16.8.17

Circle: Two Worlds Connected / Kore Dizisi

"İki Dünya… Onların aradıkları tek bir gerçek var.”


Bir TVN klasiği güzel bir diziyle daha sizlerle birlikteyim. Dizinin senaristliği Kim Jin-Hee, Yoo Hye-Mi, Ryoo Moon-Sang, Park Eun-Mi yaparlarken yönetmen koltuğunda Min Jin Ki oturmaktadır. Dizi İki farklı zamandan oluşacak. Birincisi günümüzde (2017), ikincisi 2037'ye ilerleyecek. İnsanlar, dünyaya gelen uzaylılardan yararlanmaya çalışırlar ve ardından gelen ittifak, direniş ve sevgi konusunu içerir.

Uzaylı ya da değil, önemli değil. 
Sadece unut ve yaşa."

Yeo Jin Goo; dizide Kim Woo Jin karakterini canlandırıyor. Daha önce The Moon Embracing The Sun, I Miss You, Orange Marmalade dizilerinde izledim. 2017 yılında yaşayan ve bir üniversite öğrencisidir. Küçük yaşta babası kaybolmuş, ikiz kardeşide hapise girmiştir. Her şeyden uzak kendi halinde üniversitesini okurken gizemli intiharlar meydana gelir ve olaylar silsilesi burada başlar. Jin Goo çocuk oyuncu olarak başladığı kariyerine başarılı bir aktör olarak yaşamına devam ediyor. Ses tonu ve gülüşü kesinlikle efsane!



"Bekle, nerede olursan ol seni bulacağım."
Kim Kang Woo; dizide Kim Joon Hyuk karakterini canlandırıyor. Daha önce Goodbye, Mr Black dizisinde izlemiştim. 2037 yılında yaşayan ve bir dedektif olan Kim Joon Hyuk'un yaşadığı zaman iki alana ayrılmıştır. Birine 'akıllı bölge' denilmektedir. Bu bölgede suç, hastalık ve mutsuzluk duygusu olmaksızın yenilikçi bir sitem vardır. Diğer bölgeye 'genel bölge' denilmektedir. Bu bölgede ise 'akıllı bölge'nin tam tersidir. Burada suç ve hastalık kol gezmektedir. Joon Hyuk 'genel bölge'de dedektif olarak görev almaktadır. Kim Kang Woo aşırı karizmatik Oyunculuğu da kendisi kadar iyi diyebilirim.


 "Benimde bir uzaylı olduğumu
düşünüyor musun?"
Kong Seung Yeon; dizide Han Jung Yeon karakterini canlandırıyor. Daha önce My Lovely GirlSix Flying Dragons dizilerinde izledim. dizide 2017 yılında yaşayan ve bir üniversite öğrencisi olan Jung Yeon karakterini canlandırmaktadır. Onun karakteri, Woo Ji  ile aynı üniversiteye gitmektedir. Bir gün, arkadaşı birden bire ölür. Bundan şüphelenen Jung Yeon gerçeği araştırmaya karar verir. O, 2037 yılında gerçekleşen gizemli bir davanın anahtar figürüdür. Kong Seung Yeon'un bende bıraktığı iz Six Flaying Dragons dizisiyle oldu. O dizide olduğu gibi bu dizide güçlü bir karaktere hayat veriyor. Güzel işler başaracak aktristlerden biri.


"Mantıklı olan kötü duygular hissetmemektir."

Lee Gi Kwang; dizide Lee Ho Soo karakterini canlandırıyor. Daha önce Me Too, Flower! dizisinde izledim. Dizide 2037 yılında yaşayan Ho Soo, 'akıllı bölge'de bir kamu görevlisi olarak görev almaktadır. Gizemli bir dava için akıllı bölgeye geçen dedektif Joon Hyuk ile davanın peşine düşerler. Eski Beast adıyla bilinen şimdi isimleri Highlight olan grubun üyesidir. Gi Kwang çok fazla dizisine hakim değilim. Bununla birlikte bu diziden sonra hepsini izlemeye karar verdim.





An Woo Yeon,dizide Woo-Jin'in  ikiz kardeşi olan Kim Beom Gyoon karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Bubble Gum, Jealousy Incarnate, Strong Woman Do Bong-Soon dizilerinde izledim. Onun karakteri, takıntılı olabilecek derecede uzaylılar hakkında komplo teorileri olan birisidir. An Woo Yeon gümbür gümbür geliyor. Strong Woman Do Bong Soon ile güzel bir çıkış yakalayan genç aktör, bu diziden sonra dört farklı projede daha yer alacak.





Bölümleri 2 kısma ayırmışlar, ilk kısımda günümüzü 2. kısımda 2037'yi izliyoruz. 2. kısmın adı Cesur Yeni Dünya. Ardından gelen bir çok dizi, film, romana esin kaynağı olmuş Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sından bir çok iz görüyoruz. Sırf bunun için bile türünü seven biri olarak bile izlenir. Huxley'in Brave New World/Cesur Yeni Dünyası bilim kurguda önemli bir dönemeç olmasıyla birlikte burada bir biçimde anmaları hoş olmuş. 

Dizinin konusu alıştıklarımızdan çok farklı, taze bir konu bu yüzden işlenen cinayetlerle, kaybolan kardeşlerle bir de içine 2037 hikayesinin girmesiyle çok heyecanlı. Yıl 2017 de olsa 2037 de olsa hep parası olanlar yaşıyor. Kore'nin o dönemdeki toz bulutu altındaki hali çok korkutucuydu. Geçmiş ve şimdiki zaman şeklinde oluşu ve bunu işleyişleri mükemmeldi. Senaryo, kurgu, oyunculuklar tam yerindeydi. Hiçbir sahne olmadı ki 'ne gereksiz, bu olmasa da olurmuş, ne mana' dediğim, ya da hiçbir ayrıntı olmadı ki boşu boşuna gösterilmiş, bir bulmaca çözer gibi izledik diziyi resmen. Son zamanlarda izlediğim en iyi dizilerden biriydi. Fantastik diziler arasında da en'lerle yarışır cinstendi. Zira zor bir kulvar ve genelde ele yüze bulaşır ama bu sefer olmuş. Tek eksiği sinematografiydi, keşke daha fazla bütçesi olsaymış da geleceği daha iyi gösterebilselermiş. He bir de bilim etiğine teğet geçmişler, biraz daha yer verilebilirmiş sanki ama 12 bölüm için gayet tadındaydı. Dizi son iki bölüme kadar her şey geçmiş ve şuan ki zaman programlı olduğundan daha yavaş ilerledi ve son iki bölüm her şey bir anda bir nihayete kavuştu gibi durdu. Aslında her şey bir anda açığa çıkmadı. Senarist bunları önceki bölümlerde hissettirdi zaten. Bir çok izleyici 16 bölüm olsaydı diyordu ama zaten artık adım adım final içerisine girdiğimi 9. 10. bölümlerde hissettirmişti bize senarist. Ekstra 4 bölüm daha bizi fazlası ile boğar ve sıkardı. 
Dizide ikisinin diyalogları en çok hoşuma giden kısım oldu :)


Uyarı: Spolier içerir

Dizi farklı bir sonla bitebilir miydi? Evet. Ama önemli olan sonu değil sürecin kendisiydi, o yüzden nasıl bittiği pek de önemli değil zira hiçbir son tatmin etmeyecek zaten bizi. Oyuncuların hepsi iyiydi ama Byul, Bluebird ve Jung Yeon'a can veren Kong Seung Yeon bence çok çok iyiydi. Bum Gyun'un 2037'de neden gözlük takmadığına bile değindiler. İki kardeşin bir uzaylının gelmesiyle neler yaşadığını izledik. O bakımdan uzaylı neden geldi gibi kısımlara çok takılmadım. İleri teknolojiyi getirmek için gelmiş olabilir ama Byul'un dediği gibi insanların açgözlülüğü böyle bir şey gerçekten yaşansa benzer sonuçları doğurur sanırım. Hikaye tam dizinin adına uygun şekilde bağlandı bence. İkinci sezon için de açık kapı bıraktılar. Sonunda dizide yer almış tüm karakterleri göstermeleri de ayrıca hoşuma gitti.

