26.7.17

Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 2

  • 2016 yılında yayınlanan başrollerinde; Lee Joon Gi, IU, Kang Ha Neul, Hong Jong Hyun, Nam Joo Hyuk, Baekhyun, Ji Soo, Yoon Sun Woo'nun yer aldığığı Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo tarihi dizisinin kadrosu kadar şarkıları da ses getirdi diyebilirim. Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 1 postunda iki şarkısını daha dinleyebilirsiniz.

Epik High FT. Lee Hi – Can You Hear My Hear



  • 2015 yılında yayınlanan başrolünde Hwang Jung Eum, Park Seo Joon ve Siwon'un rol aldığı She Was Pretty dizisini izleyip de dinlemekten bıkmadığım iki şarkısı sizlerle.

Soyou&Brother Su -You don`t know me

Kihyun (MONSTA X) - One More Step

  • 2016 yılında yayınlanan başrolünde  Eric ve Seo Hyun Jin yer aldığı  Another Miss Oh dizisininden iki şarkı favorim. Fakat siz bu iki şarkıya takılmadan bütün albümü dinleyin derim. Zira şarkıları dizi kadar efsane.ç

 BEN - Like A Dream


Roy Kim - Maybe I

  • Hwarang; 2016'nın sonlarında başlayan 2017'de final yapan, kadrosunda son dönemin popüler isimleri Park Seo Joon, Go Ara, Park Hyun Sik, Minho, V (Teahyung), Do Ji Han, Jo Yoon Woo bulunuyor. Dizi tarihi temalı. Dizide yer alan Teahyung grup arkadaşı Jin ile seslendirdiği şarkısı favorim.

V&Jin (BTS)- It's Definitely You


  • 2012 yılında başlayıp 2013 yılında final yapan, başrolünde Park Yoo Chun, Yoon Eun Hye, Yoo Seung Ho gibi isimlerin yer aldığı I Miss You dizisinin şarkıları da dizi kadar dram içeriyor. Dram severler mutlaka izlemeli diyorum.


Wax - Tears Are Falling

  • 2012 yılında yayınlanan başrolünde Song Joong Ki ve Moon Chae Won'un yer aldığı Nice Guy dizisini izleyipte bu şarkıyı sevmeyecek yoktur diye düşünüyorum. Dizi dram ve intikam üzerine kurgulu. Jansu'nun sesiyle dizinin içinde buluyorsunuz kendinizi.
JUNSU (JYJ) - Love Is Like Snow


21.7.17

Serenad / Zülfü Livaneli



Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.

"Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? İlk adet gördüğünde mi, 18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ilk ak düşünce mi? Bence hiçbiri değil. Bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini."

Öyle ya, büyümüyorum ben, büyümeyeceğim. Birçok hatıra ekleyeceğim hayatıma, bazısı benim, bazısı değil. Kitabı okuduğum şu 7 günde birçok kişi oldum. Ben de Maya oldum, ben de Nadia oldum, hatta ben Max oldum, Ouitz ailesi mensubu oldum. Okuduğum kitapların çoğunda "iyi ki" deyip kitaba sarılı kaldım ama bu farklı, gerçekten çok farklı. Şimdi biraz öznellikten çıkmaya çalışıp nesnel yazacağım. Sonra öznele dönerim tekrar. Umarım boğucu olmam, çünkü içimden gelen çok şey var.

Kitabın dili oldukça akıcı, sıkmayan hatta çok merakta bırakan olaylarla devam ediyor. Gerek ülkemiz, gerekse başka ülkeler hakkında tarihsel bilgiler içeriyor. Okurken bir yandan araştırmaya yapmaya başladım. Birkaç olayı, ismi not ettim biraz üzerilerine düşmeyi istiyorum.
Aşkın hep kutsal olduğunu düşünmüşümdür, insan sadece bir kez yaşar ve öylece kalır. Kitap aşk konusunu öyle güzel işlemiş ki! Hani durup kendi kendine düşünüyorsun "Ne aşklar var be, aşk insana neler yaptırıyor!" diye.

