bir kız olmasına karşın yetişkin olduktan sonra al yanaklı bakımsız birine dönmüştür. Yıllar sonra Ji Sung Joon, Kim Hye Jin'e ulaşır ve onunla görüşmek ister.
Hwang Jung Eum; dizide Kim Hye Jin karakterini canlandırıyor. Jung Eum daha önce Can You Hear My Heart,Full House Take2 , Secret Love, Kill M Heal Me dizilerinden hatırlıyoruz. Kim Hye Jin karakteri, küçüklüğünde zengib bir ailenin güzel kızıyken babasının iflas etmesi üzerine zorluklarla mücadele eden, yarı zamanlı işlerde çalışmak zorunda kalan ve babasının genlerinden dolayı "al yanak" olarak yaşayan, maddi güçlüklerin üstesinden gelebilmesi için kendine harcama yapmayan bir kadındır. Çocukluk arkadaşı olan Min Ha Ri ile aynı evde yaşamaktadır.
Park Seo Joon; dizide Ji Sung Joon karakterini canlandırıyor. Dream High 2, Witch Romance, Kill Me Heal Me dizilerinden hatırlayabilirsiniz. Küçükken insanlarla iletişimi zayıf, arkadaşlarıyla dahi konuşmaya çekinen, şişman bir çocukken, yetişkin olduğundan görünümü ve kişiliği tamamıyla farklı biri haline gelir. Çocukluğundan Amerika'ya yerleşmesiyle ilk aşkı Hye Jin'den ayrılmak zorunda kalan Ji Sung Joon yıllar sonra Seul'e geri döner ve The Most isimli derginin yayın yönetmeni olarak göreve başlar. İlk işi ise ilk aşkı ve arkadaşı Kim Hye Jin'i bulmaktır.

Go Joon Heedizide Min Ha Ri karakterini canlandırıyor. Daha önce Can You My Heart dizisinden hatırlayabilirsiniz. Ha Ri karakteri, çocukluğunda ve yetişkinliğinde güzel bir kız olarak hayatına devam etmektedir. Zengin bir ailenin kızı olmasına rağmen en yakın arkadaşı Kim Hye Jİn ile küçük bir evde yaşamaktadır. En yakın arkadaşı yüzünden bir oyunun içinde kendini bulur

Choi Siwon; dizide Kim Shin Hyuk karakterini canlandırmaktadır. Super Junior grubunun üyesi olan oyuncu daha önce Oh My Lady, Athena: Goddess of War, The Lord Of Drama isimli dizilerde yer aldı. Kim Shin Hyuk karakteri, The Most dergisinin önemli editörlerinden biridir. Eğlenceli hallerinin yanı sıra kalbinin derinlerden birbirinden farklı duygulara yer vermektedir. Garanti veriyorum dizide sizi gülmekten kırıp geçirecek bir karakter.

Dizinin senaryosunu ele almadan önce oyunculuklardan kısaca bahsetmek istiyorum. Hwang Jung Eum'un oyunculuğuna bayılıyorum. İçine girdiği her karakteri başarıyla ekrana yansıtmayı başaran ender aktristlerden. Kim Hye Jin karakteriyle girdiği  al al yanakları, kabarık saçları, aksanlı konuşması tiplemesiyle harika bir iş çıkardığı düşüncesindeyim. Park Seo Joon orta seviyede olan oyunculuğunu Kill Me Heal Me ile geliştirirken She Was Pretty dizisiyle devam ettirdi. Dizinin oyunculuk bakımında ön planda olan ismi Siwon'du. Super Mimiklerini çok iyi kullandığı gibi şaka yapan bir kişiliği olduğunu Super Junior grubunu yakından takip edenler bilir. Dizide ki editör Kim Shin Hyuk karakterini kendi gibi oynadı. Ne bir eksik ne bir fazla.

Oyuncuların birbirleriyle olan uyumunu çok beğendim. Siwon ve Hwang Jung arasında ki uyum bi adım daha öndeydi. Bu uyum dizinin hemen hemen bölümde hissedildi. Ediöt Kim ve  Kim Hye Jin' arasında ki bu uyumu izleyenler kimi zaman iki yakın arkadaş kimi zaman abi-kardeş kimi zaman da iki sevgili gibi yakıştırdı. Ben ana karakterlerden daha çok Jackson ve editör arasında ki sahneleri dört gözle beklediğim için olacak izlerken keyif aldım.
Siwon ve mimikleri 

Daha önce Can You My Heart dizisinde birlikte oynayan Hwang Jung Eum ve Go Jung Hee yakın arkadaşlıklarını ekrana olduğu gibi yansıttılar. Kim Hye Jin ve Ha Ri çocukluğundan beri arkadaş olan ve o yıllardan beri kopmayan iki yakın arkadaş. Ha Ri ailesinden göremediği sevgiyi yıllar geçtikte Hye Jin'den gördüğü için ona asla ihanet etmemiştir. İki arkadaşın dostluklarını gıpta ile izlerken buluyorsunuz kendinizi. Birbirlerini olduğu gibi kabul eden iki kardeş onlar.