Yorumlardan anladığım kadarıyla bir çok kişi 2022 de çekilen fotoğrafa senaristin açıklık getirmediğini söylüyor. Ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum. 2022 de ilk başarılı klon (yani hayatta kalabilen klon) yapılıyor. Woo Jin den alınan bellek klona yüklenmeden önce fotoğraf çekildi ve ondan sonra klona Woo Jinin hafızasını yükleyip, uyuttular. Boşuna yönetmen ilk başarılı klonun 2022 de olduğunu gözümüze sokmazdı. Orada ki amaç 2022 de çekilen fotoğrafa atıf yapmaktı. Finalle ilgili yorum yapmaktan ve Woo Jin'in 2022'deki fotoğrafına açıklama getirmekten asıl yazmak istediklerimi atladığımı fark ettim. Son bölümde verilen mesajları ciddi anlamda beğendim. Prof. Park'ın "Tek istedikleri mutlu olmaktı, ben de istediklerini verdim onlara" sözleri ve bunun bedelinin bizi biz yapan anılarımızı unutmak ve bizi insan yapan duygularımızı yaşamamak olduğunu anlatan Lee Ho Soo'nun konuşması üzerine çok şey yazabilirim ama kısaca günümüz değerleri ve içinde yaşadığımız sisteme finalde sağlam bir gönderme yapıldı. Konuşmayı Lee Ho Soo'ya yaptırmaları da çok hoşuma gitti ve izlediğimiz hikayesini düşününce ona yakışırdı zaten.


Bir de son sahnede Jung Yeon'un gözlerinin değişmesi 2. sezon için açık kapı bırakmak amaçlı olabilir diye düşünmüştüm ilk izlediğimde ama klon Woo Jin ile uzaylı Byul aşkı mantığını da tamamlayan nokta oldu bence. Umarım 2. sezonu olur dizinin. Bilim kurgu bir dizide karakterlerle bağ kurmadan uzaylılar konusuna girilseydi sanırım bu kadar beğenilmezdi dizi. Şimdi artık 2. sezon olursa rahatlıkla girebilirler o konulara. 

Dizide iki güzel şarkıyı sizinle paylaşacağım. Kwak Jin Eon "Walk with Me" U JI (BESTie)Feat. Andup - "Alive" benim dikkatimi çeken dizilerden biri. Bilim kurgu severler için biçilmiş kaftan bir dizi. Umarım beğenirsiniz.

Dizi için puanım; 9/10

15.8.17

Voice / Kore Dizisi


OCN kanalının vazgeçilmezi polisiye-gerilim-suç dizileri. Voice dizisinde bunlarda biri olarak tarihi adını yazdırdı. Dizinin konusundan bahsedelim. Moo Jin Hyuk (Jang Hyuk) büyük vakaları çözen popüler bir dedektifti, fakat eşi bir seri katil tarafından öldürülünce hayatı alt üst oldu. Gizlice katili aradı ve onu koruyamadığı için sürekli kendini suçladı. Diğer yandan, Kang Kwon Joo (Lee Ha Na) en yüksek puanla polis akademisine girer. Acil 112 arama merkezinde çalışmaya başlar. Vahşice bir cinayet vakası olur ve polis olan babası olay yerine gider. Babası orada can verir ve Kwon Joo neler olduğunu telefonda işitir. Daha sonra, Amerika gider ve orada okur, Koreye döndüğünde işini profesyonelce yapan bir dedektif olur. Dedektif Jin Hyuk ve Kang Kwon Joo vakaları birlikte çözerler. Ailelerinin hayatına son veren seri katili birlikte arıyorlardır.


  • Jang Hyuk; daha önce IRIS 2, Fated To Love You, Beautiful Mind dizilerinde izledim. 
  • Kwang Kwon Joo daha önce King of High School Life Conduct ve Oh My Ghost (konuk) olarak izledim.
  • Beak Sung Hyun daha önce Big,  IRIS 2, Adolescence Medley, Melody of Love, My Love Eun-Dong, Doctors dizilerinde izledim.
  • Super Junior grubun kadife sesli üyesi Yesung'u ilk kez Awl dizisinde izlemiştim. O diziden sonra rol aldığı yapım Voice oldu.
Uyarı; Spolier içerir.
  • Yönetmen,  görüntü yönetmeni, oyunculuklar, müzikler, hiç bitmeyen heyecan ve konuların bağlanışında ki ustalık, verilmek istenen mesajların oluşturduğu hisler ve daha pek çok güzel özelliği olan bir dizi. Tam anlamı ile bir aksiyon dizisi. Aksiyon gerilim hiç düşmedi. Hiç sıkılmadan  merak içinde izleyeceğiniz bir yapım. Genelde polisiye dizilerde olduğu gibi devam eden bir olay örgüsü ile beraber her bölümde farklı bir ihbarın işlenmesi senaristin yaptığı en iyi hamlelerde biri oldu.  İhbarlar sonucu işlenen her olayın kurgusu iyi dizayn edilmiş olmasıyla birlikte ders niteliğinde mesajlar verildi. Dizi ilk bölümünden itibaren heyecanını kaybetmedi her bölümü çok güzeldi hiç sıkılmadan izledim İster oyunculuklar olsun ister konusu her şeyiyle sevdim diziyi en önemlisi sıkılmadım ve heyecanı azalmadı. Her bölüm bir olay bir hayatı izledik üzüldük bazı sahneler ders verir nitelikteydi.
  • Zeka, hırs, öfke ve asla pes etmeyi düşünmeyen Moo Jin Hyuk ve Kang Kwon Joo başta olmak üzere tüm ekip insanı başarma isteğiyle dolduruyor, duygulandırıyor. Onların da insan olduğunu hissettiğimiz anlar dizinin etkisini artırıyor bence
  • Bir tarafta da tüm o caniliklerine karşı kendisine hayran bırakan, gözlerde ve kulakta bayram etkisi yaratan fiziği, sesiyle izlediğim en tuhaf karakterlerden biri olan Mo Tae Gu vardı. Adım adım nasıl bu hale geldiğini izlemek acı verdi. Özellikle son bölümlerde. Bulunduğu durumun babasının tercihleriyle oluşması çok acıydı. Mo Tae Gu, katil olması kaçınılmaz olan bir çocuktu sadece. Ama o kadar insana verdiği zararı ve aldığı canların bedelini ödemesi gerekiyordu ki ödedi de. Bence o sahne hala gözümün önünden gitmiyor. Hasta ve psikopat olabilir ama bu masum insanları öldürmesini meşru kılmaz. Babası ve parası ile satın aldığı herkes katilden daha suçluydu buna Dae Shik de dahil. Yardım ederek birçok insanın ölümüne ortaklık ettiler. Sadece emniyet müdürü değil savcı ve hastanedeki doktora da soruşturma açılmalıydı.
Katilimiz Moo Jin Hyuk'u oynayan Kim Jae Wook şahane bir iş çıkardı, duyduğuma göre herkes de oyunculuğuna hayran kalmış. Tevekkeli değil tüyler ürpertici idi dizi boyunca, tek bir an bile tempoyu düşürmedi aksine gittikçe daha da merak saldı.
  • Kötüler elbet kaybeder dediler ve başardılar . Oyuncular gerçekten efsaneydi. Jang Hyuk her dizi de daha bir başarılı oluyor.  Katili yakışıklı seçip bizi zor duruma sokan senarist. Dizi polisiye gerilim türünün hakkı verdi dizide aşka dair bir şey yoktu.  OCN kanalında pek rastlanan bir durum değil.  
  • Polisiye,suç, gerilim türü dizileri arasında üst sıralara yerleşen bir dizi oldu. Gerek senaryosu gerek oyunculuklar beklediğimden oldukça iyiydi.
  • Katil ve başrol kızımızın uyumları iyiydi.Daha kansız mesela romantik bir dizide esas çift olabilirler mesela. Yanlız Korede de rüşvet, yolsuzluk, hukuksuzluk çok tanıdık..dünyanın her yerinde para ve güç her mevkiyi satın alabiliyor demek 
  • Final bana göre çok tatmin ediciydi bir çok Kore dizisine rağmen çünkü genelde bazı konular havada kalır hiç olmadık bir şekilde son yapılıyor ama burada öyle değildi her şey yerli yerine oturdu. Son 10-15 dakika tam bir dramdı Mo Jin Hyuk eşiyle ve Dedektif Kang'ın babasıyla konuşması fazlasıyla duygusallaşmama neden oldu. Mo Tae Gu sonunda hepten yedi kafayı sanırım son sahne gerçek değil onun hayal ürünüydü ve bu güne kadar öldürmüş olduğu tüm kişiler aynı onun onlara yaptığı gibi işkence ederek onu öldürdüklerini gördü. Dediğim gibi bu sahne gerçek değil sadece onun hayal ürünüydü bana göre çünkü sonunda Dedektif Kang akıl hastanesinde bir hastanın Mo Tae Gu'yu öldürdüğünü duydum demesi de bana böyle düşündürdü.
Dizinin müzikleri; Youngkeun Kim "Word Up", Yuna Kim "Voice" CHANGMO "My Ears Are Open" benim dikkatimi çeken şarkıları oldu. Her karakterde kendimden bir parça bulduğum ama bazen de öfkelendirmekten başka bir şey hissettirmeyen, gerim gerim gerildiğim, olay örgüsüyle tatmin eden, dizide yer alan her oyuncunun oyuncu değil de gerçek olduğu çok orijinal ve kaliteli bir yapımdı. Polisiye, gerilim, suç, seri katil türü dizileri seviyorsanız kaçırmayın derim.