Nazi dönemi Almanya, yahudilerin yaşadığı zorluklar, Türklerin yaşadığı zorluklar kaleme alınmış genel olarak. İnsanlığın ne kadar acımasız olduğu tekrar tekrar göz önüne seriliyor. Bu konuda çok şey yazabilirim ama "Hiçbir iktidar masum değildir. Bütün iktidarlar öyle ya da böyle, birinin katilidir…" diyerek geçmek istiyorum.

En çok etkilendiğim olayı da aktarıp sonlandırayım yazımı. "Mezar taşlarına mutlu oldukları gün sayısını yazdıran insanlar" Yine kendimi sorgulatıp kaç gün yazardı benim taşımda diye düşündüğüm sayfalar... Daha küçüğüm, bir elin parmak sayısını geçmiyor ama bu yaşta böyle tam anlamıyla "mutluyum" diyebildiğim gün olması mutluluk verici. Umarım hepimizin "gerçekten mutlu" olduğu anlar olur, belki biz 52'yi geçeriz. Neden olmasın?

Fight for My Way / Kore Dizisi


Okul günlerinde Ko Dong Man Park Seo Joon Taekwondo'ya katılmıştır. Şimdiyse bir yandan sözleşmeli bir işçi olarak çalışarak geçimini sağlıyor bir yandan da UFC ünvanını kazanmaya çalışıyordur. Bu arada Choi Ae Ra bir sunucu olmayı ümit etmiş ancak bu hayalinden vazgeçmiştir.Şu an bir mağazanın danışma bölümünde çalışmaktadır. Ko Dong Man ve Choi Ae Ra çocukluklarından beridir çok iyi arkadaşlardır. Sürekli olarak birbirleriyle dalga geçip kavga etseler de başka birisi onları aşağılayacak olursa anında birbirlerini savunmaya geçmektedirler. Bu ilişkiyi anlamsal, üçüncü sınıf karışımı, çekişmeli ve romantik olarak adlandırmaktadırlar. Gün geçtikçe bu anlamsal ilişkileri yeni bir romantizme doğru çiçek açacaktır. 

Park Seo Joon; dizide Ko Dong Man karakterini canlandırıyor. Daha önce  Dream High 2, A Witch's RomanceKill Me, Heal MeShe Was Pretty, Hwarang dizilerinde izledim. Lise günleri hayatının altın çağı olan bir sözleşmeli çalışandır. Tekvando kıyafeti içinde yıldız bir atlet olarak okul koridorlarını arşınladığı günleri sevgiyle hatırlamaktadır. Gün gelir içindeki tekvando aşkını hatırlar ve yeniden denemek için tüm cesaretini toplayarak profesyonel bir dövüşçü olmak için yeniden UFC ligine katılır. Hayatın önüne çıkardığı zorluklara direnen hayatının iplerini elinde tutan ferahlatıcı şekilde olumlu bir insandır.  

Kim Ji Won; dizide Choi Ae Ra karakterini canlandırmaktadır. Daha önce To The Beautiful You, HeirsHidden IdentityDescendants of the Sun dizilerinde izledim. Bir mağazanın danışma bölümünde çalışan TV sunucusu olmak için vakti zamanında büyük hayaller beslemiş bir müşteri hizmetleri temsilcisidir. Her sene ulusal sunuculuk yarışmasına girmekte ve her seferinde de başarısız olmaktadır. Ancak kendi ayakları üstünde durmayı bilen birisidir ve mücadeleci bir ruha sahiptir. Onun bu mücadeleci ruhu onu fazlasıyla zeki ve korkusuz yapmaktadır.


 Ahn Jae Hong, dizide Kim Joo-Man karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Reply 1988 ve The Legend of the Blue Sea (konuk) izledim. Dörtlünün sözde "beyni"dir. Evden alışveriş sitesinde kalıcı bir iş edinmiştir. Altı senelik kız arkadaşı olan Baek Seol Hee'ye   sadıktır ancak aşkı  içim sınava tabii tutulacak bir genç adam. Ahn Jae Hong, Reply 1988 dizisindeki karakterini sevmekle beraber onu bir yapımda görmeyi çok istemiştim. Güzel bir diziyle geri dönüş yaptı. 