Uyarı:  Üç paragraf spolier içeriyor.

Dizinin ilk bölümünde Ji Sung Joon'un çocukluğunda ailesiyle birlikte Amerika'ya taşınmak zorunda olduğundan ilk aşkı olan Kim Hye Jin ile iletişimleri kopmuştur. Yıllar sonra e postasına aldığı cevap ile Seul'e dönüp, onu görmek istemesi üzerine kurulu olan senaryo bir çok klişeye yer vermesine rağmen bir o kadar da göndermeler yapmıştır. Özellikle, Sung Joon'un çocukken yaptığı puzzle hikayesi gibiydi dizi. Dans eden çifti arkadan izleyen kızın tablosu olan bu puzzle'ın hikayesini senaristin abartmadan güzelce işlemesini sevdim. 

Hye Jin'in yıllar sonra çocukluğunun aksine gözle görülür değişimi sonucu çocuğun onu değilde daha farklı birini karşısında görmek istemesinden dolayı gurur kırıcıydı. Durum böyle olun yakın arkadaşı Ha Ri'yi kendiymiş gibi göstermesi bizim türk filmlerinde ki hikayeler gibi, fazlasıyla bizdendi. Fakat konu ne kadar sıcak olursa olsun kendi içinde çelişkilere yol açmadı değil. İlk bölümlerde kızı bu kadar ezmesi bana fazlasıyla saçma geldi. Şişman, içine kapanık biri olduğunda kız ona destek olduğu için yetişkin biri olduğunda insanların yanında olmanın ne kadar önemli olduğunu anlamış olması gerekirdi diye düşünüyorum. Bu sebeple ilk bölümler kıza eziyet etmesi hoş görünmedi.

Diziyi ana karakterlerden çok ikinci karakterlerin götürdüğü fikrindeyim. hem Ha Ri'nin hem Editör Kim'in platonik sevdası hoş değil miydi? Bir çok kişi Ha Ri'nin Sung Joon'a kalbinin kaymasına tepki verdi  fakat onun yaşadığı durum zor ve sancılıydı. Erkekler tarafından kaba tabirle eğlenilecek kız gibi görünürken bir adam çıkıyor ve ona daha önce görmediği muamele yapıyor. Bir anda hislerine hakim olamaması hiç sevgi görmeyen bir kız için normal. Dizide normal olmayan ise, Ha Ri'nin en yakın arkadaşı Kim Hye Jin'e ihanet etti düşüncesiydi. Fakat senaristi bu konuyu kimseyi kötü biri haline dönüştürmeden bitirmesi güzeldi. 
Editör Kim'in Kim Hye Jin'e olan aşkı daha duygusal, gerçekçi ve inandırıcıydı. İtiraf ediyorum! İlk bölümler Kim Hye Jin'in ilk aşkıyla değilde Editör Kim'i seçmesi taraftarıydım. Fakat son bölümler Kim Hye Jin ve Sung Joon arasındaki diyaloglar, şapşik hareketler, tepkileri görmeye başlayınca editör adına üzülsem de fikrim değişti.
The Most'un sevilesi ekibi :)


Dizinin müzikleri de kendi kadar samimiydi. Geçmiş dönemi gösterdikleri sırada çalan The Carpenters "Close to you" şarkısını kim düşünmüşse harika bir iş yapmış. Siwon"Only You" Park Seo Joon "Long Way" Zia "Sometimes" Monta X'tan KiHyun "One More Step" Sistar'dan Soyu&Brother Su "You Don't Know Me

Albümü dinlemek için; TIKLA


Dizinin en güzel yanı ise dizide kötü karakter var etmemiş olmaları. Ne ikinci kadın ne ikinci adam sevgisi uğruna kötü birine dönüşmedi. Hata yapan ve bunu düzeltmeye çalışan, kendi içinde hatalarının muhasebesini yapan bir karakterler söz konusuydu. Ha Ri ve Kim Hye Jin arasında ki sevgiyi, bağlılıkları ve birbirlerine seslenişleri izlenesi güzel sahnelerdi. Romantik komediyi seviyorsanız bayılacağınız türden bir dizi izlemek için hadi ekran başına!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...