Dizi için puanım; 8,8/10

Uçurtma Avcısı / Khaled Hosseini


Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.
Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü.

Hiçbir kitabı okuduktan sonra böylesine kötü hissettiğimi, ağlamaklı olduğumu, sinirlendiğimi, tepkisiz kaldığımı, birine sarılma ihtiyacı duyduğumu, sessiz kalabildiğimi ve aynı zamanda öylece boşluğa bağırma hissine kapıldığımı hatırlamıyorum. Bir arkadaşlık, bu kadar samimi, sıcak ve masum olabilir miydi? İşte yazar bize bunu mümkün kılıyor. Öyle ki ilerleyen olay örgüsünde keşke bu hissi vermeseydi bile diyorsunuz. Khaled Hosseini bana göre kitabın kendi türünde bir başyapıt ortaya çıkarmış. Khaled, kitabın daha ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbiri ile öylesine güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnuma, sayfalardan kağıt kokusu yerine zeka kokusu geldiği oluyordu. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak olan arkadaşlar edebi bir beklenti içerisine girmemelidir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili ile çok belirgin bir atmosfer oluşturmuş. Kimi zaman bir tankın içerisinde nefes alamadığınızı kimi zaman da çocuklarının karnını doyurabilmek için tek bacağı olmayan bir Afgan’ın diğer bacağı için sizinle pazarlık ettiği yanılgısına düşebiliyorsunuz. 

Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin.

Aslına bakarsanız bu kitap genel anlamda sessizliği ifade ediyor. Emir’in Hasan’a yapılanlar karşısındaki sessizliği, Hasan’ın kendisine yapılanlar karşısındaki sessizliği, Afganistan’dan Amerika’ya kaçan arabanın içerisindekilerin Rus Askerlere karşı sessizliği, yetimhanede çocuklara yapılanlar karşısında müdürün sessizliği, stadyumda kadına yapılanları izleyen seyircilerin sessizliği ve biz… Kitabı okurken ki sessizliğimiz… 

Emir ve Hasan arasındaki diyaloglar, arkadaşlığa ve dostluğa yeni bir bakış açısı getirmektedir. Hayatım boyunca unutamayacağım o diyalog, Emir, “Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?” diye soruyor ve “Tabii ki yerim Emir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?” Cevabını alıyor ve bunun gibi onlarca diyalog. 

Herkesin hayatında pişmanlıkları vardır. Bazılarımızın pişmanlıklarının kitapta olduğu gibi geri dönüşü yoktur. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabında işlediği pişmanlık, Tolstoy’un Diriliş kitabında işlediği pişmanlık benim için çok değerlidir ve yerleri ayrıdır. İnanın burada işlenen pişmanlık başka, burada yüreğinize dokunan hatta acıtan bir şeyler var ve bir yazar Dostoyevski ile karşılaştırılıyorsa tüm samimiyetimle yazıyorum, o yazar mutlaka okunmalıdır! 

Acaba, yeniden iyi biri olmak mümkün mü?

9.8.17

Dunkirk


2. Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında Nazi Almanyası'nın net bir üstünlüğü vardır. Mayıs 1940'ta İngiltere, Kanada, Fransa ve Belçika'ya ait müttefik ordularından 400 bin asker, Fransa'nın İngiltere'ye çok yakın Dunkerque (Dunkirk) bölgesinde Alman Ordusu tarafından karadan tamamen kuşatılmıştır. Almanlar bu askerleri hava bombardımanlarıyla yok etmeyi planlarken, İngiliz Başbakanı Churchill'in yönlendirmesiyle askerleri kurtarabilmek için çok tehlikeli ve savaşın gelişimi açısından hayati önemde bir tahliye operasyonu başlatılır. Dunkirk, filmi, 2. Dünya Savaşı'nın seyrini etkileyen olaylardan Dunkirk Tahliyesi'ni karadan, havadan ve denizden farklı bakış açılarıyla izleyiciye aktarıyor.

Öncelikle Dunkirk günümüz Hollywood sinemasının duvarlarını yıkan bir film Sovyet film tarzını benimsemiş. Bu da kısaca ana karakter yerine bir grup bir veya bir alandaki olayları anlatan tarzda ancak bu tarz o kadar nadir ki bu filmde eleştiri olarak karakter gelişimi yok gibi yorumlar geliyor. Ancak Nolan çok başarılı bir yönetmen olduğunu bir kere daha kanıtlayıp çok zor bir şeyi başararak karakter gelişimi olmadan da kaliteli işler olabileceğini gösterdi. Hatta filmi öyle bir halde yaptı ki karakter gelişimi olsaydı bu film sıradan bir filme dönebilirdi. Film, kusursuz olmuş zaman kavramanın aslında herkese göre değişebildiğini gösteren anlarla doluydu. Çoğu insanın filmle ilgili eleştirisi aşırı yüzeysel oluyor. Gerçi onlarda haklı. Son zamanlarda Hollywood furyasında olan her şeyden azar azar verip herkesi çekelim gibi bir gayesi olmadan bir film yapılmış.Bu tarz filmlerin başarılı olması çok zordur bunun için her şeyin harika yapılmış olması gerekir ve her şey harika olsa bile işin içine çok azda şans lazım oluyor çünkü bu tarz filmler gerçek sinema kültürü sever insanlar tarafından beğenilse de seyirciyi içine çekmekte zorluk yaşıyor ancak Nolan zaman kavramını kendine göre yazarak aslında her olayı farklı açılardan farklı zamanlarda göstererek seyircinin ilgisini taze tutmayı başarabilmiş ben filmi aşırı derecede beğendim.

Bu filmi diğer savaş filmlerinden ayırmak gerekiyor çünkü arka planı savaş olsa da Nolan'ın bize göstermek istediği daha çok insanın bir savaşta nasıl zorluklar yaşadığı ve bu zorluklarla mücadele edip nasıl hayatta kalmayı başardığını anlatmış.Yani kısaca bu filmde çatışma sahneleri yerine insana ve psikolojilerine yönelmiş.Ve bunu kesinlikle muhteşem yapmış. Ama doğrusunu söylemek gerekirse Nolan'dan gerçek bir savaş filmi görmeyi çok isterdim. Bu denli büyük çapta maliyetli bir filmde efsane çıkarma, çatışma, patlamalar vs. fena olmazdı. Muhtemelen herkesin beklediği de buydu ki bir çok kişi hayal kırıklığına uğradı. Benim karşılaştığım gayet iyiydi,  memnunum. Sonuçta yine farklı bir film ve yine Nolan.

Oyunculara gelirsek öyle pekte ön planda olan oyuncu yoktu çünkü senarist rolleri herkese eşit dağıtmış ve fazla da diyalog sahneleri de bulunmuyor. Ama Tom Hardy, Cillian Murpy ve Mark Rylance'ı görmek çok iyi geldi. Bunların dışında müzikler tabii ki yine Hans Zimmer'a ait. Aynı zamanda filmin görsel efektleri, sinematografisi gibi teknik dalları da oldukça başarılı bu senenin tartışılmasız en başarılı filmlerinden birisi.Film dediğimiz sanat içinde büyük oranda matematik barındırır her unsuruyla bir denklem çıkarır ortaya. Bu bilmem kaç bilinmeyenli denklemi çözebilen isimlerden biride Christopher Nolan. Film esnasında adeta tepenize bombalar yağıyor, tekneden gemiye gemiden kumsala savruluyorsunuz, ciğerlerinize su doluyor, yüzünüz gözünüz petrol oluyor, korkuyorsunuz, seviniyorsunuz. Tam da bu kadar gerçekçiydi. Tom Hardy bir maske arkasında (Bane karakterine atıfla) birkaç sahneyle bile muazzamdı. Bunun dışında Nolan filmlerinin değişmez yüzü Murphy, genç oyuncu Fionn Whitehead, Jack Lowden vs. hepsi üstüne düşen rolleri kusursuz halde beyaz perdeye yansıtmışlar.

Televizyonda  Christopher Nolan'ın Kanal D haberdeki kısa röportajını izledim, diyor ki; "18-19 yaşındaki kişilerin ailesini bırakıp savaşa gitme ve dönüş hikayesini anlattık, oyuncuları tanınmayan kişilerden seçerek gerçekçiliğe önem verdik" diyor. Christopher Nolan bu hikayeyle 100 dakikalık Dunkirk filmini yaptıysa demek ki Nolan Çanakkale'de 15 yaşında cepheye omuzunda silahla giden bıyığı dahi terlememiş çocukların kahramanlıklarını bilse Batman gibi 3 seri film çekerdi herhalde.