Song Ha Yoon; dizide Baek Seol Hee karakterini canlandırıyor. Daha önce GOT7 grubunun internette yayınlanan Dream Knight adlı mini dizisinde izledim. Jokbal (Baharatlar ve soya sosuyla pişirilen et paçasından oluşan bir Kore yemeği) dükkânında çalışan grubun masum ve garip kızıdır. Altı senedir tüm hayatı Joo Man'ın etrafında dönmektedir. Onun iyi niyeti her zaman başına iş açmaktadır. Song Ha Yoon bir sonraki projesinde başrol olur mu bilmem ama o yolda ilerliyor diyebilirim.


İlk bölümden bu yana bölümler su gibi akıp gitti, biraz bölümler çoğalsın da öyle izleyeyim demiştim fakat her hafta yeni bölüm geldiğini görünce kendimi tutamayıp güncel olarak özledim diziyi. Dizideki dörtlünün her biri için ayrı bir hikaye biçmişler, bununla kalmamış dizideki kötü olarak nitelendirdiğimiz insanların hayatlarına da kendi pencerelerinden bakabilmemizi sağlamışlar final bölümüyle, kesinlikle önereceğim bir dizi oldu.

Park Seo Joon'u en son Hwarang dizisinde Go Ara'yla izledim ve iki oyuncunun kimyasını beğenmediğimi dizinin yazından dile getirmiştim. Bu sebeple Park Seo Joon'un bir sonraki yapımı kendime adıma önemliydi. Ya çıkış yakalayacak ya da durağan bir şekilde yoluna devam edecekti. Ji Won ile olan uyumu sayesinde tekrardan özlediğimiz Park Seo Joon'u izledik.Bunun dışında dizide canlandırığı Dong Man karakterinin hakkını fazlasıyla verdi. Sporcu birini canlandırmak zor zanaat. İzlerken  gerçek bir sporcuymuş hissini izleyicilere veriyor. Bu da başarılı oyuncu için olumlu unsurlardan biri. 

Park Ji Won'un sanırım canlandıramayacağı karakter yok. En son Descendants Of The Sun'da komutan rolünden, Heirs'de buzlar kraliçesi edasında olan soğuk bir karakteri canlandıran güzel oyuncu, Fight for My Way dizisiyle ise bu iki karaktere zıt denebilecek bir role imzasını attı. Özellikle Descendants Of The Sun dizisinde Jin Goo ile yakaladığı uyumuyla zirveyi zorlarken bir sonraki dizisinde nasıl olacağını kendi adıma merak konusuydu. Canlandırdığı Ae Ra karakterinin içine öyle bir girmiş ki bir önceki rolleri bile aklınıza gelmeyecek, kendinizi bu kız hep böyleydi şeklinde düşünürken bulabilirsiniz. Oyunculuğuna kısaca Ba-yıl-dım.

Ahn Jae Hong 1988 dizisinde izleyip bayıldığım biricik oyunculardan biri. Buradaki karakterini bir sevdim bir sevmedim. Karakteri çok güzel canlandırdı ona lafım yok Joo Man'ı sevmedim. 6 yıldır bir kadınla beraber mutlu bir hayatı varken, seviyor olmasına da rağmen kafasının karışması hoşuma gitmeyen detaylardan biriydi. Küçük mutluluklarla yetinmek istemiyordu lakin Seol Hee elinden uçup gidince değerini bildi. Song Ha Yoon ilk kez uzun metrajlı bir dizide izledim. Onun o güzelliğinin yanında naif bir melek oluşuna bayıldım. Ahn Jae Hong ile olan uyumu hoştu. Beğendim. Uzun bir ilişkide olabilecek sorunları ve güzellikleri iyi bir şekilde canlandırdılar.

Küçük Görsel

Uyarı: Spolier içerir.


Çok güzel başladı, çok güzel de bitti. Hiç yormadan, sıkmadan kendini izlettirdi. Senaryo şahane, oyuncular şahane, oyuncuların birbiriyle olan uyumu daha şahane. Dizi nasıl başladı nasıl bitti anlamadım zaman su gibi akıp gitti. Bununla birlikte dizinin ortalarına doğru ritmi azaldı durağanlaştı. Son bölümlerde tekrar ilk bölümlerdeki hızını yakaladı.
Şundan bahsetmezsem olmaz Dong Man yıllardır tekvando hayalleriyle yaşamış hatta kız kardeşini kurtarayım diye o yaşında kendinden vazgeçmiş bırakın da biraz özgür olsun bir kes kez olsun hayallerini yaşasın değil mi? Ae ra'ya hak veriyordum hep sonuçta kim sevdiğinin dayak yemesini ister ki ama bunu tatlı tatlı hafif sitemkar bir şekilde yapıyordu bu hiç olmadı sonuçta Dong Man'nın bildiği tek şey tekvando. Hayatta herkese bir yetenek verilmiş bunun farkında olup onla yaşayıp mutlu olabilen maalesef bir azınlık var. Çocuğa tek bildiği şeyi bırakıp hayatı boyunca sevmediği mutsuz olacağı bir işi yapma dayatması çok saçma..

Dizide güzel yerlere parmak bastılar. Seol Hee oldu kanatları kırık melek. En başından beri çok sevmeme rağmen neden bu kadar fedakâr, neden bu kadar sevgi dolu, neden dişlerini göstererek kendisine ait olanı korumuyor diye sınırsız iyiliğine sinirleniyordum. Bölümlerin birinde Ae Ra ile o kadar güzel konuştu ki. Anne olmak istiyorum dedi. Hedefi tam da buydu. Oysa ki 21.yy kadını kariyer odaklı ve materyalist bir noktaya sürükledi oysa bir kadının olabileceği en yüce özel şey anneliktir. Güzel bir noktaya parmak bastı senarist.

O değilde Park Seo Joon'a ağlamak yakışıyormuş :)
Küçük Görsel


Dizinin müziklerine gelecek olursam;  BTOB(Seo Eun Kwang,Lim Hyun Sik,Yook Sung Jae)  "Ambiguous"Kassy  "Good Morning Ryu Ji Hyun "Night Is Gone, AgainCha Yeoul "I Miss U"  Arieband "Dumbhead"

Albümü dinlemek için; TIKLA

Ne fazla ne eksik çok güzel bitti son bölümlerdeki küçük dram dokunuşunu, şaşırtıcı hareketliliği de çok sevdim, devam etseydi de izlerdim orası ayrı. Dizinin yapmacıklıktan uzak gerçek hayat tadında olması, oyunculukların muhteşemliği ve samimiyetleri, bize duyguları tamamen hissettirmeleri, birbirleriyle uyumu o kadar güzeldi ki ilk bölümden beni içine çekti, asla sıkmadan diğer bölümü sabırsızlıkla beklememe neden oldu bu her dizinin yakalayabildiği bir sinerji değil o yüzden diziyi izleyebildiğim için çok mutluyum.

20.7.17

Suspicious Partner / Kore Dizisi


Dizi, üzerinde kalan katil damgasını temizleyebilmek için gerçek katilin peşine düşen Eun Bong Hee ve ona yardım eden No Ji Wook'un  etrafında dönmektedir. Çok geçmeden ikili bu kovalamacanın içinde birbirine aşık olur. 
Dizi çekilirken düzenlemesi normal 1 saate göre yapılmış. Ama Kore yayın politikaları değişti galiba ve reklamlara kısıtlama geldi. O yüzden bölümün yarısında uzun bir reklam arası verip, bunu da 2 bölüm olarak düzeltmişle. ama çok alakasız bir yerde kesmişler. Bizim Türkiye'de de 7 dakika reklam verip, sonra program başlamış gibi yapıp fragman tarzı birşey verip, tekrar 7 dakikalık reklam veriliyor. Onun gibi sanırım. Durum böyle olunca 30dk'dan 40 bölüm sizlerle.