Çoğu kimse bu filmi Er Ryan'ı Kurtarmak ile kıyaslamışlar.Bence böyle bir kıyaslama yapmak hem Er Ryan filmine saygısızlık olur hem de Dunkirk'ü anlamadığınız sonucunu çıkarır.Bu filmde kahraman bir ana karakter yok,kaldı ki gemisini kurtaran kaptan misali herkes kendisinin kahramanı (ya da bize göre korkağı).  Tarihle ilgileniyor ve 2. dünya savaşı hakkında yeterli bilgiye sahipseniz filmin tam olması gerektiği gibi olduğunu anlarsınız. Şimdi burada Dunkirk olayını tamamen anlatacak değilim ilgisi olan araştırmıştır fakat Dunkirk İngiltere ve Fransa için kader belirleyicidir. 2. Dünya savaşına devam etmelerini sağlayan yegane olaydır. Nazi Almanya'sının yok edici gücüyle ezilen Fransa'nın kalan askerleriyle, onlara yardım etmek için yola çıkan fakat herhangi bir başarı elde edemeyen İngiliz askerlerinin bir nevi dramına şahit olduk filmde, öncesinde belki birkaç sahneyle durumun vaziyeti daha iyi anlatılabilirdi fakat Nolan izleyicilerin biraz bir şeyler okuyup gelmesini istemiş belli ki. Olay sırasında tanklarını ve ordularını durduran Almanya ( ki neden böyle bir hamlede bulundukları hala tartışılır, filmde bizi havadan avlamak varken neden tanklarını harcasınlar denmiştir fakat bu yetersiz bir açıklamadır bana göre ) savaşı kaybetmelerini sağlayan en büyük 2. hatayı yapmıştır. (ilk hataları ise Rus topraklarının coğrafi şartlarını bilmeden Rusya'ya saldırmaları, ve Nazilerin göz nuru tanklarının bataklığa saplanıp kalmasıdır) Konunun bir kısmına hakim biri olarak filmi çok beğendiğimi söyleyebilirim. Bir savaş filmi olarak değil, bir kurtulma mücadelesi olarak bakıyorum filme.

Son olarak (bu kısmı biraz spoiler olabilir) filmde çok fazla diyalog yoktu doğru fakat bir diyalog vardı ki gayet etkileyici;
- What do you see?
- Home

26.7.17

Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 2

  • 2016 yılında yayınlanan başrollerinde; Lee Joon Gi, IU, Kang Ha Neul, Hong Jong Hyun, Nam Joo Hyuk, Baekhyun, Ji Soo, Yoon Sun Woo'nun yer aldığığı Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo tarihi dizisinin kadrosu kadar şarkıları da ses getirdi diyebilirim. Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 1 postunda iki şarkısını daha dinleyebilirsiniz.

Epik High FT. Lee Hi – Can You Hear My Hear



  • 2015 yılında yayınlanan başrolünde Hwang Jung Eum, Park Seo Joon ve Siwon'un rol aldığı She Was Pretty dizisini izleyip de dinlemekten bıkmadığım iki şarkısı sizlerle.

Soyou&Brother Su -You don`t know me

Kihyun (MONSTA X) - One More Step

  • 2016 yılında yayınlanan başrolünde  Eric ve Seo Hyun Jin yer aldığı  Another Miss Oh dizisininden iki şarkı favorim. Fakat siz bu iki şarkıya takılmadan bütün albümü dinleyin derim. Zira şarkıları dizi kadar efsane.ç

 BEN - Like A Dream


Roy Kim - Maybe I

  • Hwarang; 2016'nın sonlarında başlayan 2017'de final yapan, kadrosunda son dönemin popüler isimleri Park Seo Joon, Go Ara, Park Hyun Sik, Minho, V (Teahyung), Do Ji Han, Jo Yoon Woo bulunuyor. Dizi tarihi temalı. Dizide yer alan Teahyung grup arkadaşı Jin ile seslendirdiği şarkısı favorim.

V&Jin (BTS)- It's Definitely You


  • 2012 yılında başlayıp 2013 yılında final yapan, başrolünde Park Yoo Chun, Yoon Eun Hye, Yoo Seung Ho gibi isimlerin yer aldığı I Miss You dizisinin şarkıları da dizi kadar dram içeriyor. Dram severler mutlaka izlemeli diyorum.


Wax - Tears Are Falling

  • 2012 yılında yayınlanan başrolünde Song Joong Ki ve Moon Chae Won'un yer aldığı Nice Guy dizisini izleyipte bu şarkıyı sevmeyecek yoktur diye düşünüyorum. Dizi dram ve intikam üzerine kurgulu. Jansu'nun sesiyle dizinin içinde buluyorsunuz kendinizi.
JUNSU (JYJ) - Love Is Like Snow


21.7.17

Serenad / Zülfü Livaneli



Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.

"Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? İlk adet gördüğünde mi, 18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ilk ak düşünce mi? Bence hiçbiri değil. Bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini."

Öyle ya, büyümüyorum ben, büyümeyeceğim. Birçok hatıra ekleyeceğim hayatıma, bazısı benim, bazısı değil. Kitabı okuduğum şu 7 günde birçok kişi oldum. Ben de Maya oldum, ben de Nadia oldum, hatta ben Max oldum, Ouitz ailesi mensubu oldum. Okuduğum kitapların çoğunda "iyi ki" deyip kitaba sarılı kaldım ama bu farklı, gerçekten çok farklı. Şimdi biraz öznellikten çıkmaya çalışıp nesnel yazacağım. Sonra öznele dönerim tekrar. Umarım boğucu olmam, çünkü içimden gelen çok şey var.

Kitabın dili oldukça akıcı, sıkmayan hatta çok merakta bırakan olaylarla devam ediyor. Gerek ülkemiz, gerekse başka ülkeler hakkında tarihsel bilgiler içeriyor. Okurken bir yandan araştırmaya yapmaya başladım. Birkaç olayı, ismi not ettim biraz üzerilerine düşmeyi istiyorum.
Aşkın hep kutsal olduğunu düşünmüşümdür, insan sadece bir kez yaşar ve öylece kalır. Kitap aşk konusunu öyle güzel işlemiş ki! Hani durup kendi kendine düşünüyorsun "Ne aşklar var be, aşk insana neler yaptırıyor!" diye.

Nazi dönemi Almanya, yahudilerin yaşadığı zorluklar, Türklerin yaşadığı zorluklar kaleme alınmış genel olarak. İnsanlığın ne kadar acımasız olduğu tekrar tekrar göz önüne seriliyor. Bu konuda çok şey yazabilirim ama "Hiçbir iktidar masum değildir. Bütün iktidarlar öyle ya da böyle, birinin katilidir…" diyerek geçmek istiyorum.

En çok etkilendiğim olayı da aktarıp sonlandırayım yazımı. "Mezar taşlarına mutlu oldukları gün sayısını yazdıran insanlar" Yine kendimi sorgulatıp kaç gün yazardı benim taşımda diye düşündüğüm sayfalar... Daha küçüğüm, bir elin parmak sayısını geçmiyor ama bu yaşta böyle tam anlamıyla "mutluyum" diyebildiğim gün olması mutluluk verici. Umarım hepimizin "gerçekten mutlu" olduğu anlar olur, belki biz 52'yi geçeriz. Neden olmasın?

Fight for My Way / Kore Dizisi


Okul günlerinde Ko Dong Man Park Seo Joon Taekwondo'ya katılmıştır. Şimdiyse bir yandan sözleşmeli bir işçi olarak çalışarak geçimini sağlıyor bir yandan da UFC ünvanını kazanmaya çalışıyordur. Bu arada Choi Ae Ra bir sunucu olmayı ümit etmiş ancak bu hayalinden vazgeçmiştir.Şu an bir mağazanın danışma bölümünde çalışmaktadır. Ko Dong Man ve Choi Ae Ra çocukluklarından beridir çok iyi arkadaşlardır. Sürekli olarak birbirleriyle dalga geçip kavga etseler de başka birisi onları aşağılayacak olursa anında birbirlerini savunmaya geçmektedirler. Bu ilişkiyi anlamsal, üçüncü sınıf karışımı, çekişmeli ve romantik olarak adlandırmaktadırlar. Gün geçtikçe bu anlamsal ilişkileri yeni bir romantizme doğru çiçek açacaktır. 