Ji Chang Wook; dizide No JiWook karakterini canlandırıyor. Daha önce Healer, Emperess Ki, K2 dizilerinde izledim. No Ji Wook yetenekli bir avukat olarak görevine devam etmektedir. Eskiden bir savcıydı. O savcıyken kendini Eun Bong-Hee (Nam Ji-Hyun) ile bir davanın içinde bulur ve savcılığı bırakarak avukat olur. Bununla birlikte çocukken yaşadığı bir travmanın etkileri ile boğuşmaktadır. Ji Chang Wook askere gitmeden önce oynadığı son yapım oldu. Güzel bir seçim yaptığını doğrular nitelikte bir diziydi.
Nam Ji Hyun; dizide Eun Bong Hee karakterini canlandırıyor. Angel Eyes, What Happens to My Family?, Shopping King Louie dizilerinde izledim.  Dizide eski bir tekvando sporcusu ve adli bir stajyer olan Eun Bong Hee iyi bir avukat olabilmek için sıkı bir şekilde çalışmaktadır. O, dışarıdan bakınca saf ve narin birisi gibi görünse de kendini savunabilecek birisidir. Bir gün, kendisini bir cinayet davasının şüphelisi olarak bulur. Kendini aklamak ve adını temize çıkarmak için hedef koyar. Nam Ji Hyun sessiz ve derinden gelen bir oyuncu. Şu zamana kadar izlediğim dizilerde ki partnerleri Kang Ha Neul, Park Hyung Sik, Seo In Guk ve şimdide Ji Chang Wook daha kimler olacak aşırı merak içindeyim. 
Choi Tae Joon; dizide Ji Eun Hyuk karakterini canlandırıyor. Adolescence Medley, The Girl Who Sees SmellsMissing Nine dizilerinde izledim. No Ji Wook’un çocukluk arkadaşıdır ve birbirlerini kardeş gibi görmektedir. İkisinin geçmişte yaşadığı kötü bir olaydan dolayı ayrı düşmüşlerdir. Eun Hyuk başarılı bir avukattır. Ji Wook'un da peşini bırakmamaktadır. En son Missing Nine dizisinde izlediği Tae Joon oyunculuk konusunda sağlam ve emin adımlarla ilerliyor. Avukat Ji kahkahasını özleyeceğim. Tae Joon'u Missing 9'dakilere kök söktürsende burada bağrıma bastım seni.
İlgili resim
HelloVenus grubundan Nara; dizide Cha Yoo Jung karakterini canlandırıyor. Hello Venus grubundan tanıdığım Nara'yı daha önce Cunning Single Lady, Enternatier dizileride konuk olarak izlemedim. Onunda ilk ciddi işi. Dizide Savcı Cha karakterini canlandırıyor. Aynı zamanda sonradan ortaya çıkan Ji Wook'un eski kız arkadaşı olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca yurtdışında eğitim almış bir savcıdır. Nara'nın ilk ciddi yapımı olmasına rağmen savcı karakteriyle iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. İzlediğimde ilk dizisi olabileceği aklıma bile gelmedi. Başarılıydı.

Dong Ha; dizide Jung Hyun Soo karakterini canlandırıyor. İzlediğim ilk yapımı oldu. Fakat son olmayacak. Aksiyon, suç, dram veya romantik-komediyi hakkını veren oyunculardan olabilir. Emin adımlarla geliyor.
suspicious partner Dong Ha gif ile ilgili görsel sonucu

Ji Chang Wook askere gitmeden evvel güzel bir diziye imzasını attı. Nam Ji Hyun ile uyumunu beğendim. En son uyumunu beğendiğim çift Weightlifting Fairy Kim Bok-Joo dizisinden Lee Sung-Kyung  ve Nam Joo-Hyuk idi. Açık konuşmak gerekirse Ji Chang Wook ve Nam Ji Hyun arasında bu kadar iyi uyum olacağını düşünmemiştim. Farklı bir şekilde ikisinin kimyası hoşuma gitti. Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Nam Ji Hyun diğer yapımlarına göre bu dizide çok güzel geldi gözüme. Bir de dizi için çalıştıkları stilist kesinlikle seçimleriyle çok başarılıydı. Senaryo gereği Ji Chang Wook ve Choi Tae Joon arasında soğuk rüzgarlar olduğu için bir bromance yakalayamadık. Aslında sonlara doğru yakalanabilirdi. Eğer bu da olsa zirveyi kesinlikle zorlardı. 