Park Seo Joon; dizide Ko Dong Man karakterini canlandırıyor. Daha önce  Dream High 2, A Witch's RomanceKill Me, Heal MeShe Was Pretty, Hwarang dizilerinde izledim. Lise günleri hayatının altın çağı olan bir sözleşmeli çalışandır. Tekvando kıyafeti içinde yıldız bir atlet olarak okul koridorlarını arşınladığı günleri sevgiyle hatırlamaktadır. Gün gelir içindeki tekvando aşkını hatırlar ve yeniden denemek için tüm cesaretini toplayarak profesyonel bir dövüşçü olmak için yeniden UFC ligine katılır. Hayatın önüne çıkardığı zorluklara direnen hayatının iplerini elinde tutan ferahlatıcı şekilde olumlu bir insandır.  

Kim Ji Won; dizide Choi Ae Ra karakterini canlandırmaktadır. Daha önce To The Beautiful You, HeirsHidden IdentityDescendants of the Sun dizilerinde izledim. Bir mağazanın danışma bölümünde çalışan TV sunucusu olmak için vakti zamanında büyük hayaller beslemiş bir müşteri hizmetleri temsilcisidir. Her sene ulusal sunuculuk yarışmasına girmekte ve her seferinde de başarısız olmaktadır. Ancak kendi ayakları üstünde durmayı bilen birisidir ve mücadeleci bir ruha sahiptir. Onun bu mücadeleci ruhu onu fazlasıyla zeki ve korkusuz yapmaktadır.


 Ahn Jae Hong, dizide Kim Joo-Man karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Reply 1988 ve The Legend of the Blue Sea (konuk) izledim. Dörtlünün sözde "beyni"dir. Evden alışveriş sitesinde kalıcı bir iş edinmiştir. Altı senelik kız arkadaşı olan Baek Seol Hee'ye   sadıktır ancak aşkı  içim sınava tabii tutulacak bir genç adam. Ahn Jae Hong, Reply 1988 dizisindeki karakterini sevmekle beraber onu bir yapımda görmeyi çok istemiştim. Güzel bir diziyle geri dönüş yaptı. 


Song Ha Yoon; dizide Baek Seol Hee karakterini canlandırıyor. Daha önce GOT7 grubunun internette yayınlanan Dream Knight adlı mini dizisinde izledim. Jokbal (Baharatlar ve soya sosuyla pişirilen et paçasından oluşan bir Kore yemeği) dükkânında çalışan grubun masum ve garip kızıdır. Altı senedir tüm hayatı Joo Man'ın etrafında dönmektedir. Onun iyi niyeti her zaman başına iş açmaktadır. Song Ha Yoon bir sonraki projesinde başrol olur mu bilmem ama o yolda ilerliyor diyebilirim.


İlk bölümden bu yana bölümler su gibi akıp gitti, biraz bölümler çoğalsın da öyle izleyeyim demiştim fakat her hafta yeni bölüm geldiğini görünce kendimi tutamayıp güncel olarak özledim diziyi. Dizideki dörtlünün her biri için ayrı bir hikaye biçmişler, bununla kalmamış dizideki kötü olarak nitelendirdiğimiz insanların hayatlarına da kendi pencerelerinden bakabilmemizi sağlamışlar final bölümüyle, kesinlikle önereceğim bir dizi oldu.

Park Seo Joon'u en son Hwarang dizisinde Go Ara'yla izledim ve iki oyuncunun kimyasını beğenmediğimi dizinin yazından dile getirmiştim. Bu sebeple Park Seo Joon'un bir sonraki yapımı kendime adıma önemliydi. Ya çıkış yakalayacak ya da durağan bir şekilde yoluna devam edecekti. Ji Won ile olan uyumu sayesinde tekrardan özlediğimiz Park Seo Joon'u izledik.Bunun dışında dizide canlandırığı Dong Man karakterinin hakkını fazlasıyla verdi. Sporcu birini canlandırmak zor zanaat. İzlerken  gerçek bir sporcuymuş hissini izleyicilere veriyor. Bu da başarılı oyuncu için olumlu unsurlardan biri. 

Park Ji Won'un sanırım canlandıramayacağı karakter yok. En son Descendants Of The Sun'da komutan rolünden, Heirs'de buzlar kraliçesi edasında olan soğuk bir karakteri canlandıran güzel oyuncu, Fight for My Way dizisiyle ise bu iki karaktere zıt denebilecek bir role imzasını attı. Özellikle Descendants Of The Sun dizisinde Jin Goo ile yakaladığı uyumuyla zirveyi zorlarken bir sonraki dizisinde nasıl olacağını kendi adıma merak konusuydu. Canlandırdığı Ae Ra karakterinin içine öyle bir girmiş ki bir önceki rolleri bile aklınıza gelmeyecek, kendinizi bu kız hep böyleydi şeklinde düşünürken bulabilirsiniz. Oyunculuğuna kısaca Ba-yıl-dım.

Ahn Jae Hong 1988 dizisinde izleyip bayıldığım biricik oyunculardan biri. Buradaki karakterini bir sevdim bir sevmedim. Karakteri çok güzel canlandırdı ona lafım yok Joo Man'ı sevmedim. 6 yıldır bir kadınla beraber mutlu bir hayatı varken, seviyor olmasına da rağmen kafasının karışması hoşuma gitmeyen detaylardan biriydi. Küçük mutluluklarla yetinmek istemiyordu lakin Seol Hee elinden uçup gidince değerini bildi. Song Ha Yoon ilk kez uzun metrajlı bir dizide izledim. Onun o güzelliğinin yanında naif bir melek oluşuna bayıldım. Ahn Jae Hong ile olan uyumu hoştu. Beğendim. Uzun bir ilişkide olabilecek sorunları ve güzellikleri iyi bir şekilde canlandırdılar.

Küçük Görsel

Uyarı: Spolier içerir.


Çok güzel başladı, çok güzel de bitti. Hiç yormadan, sıkmadan kendini izlettirdi. Senaryo şahane, oyuncular şahane, oyuncuların birbiriyle olan uyumu daha şahane. Dizi nasıl başladı nasıl bitti anlamadım zaman su gibi akıp gitti. Bununla birlikte dizinin ortalarına doğru ritmi azaldı durağanlaştı. Son bölümlerde tekrar ilk bölümlerdeki hızını yakaladı.
Şundan bahsetmezsem olmaz Dong Man yıllardır tekvando hayalleriyle yaşamış hatta kız kardeşini kurtarayım diye o yaşında kendinden vazgeçmiş bırakın da biraz özgür olsun bir kes kez olsun hayallerini yaşasın değil mi? Ae ra'ya hak veriyordum hep sonuçta kim sevdiğinin dayak yemesini ister ki ama bunu tatlı tatlı hafif sitemkar bir şekilde yapıyordu bu hiç olmadı sonuçta Dong Man'nın bildiği tek şey tekvando. Hayatta herkese bir yetenek verilmiş bunun farkında olup onla yaşayıp mutlu olabilen maalesef bir azınlık var. Çocuğa tek bildiği şeyi bırakıp hayatı boyunca sevmediği mutsuz olacağı bir işi yapma dayatması çok saçma..

Dizide güzel yerlere parmak bastılar. Seol Hee oldu kanatları kırık melek. En başından beri çok sevmeme rağmen neden bu kadar fedakâr, neden bu kadar sevgi dolu, neden dişlerini göstererek kendisine ait olanı korumuyor diye sınırsız iyiliğine sinirleniyordum. Bölümlerin birinde Ae Ra ile o kadar güzel konuştu ki. Anne olmak istiyorum dedi. Hedefi tam da buydu. Oysa ki 21.yy kadını kariyer odaklı ve materyalist bir noktaya sürükledi oysa bir kadının olabileceği en yüce özel şey anneliktir. Güzel bir noktaya parmak bastı senarist.

O değilde Park Seo Joon'a ağlamak yakışıyormuş :)
Küçük Görsel


Dizinin müziklerine gelecek olursam;  BTOB(Seo Eun Kwang,Lim Hyun Sik,Yook Sung Jae)  "Ambiguous"Kassy  "Good Morning Ryu Ji Hyun "Night Is Gone, AgainCha Yeoul "I Miss U"  Arieband "Dumbhead"

Albümü dinlemek için; TIKLA

Ne fazla ne eksik çok güzel bitti son bölümlerdeki küçük dram dokunuşunu, şaşırtıcı hareketliliği de çok sevdim, devam etseydi de izlerdim orası ayrı. Dizinin yapmacıklıktan uzak gerçek hayat tadında olması, oyunculukların muhteşemliği ve samimiyetleri, bize duyguları tamamen hissettirmeleri, birbirleriyle uyumu o kadar güzeldi ki ilk bölümden beni içine çekti, asla sıkmadan diğer bölümü sabırsızlıkla beklememe neden oldu bu her dizinin yakalayabildiği bir sinerji değil o yüzden diziyi izleyebildiğim için çok mutluyum.

20.7.17

Suspicious Partner / Kore Dizisi


Dizi, üzerinde kalan katil damgasını temizleyebilmek için gerçek katilin peşine düşen Eun Bong Hee ve ona yardım eden No Ji Wook'un  etrafında dönmektedir. Çok geçmeden ikili bu kovalamacanın içinde birbirine aşık olur. 
Dizi çekilirken düzenlemesi normal 1 saate göre yapılmış. Ama Kore yayın politikaları değişti galiba ve reklamlara kısıtlama geldi. O yüzden bölümün yarısında uzun bir reklam arası verip, bunu da 2 bölüm olarak düzeltmişle. ama çok alakasız bir yerde kesmişler. Bizim Türkiye'de de 7 dakika reklam verip, sonra program başlamış gibi yapıp fragman tarzı birşey verip, tekrar 7 dakikalık reklam veriliyor. Onun gibi sanırım. Durum böyle olunca 30dk'dan 40 bölüm sizlerle.

Ji Chang Wook; dizide No JiWook karakterini canlandırıyor. Daha önce Healer, Emperess Ki, K2 dizilerinde izledim. No Ji Wook yetenekli bir avukat olarak görevine devam etmektedir. Eskiden bir savcıydı. O savcıyken kendini Eun Bong-Hee (Nam Ji-Hyun) ile bir davanın içinde bulur ve savcılığı bırakarak avukat olur. Bununla birlikte çocukken yaşadığı bir travmanın etkileri ile boğuşmaktadır. Ji Chang Wook askere gitmeden önce oynadığı son yapım oldu. Güzel bir seçim yaptığını doğrular nitelikte bir diziydi.
Nam Ji Hyun; dizide Eun Bong Hee karakterini canlandırıyor. Angel Eyes, What Happens to My Family?, Shopping King Louie dizilerinde izledim.  Dizide eski bir tekvando sporcusu ve adli bir stajyer olan Eun Bong Hee iyi bir avukat olabilmek için sıkı bir şekilde çalışmaktadır. O, dışarıdan bakınca saf ve narin birisi gibi görünse de kendini savunabilecek birisidir. Bir gün, kendisini bir cinayet davasının şüphelisi olarak bulur. Kendini aklamak ve adını temize çıkarmak için hedef koyar. Nam Ji Hyun sessiz ve derinden gelen bir oyuncu. Şu zamana kadar izlediğim dizilerde ki partnerleri Kang Ha Neul, Park Hyung Sik, Seo In Guk ve şimdide Ji Chang Wook daha kimler olacak aşırı merak içindeyim. 
Choi Tae Joon; dizide Ji Eun Hyuk karakterini canlandırıyor. Adolescence Medley, The Girl Who Sees SmellsMissing Nine dizilerinde izledim. No Ji Wook’un çocukluk arkadaşıdır ve birbirlerini kardeş gibi görmektedir. İkisinin geçmişte yaşadığı kötü bir olaydan dolayı ayrı düşmüşlerdir. Eun Hyuk başarılı bir avukattır. Ji Wook'un da peşini bırakmamaktadır. En son Missing Nine dizisinde izlediği Tae Joon oyunculuk konusunda sağlam ve emin adımlarla ilerliyor. Avukat Ji kahkahasını özleyeceğim. Tae Joon'u Missing 9'dakilere kök söktürsende burada bağrıma bastım seni.
İlgili resim
HelloVenus grubundan Nara; dizide Cha Yoo Jung karakterini canlandırıyor. Hello Venus grubundan tanıdığım Nara'yı daha önce Cunning Single Lady, Enternatier dizileride konuk olarak izlemedim. Onunda ilk ciddi işi. Dizide Savcı Cha karakterini canlandırıyor. Aynı zamanda sonradan ortaya çıkan Ji Wook'un eski kız arkadaşı olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca yurtdışında eğitim almış bir savcıdır. Nara'nın ilk ciddi yapımı olmasına rağmen savcı karakteriyle iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. İzlediğimde ilk dizisi olabileceği aklıma bile gelmedi. Başarılıydı.

Dong Ha; dizide Jung Hyun Soo karakterini canlandırıyor. İzlediğim ilk yapımı oldu. Fakat son olmayacak. Aksiyon, suç, dram veya romantik-komediyi hakkını veren oyunculardan olabilir. Emin adımlarla geliyor.
suspicious partner Dong Ha gif ile ilgili görsel sonucu

Ji Chang Wook askere gitmeden evvel güzel bir diziye imzasını attı. Nam Ji Hyun ile uyumunu beğendim. En son uyumunu beğendiğim çift Weightlifting Fairy Kim Bok-Joo dizisinden Lee Sung-Kyung  ve Nam Joo-Hyuk idi. Açık konuşmak gerekirse Ji Chang Wook ve Nam Ji Hyun arasında bu kadar iyi uyum olacağını düşünmemiştim. Farklı bir şekilde ikisinin kimyası hoşuma gitti. Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Nam Ji Hyun diğer yapımlarına göre bu dizide çok güzel geldi gözüme. Bir de dizi için çalıştıkları stilist kesinlikle seçimleriyle çok başarılıydı. Senaryo gereği Ji Chang Wook ve Choi Tae Joon arasında soğuk rüzgarlar olduğu için bir bromance yakalayamadık. Aslında sonlara doğru yakalanabilirdi. Eğer bu da olsa zirveyi kesinlikle zorlardı. 

Bana öyle bakma anlayacaklar şarkısını kendilerine armağan ediyorum.

Genel anlamda bende diziyi güzel ve başarılı buldum. Ben hep diyorum bir dizinin başarılı olmasında başroller etkilidir fakat götüren kesinlikle yardımcı karakterlerdir. Oyuncular çok iyiydi. Ama bazı oyuncular önümüzdeki dönemde daha da parlayacaklar. Çok teklif alacaklar gibi. Kimler mi? Birincisi Dong Ha. Bence bu dizinin en dikkat çekici ismiydi. Çok başarılı buldum. Önümüzdeki dönem en fazla dizi/film teklifi alacak oyunculardan biri olarak görüyorum. İkinci adayım da. Savcı Cha rolündeki Na Ra.  Bu oyuncunun da önünün açık olduğunu düşünüyorum. Oyunculuk tecrübesine bakarak onu da başarılı buldum. Çok teklif alacağını düşünüyorum. Ve tabi ki usta oyuncumuz Dok Wa Lee. Gerçekten çok çok iyi bir oyuncu. Onu seyrederken yüzümde tebessüm hiç eksik olmadı. İyi ve kötü karakterlerin hakkını veren en sevdiğim oyunculardan biri. Her zaman kötü rollerde görmeye alıştığımız başkan Byun'u  neredeyse her bölüm şimdi bir yamuk yapacak diye bekledim yapmadı. Ters köşe oldum :)

Başkan Byun'un toplantıları kaynatmasını özlemle hatırlayacağım.

Dikkat: Spolier var

Hyun Soo'nun işin içinde olduğunu bir şekilde çünkü kızın kaçtığı anın görüntüsü aklına gelmişti. Orada bulunmasa bu sahne aklında canlanmazdı diye düşünmüştüm. Tecavüz etse katilleri öldürme gibi bir girişimde bulunmazdı. O zaman susmak zorunda ve izlemek zorunda kalmış ve bunu asla ve asla hazmedememiş. Vicdanı ve kıza olan aşkı yüzünden orada olmadığına inandırmış kendini ve bu gerçeği aslında yok etmek için bir şekilde intikam olaylarına soyunmuş. Bu arada hayatta kalan son tecavüzcünün de sanki sadece ufak bir hırsızlık vakasıymış gibi bu kadar rahat bir şekilde tecavüz ettiğini söylemesi beni inanılmaz sinir etti. Yahu insan bir vicdan azabı çeker.. Ne biliyim bir yüzü kızarır, bakışlarını utancından kaçırır. Dipnot: Ben kötü iyi fark etmez her karaktere bir yerden sonra üzülüyorum. Aynı katile bir ara üzüldüğüm gibi. Ama bir şey vardı fark ettiğim. Hyung Soo bizim Savcı No'yu bir insan olarak sevdi. Eğer katil olmasaydı aralarında iyi bir arkadaşlık gelişebilirdi. Avukat No'yu bence içten içe taktir ediyordu çünkü adam onu katil olduğu halde serbest kalmasına neden olduğu için bu işi örtbas etmek yerine bu olayın üzerine gitti. Ama bir yandan tabi ki onu yakalamaya çalışmasına da sinir oldu ama her halükarda bence savcı No'ya karşı bir sempati besliyordu, sadece gözü dönünce işte bazı şeylere imza attı.