Bana öyle bakma anlayacaklar şarkısını kendilerine armağan ediyorum.

Genel anlamda bende diziyi güzel ve başarılı buldum. Ben hep diyorum bir dizinin başarılı olmasında başroller etkilidir fakat götüren kesinlikle yardımcı karakterlerdir. Oyuncular çok iyiydi. Ama bazı oyuncular önümüzdeki dönemde daha da parlayacaklar. Çok teklif alacaklar gibi. Kimler mi? Birincisi Dong Ha. Bence bu dizinin en dikkat çekici ismiydi. Çok başarılı buldum. Önümüzdeki dönem en fazla dizi/film teklifi alacak oyunculardan biri olarak görüyorum. İkinci adayım da. Savcı Cha rolündeki Na Ra.  Bu oyuncunun da önünün açık olduğunu düşünüyorum. Oyunculuk tecrübesine bakarak onu da başarılı buldum. Çok teklif alacağını düşünüyorum. Ve tabi ki usta oyuncumuz Dok Wa Lee. Gerçekten çok çok iyi bir oyuncu. Onu seyrederken yüzümde tebessüm hiç eksik olmadı. İyi ve kötü karakterlerin hakkını veren en sevdiğim oyunculardan biri. Her zaman kötü rollerde görmeye alıştığımız başkan Byun'u  neredeyse her bölüm şimdi bir yamuk yapacak diye bekledim yapmadı. Ters köşe oldum :)

Başkan Byun'un toplantıları kaynatmasını özlemle hatırlayacağım.

Dikkat: Spolier var

Hyun Soo'nun işin içinde olduğunu bir şekilde çünkü kızın kaçtığı anın görüntüsü aklına gelmişti. Orada bulunmasa bu sahne aklında canlanmazdı diye düşünmüştüm. Tecavüz etse katilleri öldürme gibi bir girişimde bulunmazdı. O zaman susmak zorunda ve izlemek zorunda kalmış ve bunu asla ve asla hazmedememiş. Vicdanı ve kıza olan aşkı yüzünden orada olmadığına inandırmış kendini ve bu gerçeği aslında yok etmek için bir şekilde intikam olaylarına soyunmuş. Bu arada hayatta kalan son tecavüzcünün de sanki sadece ufak bir hırsızlık vakasıymış gibi bu kadar rahat bir şekilde tecavüz ettiğini söylemesi beni inanılmaz sinir etti. Yahu insan bir vicdan azabı çeker.. Ne biliyim bir yüzü kızarır, bakışlarını utancından kaçırır. Dipnot: Ben kötü iyi fark etmez her karaktere bir yerden sonra üzülüyorum. Aynı katile bir ara üzüldüğüm gibi. Ama bir şey vardı fark ettiğim. Hyung Soo bizim Savcı No'yu bir insan olarak sevdi. Eğer katil olmasaydı aralarında iyi bir arkadaşlık gelişebilirdi. Avukat No'yu bence içten içe taktir ediyordu çünkü adam onu katil olduğu halde serbest kalmasına neden olduğu için bu işi örtbas etmek yerine bu olayın üzerine gitti. Ama bir yandan tabi ki onu yakalamaya çalışmasına da sinir oldu ama her halükarda bence savcı No'ya karşı bir sempati besliyordu, sadece gözü dönünce işte bazı şeylere imza attı.

Hyun Soo'nun cezasının neden bu kadar ağır olduğunu. Suçlu ne kadar hatırlamasa da öldürdüğü kişiler de farklı bir davanın suçlusu olsa da aynı muameleyi görü. Bu cezada indirim yapma sebebi olamaz. Ne olursa olsun öldürdüğü kişiler de insandı. Zaten aksinin öngörülmesi durumunda bu hukuk devleti ilkesine ters olur. Cezayı devletin yargı organları verebilir. Bununla birlikte hiç suçu olmayan insanlardan sırf suçu açığa çıkacak diye Şefi öldürmeye teşebbüs etti ve Wook'u ağır yaraladı. Görgü tanığı diye birini öldürdü. Bunları yapmasına rağmen mahkemede hiçbir pişmanlık göstermedi, hala bunu bir hak olarak gördü. Böyle bir insanın toplumdan soyutlanması gerektiği de açıktı. Bir çok seri cinayet ve cinayete teşebbüs vardı. Farklı bir cezanın verilmesi abes olurdu. Ama şöyle bir şey olsaydı. Kişi adam öldürseydi ve bundan pişmanlık duysaydı, iyi hal gösterseydi ( bir çok şart var bunlara tek tek bakılıyor, bunlar ceza kanunlarında yazıyor ) cezasında indirim olabilirdi. 