Hyun Soo'nun cezasının neden bu kadar ağır olduğunu. Suçlu ne kadar hatırlamasa da öldürdüğü kişiler de farklı bir davanın suçlusu olsa da aynı muameleyi görü. Bu cezada indirim yapma sebebi olamaz. Ne olursa olsun öldürdüğü kişiler de insandı. Zaten aksinin öngörülmesi durumunda bu hukuk devleti ilkesine ters olur. Cezayı devletin yargı organları verebilir. Bununla birlikte hiç suçu olmayan insanlardan sırf suçu açığa çıkacak diye Şefi öldürmeye teşebbüs etti ve Wook'u ağır yaraladı. Görgü tanığı diye birini öldürdü. Bunları yapmasına rağmen mahkemede hiçbir pişmanlık göstermedi, hala bunu bir hak olarak gördü. Böyle bir insanın toplumdan soyutlanması gerektiği de açıktı. Bir çok seri cinayet ve cinayete teşebbüs vardı. Farklı bir cezanın verilmesi abes olurdu. Ama şöyle bir şey olsaydı. Kişi adam öldürseydi ve bundan pişmanlık duysaydı, iyi hal gösterseydi ( bir çok şart var bunlara tek tek bakılıyor, bunlar ceza kanunlarında yazıyor ) cezasında indirim olabilirdi. 

Şef Bang ve Avukat Ji'nin olaylara verdiği tepkiler dizinin neşesiydi.

Dizinin en çok sevdiğim unsurlardan biri Eun Hyuk ve Bong Hee'nin birbirleriyle olan iletişimleri. Bir bromance yakalanamadı ama  yakın arkadaş kategorisinde uyumunu en çok beğendiğim çift diyebilirim. 
İzlerken çok keyif aldım.

Dizi müzikleri; Jung Hyun Soo Ver.  NELL " The Memory Of That DayMONSTA X grubundan KIHYUN "I've Got A FeelingSEENROOT "Why You?"  BUMKEY "Breathing All  O.WHEN "How To SayCheeze "How About You"  benim dikkatimi çeken şarkılar oldu. Albümün tamamını dinlemek isteyenler aşağıdaki linke tıklayabilir. 

Albümü dinle; TIKLA

Güzel bir yapımdı.İlişkide araya saçma sapan karakterler girmedi. 2. kız olayını fazla katmamışlardı. Aksiyon ve polisiyenin arasına komediyi çok güzel sıkıştırmışlar. Final güzel ama bana çok yetersiz geldi. O kadar bölümdür katilin peşinden koştular, ben en azından Bong Hee'nin katille yüzleşmesini isterdim. Uzun lafın kısası adliyede geçen dizileri cinayet olayların sırrını çözen avukat ve savcıları seviyorsanız az biraz dram olsun içinde ama çok sıkmasın, çok güzel bir aşk barındıran, ikinci kadının can sıkmadığı, diziye heyecan katan şeyin bir suçlunun maskesinin düşürülme çabası olan bir dizi izlemek istiyorsanız, doğru yerdesiniz. 

Dizi için puanım; 10/10

Shopping King Louie / Kore Dizisi


Dizi, Kang Ji Sung, nam-ı diğer Louis ile Ko Bok Sil arasındaki ilişkiyi konu edinecektir. Louis zengin bir aileden gelmektedir. Burnundan kıl aldırmayan alışverişkolik bir kişidir. Fakat ne yazık ki elim bir kaza sonucu hafızasını kaybetmiştir. Ko Bok Sil ise adeta kanatsız bir melek misali iyi kalpli bir taşra kızıdır. Louis, gerçek aşkın ne olduğunu Ko Bok Sil ile tanıştıktan sonra öğrenecektir. 


Seo In Guk; dizide Louis / Kang Ji-Sung karakterlerini canlandırıyor. Daha önce Love Rain, Reply 1997Master's Sun, Reply 1994King of High School Life ConductHello MonsterOh My Ghost (konuk), She Was Pretty (konuk), Squad 38 dizilerinde izledim. Zengin bir aileden gelen ve Avrupa’da tek başına büyümüş olan Louis diğer bir adı ile Kang Ji Sung kibirli ve alışveriş takıntısı olan birisidir. Bir gün, hafızasını kaybeder ve kendi karakteri ile tamamen zıt biri olan Ko Bok Sil ile karşılaşır ve gerçek aşkın ne demek olduğunu Hayatın zorluklarını daha iyi anlar. Seo In Guk'un oynadığı son polisiye dizilerden sonra böyle sevimli bir dizide izlemek benim için çok ayrı bir keyifti. 

Nam Ji Hyun; dizide Ko Bok-Sil karakterini canlandırıyor. Daha önce Angel Eyes ve What Happens to My Family?  dizilerinde izledim. Bir dağ köyünde dünyaya gelen Ko Bok-Sil parlak bir kişiliğe sahip melek gibi birisidir. Kardeşinin kaybolmasıyla şehre gelen  Bok Sil'in yolu Kang Ji Sung ile kesişir. Nam Ji Hyun'un ilk keşfettiğim dizi Angel Eyes dizisinde ilk dört bölümde karakterlerin gençliği canlandırdığı zamandı. O yazımda belirttiğim üzere ana karakterlerden daha iyi performans sergilemişti. Yıllar geçtikçe canlandırdığı karakterleri pek bir sever oldum.
Yoon Sang Hyun; dizide  Cha Joong-Won yani nam-ı değer Mr Cha karakterini canlandırıyor. Daha önce Secret GardenI Can Hear Your Voice dizilerinde izledim. Online alışveriş mağazasının müdürü olan Cha Joong-Won karizmatik ve iş kolik birisidir. Müdür Cha fazla ön planda olmasa da giyimi ile dizide "ben burdayım" diyordu. Yoon Sang Hyun çok iyi bir oyuncu üzerine bir şey söylenemez sanırım.


Dizide olacaklar tahmin edilebilir cinstendi  ama bu beni hiç rahatsız etmedi. Bugün neden Kore dizilerini sevdiğimi bir kere daha anladım. Bu dizilerde  hayal dünyasındaki masumiyeti çok iyi işliyorlar. Hayal dünyaları geniş ve iyilik ile dünyanın iyi bir yere geleceğini düşünen insanlar olarak belki de bunları bulamadığımız için bu dizileri çok seviyoruz. Bugün kimse kimseye güvenmezken sırf kardeşini bulmak için yanına oğlanı alması dizi gereği bile olsa uzak bir gerçek. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor. Dizideki tüm oyuncular ve atmosfer gerçek dünyada görmek isteyip, göremediğimiz unsurlar. Ego yok, aşağılama yok Affetmek var, sevgi var. Biz bunları çok aradığımız için dizileri bu kadar seviyoruz.

Bu zamana kadar Seo In Guk hiçbir yapımını kaçırmayan (bir tarihi dizisini izlemedim) bir takipçisi olarak Reply 1997 dizisinden sonra en çok beğendiğim dizisi, en çok beğendiğim karakteri ve en çok beğendiğim çifti oldu. Tabii bir Reply 1997 değil ama baya baya yaklaşmış bence.  Seo In Guk ve NAm Ji Hyun'un dizideki uyumunu sevdim. Fazlasıyla uyumluydular. Louis karakterini Seo In Guk'tan başkası canlandırsaydı diziden bu kadar keyif alamazdım. Onun sevimliliği, mimikleri, konuşma tarzına kadar uyumlu bir karaktere hayat verdi. Bu sebeple aşırı sevdim.
Çok sevimli, uyumlu tatlı çift


Senaristin dünyanın keşmekeşliğinden sıkılıp pozitif bir dizi yazdığını düşünüyorum. Herkesin ortak noktası, beceriksiz kötülerin bile sevimli oluşuydu. Çılgın büyükanne bile dize gelip vicdanın sesini dinledi ya daha ne olsun. Böyle güzel dizilere talebin neden az olduğunu merak edenler için söylüyorum; ilk dizinin konusunu okuduğumda ilgimi çekmemişti. Bazen konular o kadar diziden farklı veya eksik yazılıyor ki  bu da diziler için handikap oluyor.

Hiçbir kötünün aslında kötü olamayacak kadar beceriksiz olması dizide en sevdiğim yanlarındandı. Entrika tadı verdi ama uzatmadı sıkmadı. Kötüler bile gerçekten kotu değildi. Ayrıca şu çocuklukta tanışma kısmı da bence etkileyiciydi. Tahmin ettik ama bunu Bok Sil'in öğrenme şekli çok özel ve güzeldi.  Değişen tüketim alışkanlıkları ve bunda internetin rolü üzerine, içerisinde aşk ve komedi ile tatlandırılan güzel bir diziydi. Kapitalizmi hem eleştiren hem de olmazsa olmaza getiren bir senaryo. Karakterler ve hikaye biraz masalsıydı.

Görüntü yönetmenini canı gönülden tebrik ediyorum. Renk uyumunu o kadar güzel yakalamış ki, insanın huzur bulmasına neden oluyor.


Dizinin müziklerine gelecek olursam; MONSTA X "The Tigrt Moth" , MONSTA X "The Tigrt Moth"(Acoustic Ver.), JUNIEL "The Time" SunBee "Hello" GFRIEND'den UMJI "The Way" Kim So Hee "Navigation" Gyepy "Slowly" şarkılarını tavsiye ediyorum.

Sonunda "iyiler" ve "iyiliğin" kazandığı bu dizide yarı masalsı bir dünya resmedildi. Dizinin başlarında gerçek dünyayı göstermeyi de ihmal etmedi senarist. Sevginin, aşkın en saf masum halini izledik.Zaman zaman gözleri dolduracak duygusal sahneleri de olan bu diziyi çoğunlukla gülümseyerek ve gülerek izledim. Bazen klişe sahneleri olsa da yine de hiç sıkılmadım .Hayatta en değerli hediyenin de sevdiklerimizle geçirdiğimiz ve ne yazık ki zamanla unutulan anılarımız olduğunun da altı çizildi. Ölen Koboshi'yi unutamadığı için oyuncak köpeğine sarılıp uyuyan saf ve sevgi dolu kocaman çocuğumuzu özleyeceğiz. Ses efektleri de dahil müziklerin geneli de iyiydi. Cha Joong Won karakteri sıra dışı kıyafetleri ile hiç eleştiri almadı, çünkü bir şeyler veren, dolu, samimi, güzel bir diziydi ve bu tür detaylar önemsenmedi. O kadar güzeldi ki bence gerçekten güzel bi kurgu vardı. Her şey yerli yerindeydi. Aşkları sadakatleri birbirlerine güvenleri o kadar güzeldi ki bu tarz şeyler gerçekte olmayacak gibi, masalsıydı. Louie gibi şımarık ve bir o kadar da insana değer vereni, Bok Sil kadar yardım sever, büyükanne gibi insan ayırmayanı ve parada gözü olmayanı bulamayacağız. Dizi resmen benim için bu üçlüyle döndü. Onlarla ağlayıp güldüm, onlarla aynı duyguları yaşadım. Zaman zaman kötülere üzüldüm. Buradaki kötüler, kötünün iyisi gibi toz pembeliği siz düşünün. Hala izlemeyen varsa şiddetle tavsiye ediyorum. Sıradan bir konusuna karşın en içten dizilerden biriydi.

Dizi için puanım; 8,9/10

18.7.17

Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 1

Kore dizileri denilince akla ilk gelen; oyuncular, senaryosu ve müzikleri. Diziler hakkındaki yorumlarımı oluşturduğumda bu üçünden bahsetmeyi ihmal etmiyorum. Hiç kuşkusuz dizilerin bu kadar ön plana çıkmasındaki sebeplerden biride kesinlikle müzikleri. Dizi bittikten aylar hatta yıllar sonra bile şarkıları dinlenmeye devam ediyor. Benimde hafızamda yer etmiş bu şarkılardan oluşan listenin ilk bölümü sizlerle.


  • 2014 yılında yayınlanan başrollerini Jun Ji Hyun ve Kim Soo Hyun'un paylaştığı romantik-fanstastik dizi My Love from the Star döneminin en çok ses getiren dizilerinden biri oldu. Reyting rekorlarını altüst ederken aynı zamanda senaryosunu fahiş fiyata Çin'e satılmasıyla büyük ses getirdi. Senaryo ve oyuncuların yakaladığı başarıların yanı sıra Lyn seslendirdiği My Destiny şarkısı bir çok ödüle layık görüldü. 

Lyn - My Destiny


  • 2015 yılından yayınlanan başrollerinde Ji Sung, Hwang Jung Eum ve Park Seo Joon'un paylaştığı dizi Kill Me, Heal Me dizisi döneminin en çok ses getiren dizisi olmayı başardı. Burada en büyük katkıyı hiç kuşkusuz Ji Sung'un mükemmelin üstünde sergilediği oyunculuğu oldu. Bu ayrıntıların yanında dizi akıllarda bu şarkıyla yer etti. 

Jang Jae In Feat.NaShow -Auditory Hallucination


  • 2014 sonunda başlayan 2015 yılında yayınlanan sevilen dizilerinden biri olan, başrollerini Ji Chang Wook ve Park Min-Young'un paylaştığı Healer dizisinin şarkılarını unutmamak gerek. 
Ben - You

Just - Because Of You

  • 2016 yılından yayınlanan başrolerini Song Joong Ki,  Song Hye-Kyo, Jin Goo ve Kim Ji Won'un paylaştığı Descendants of the Sun  geçen seneye en çok damgasını vuran dizi oldu. Bir asker ve doktorun aşkını konu alan aynı zamanda ikinci çiftin imkansız aşkına tanık olduğumuz dizinin şarkıları en az konusu ve oyuncuları kadar ses getirdi diyebilirim. Dizinin bütün şarkılarını tavsiye ederim. DAVICHI - This LoveK.will - Talk Love t Yoonmirae - ALWAYS ILyn- With YouSG WANNABE - By My Side


Gummy - You Are My Everything



Chen&Punch Everytime

2017 yılında yayınlanan başrollerinde Gong Yoo, Kim Go Eun, Lee Dong Wook ve Yoo In Na yer alan, reyting rekorları kıran Goblin dizisinin şarkılarını es geçmemek lazım. Lasse Lindh'in Hush şarkısını dizide kullanmış olmaları ayrıca mutlu etti.

Sam Kim -Who Are You

Crush -Beautiful 
  • 2017 yılından yayınlanan geçtiğimiz günlerde final yapan, başrolerinde Yoo Ah In, Lim Soo Jung ve Ko Gyung Pyo yer alan Chicago Typewriter dizisinin müzikleri kendi adıma bu senenin şu zamanına kadar en iyisiydi. Dizinin hikayesi derinlemesine etkiyi şarkının verdiği duyguyla sağladı diyebilirim. Dinlerken karakterleri özlediğimi fark ettim.

SG WANNABE -Writing Our Stories

SALTNPAPER - Satellite 


Kevin Oh - Be My Light


  • 2008 yılında yayınlanan Lee Min Ho, Gu Hye Seo, Kim Hyun Joong, Kim Bum, Kim Jun gibi isimlerin yer aldığı bir çok kişinin Kore Dizisi serüvenine başladığı  Boys Over Flowers dizisinin şarkıları da dizi kadar ün salmıştır.

SS501- Because I’m Stupid

SHINee - Stand By Me 

T-Max- Paradise

  • 2012 yılında yayınlanan SNSD grubundan Yoona ve Jang Geun Suk'un başrollerini paylaştığı Love Rain dizisinin sevilen şarkısı. Dizide iki dönem aşka tanık oluyorsunuz. 

Yozoh- Again and Again



  • 2010 yılından yayınlanan başrollerini Hyun Bin ve Ha Ji Won'un paylaştığı Secret Garden adlı dizinin efsane iki şarkısı listede yer almazsa olmazdı. Secret Garden, üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen özlemle andığım dizilerden biri. Beak Ji Young'un güzel sesinden That Woman

Baek Ji Young - That Woman


  • Chen’in sesinden bu güzel şarkı bizi 2015 yılından yayınlanan  Jo In Sung ve Gong Hyo Jin’in başrolde oynadığı romantik dizi It's Ok, That's Love geri götürüyor. Psikolojik unsurları barından bu diziyi izlemeyenlere tavsiye ediyorum. 

Chen - Best Luck



  • 2016 yılında yayınlanan başrollerinde; Lee Joon Gi, IU, Kang Ha Neul, Hong Jong Hyun, Nam Joo Hyuk, Baekhyun, Ji Soo, Yoon Sun Woo'nun yer aldığığı Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo tarihi dizisinin kadrosu kadar şarkıları da ses getirdi diyebilirim.
 Im Hae Sun -  Will Be Back (dizide ilk duyduğumda ağladığım şarkılardan biridir)

TAEYEON - All With You



  • 2013 yılında yayımlanan başrollerinden Lee Min Ho, Kim Woo Bin ve Park Hye Shin'in yer aldığı Heirs dizisinin şarkıları da kadro kadar harikaydı.
Lee Hong Ki -  I'm Saying