Şef Bang ve Avukat Ji'nin olaylara verdiği tepkiler dizinin neşesiydi.

Dizinin en çok sevdiğim unsurlardan biri Eun Hyuk ve Bong Hee'nin birbirleriyle olan iletişimleri. Bir bromance yakalanamadı ama  yakın arkadaş kategorisinde uyumunu en çok beğendiğim çift diyebilirim. 
İzlerken çok keyif aldım.

Dizi müzikleri; Jung Hyun Soo Ver.  NELL " The Memory Of That DayMONSTA X grubundan KIHYUN "I've Got A FeelingSEENROOT "Why You?"  BUMKEY "Breathing All  O.WHEN "How To SayCheeze "How About You"  benim dikkatimi çeken şarkılar oldu. Albümün tamamını dinlemek isteyenler aşağıdaki linke tıklayabilir. 

Albümü dinle; TIKLA

Güzel bir yapımdı.İlişkide araya saçma sapan karakterler girmedi. 2. kız olayını fazla katmamışlardı. Aksiyon ve polisiyenin arasına komediyi çok güzel sıkıştırmışlar. Final güzel ama bana çok yetersiz geldi. O kadar bölümdür katilin peşinden koştular, ben en azından Bong Hee'nin katille yüzleşmesini isterdim. Uzun lafın kısası adliyede geçen dizileri cinayet olayların sırrını çözen avukat ve savcıları seviyorsanız az biraz dram olsun içinde ama çok sıkmasın, çok güzel bir aşk barındıran, ikinci kadının can sıkmadığı, diziye heyecan katan şeyin bir suçlunun maskesinin düşürülme çabası olan bir dizi izlemek istiyorsanız, doğru yerdesiniz. 

Dizi için puanım; 10/10

Shopping King Louie / Kore Dizisi


Dizi, Kang Ji Sung, nam-ı diğer Louis ile Ko Bok Sil arasındaki ilişkiyi konu edinecektir. Louis zengin bir aileden gelmektedir. Burnundan kıl aldırmayan alışverişkolik bir kişidir. Fakat ne yazık ki elim bir kaza sonucu hafızasını kaybetmiştir. Ko Bok Sil ise adeta kanatsız bir melek misali iyi kalpli bir taşra kızıdır. Louis, gerçek aşkın ne olduğunu Ko Bok Sil ile tanıştıktan sonra öğrenecektir. 


Seo In Guk; dizide Louis / Kang Ji-Sung karakterlerini canlandırıyor. Daha önce Love Rain, Reply 1997Master's Sun, Reply 1994King of High School Life ConductHello MonsterOh My Ghost (konuk), She Was Pretty (konuk), Squad 38 dizilerinde izledim. Zengin bir aileden gelen ve Avrupa’da tek başına büyümüş olan Louis diğer bir adı ile Kang Ji Sung kibirli ve alışveriş takıntısı olan birisidir. Bir gün, hafızasını kaybeder ve kendi karakteri ile tamamen zıt biri olan Ko Bok Sil ile karşılaşır ve gerçek aşkın ne demek olduğunu Hayatın zorluklarını daha iyi anlar. Seo In Guk'un oynadığı son polisiye dizilerden sonra böyle sevimli bir dizide izlemek benim için çok ayrı bir keyifti. 

Nam Ji Hyun; dizide Ko Bok-Sil karakterini canlandırıyor. Daha önce Angel Eyes ve What Happens to My Family?  dizilerinde izledim. Bir dağ köyünde dünyaya gelen Ko Bok-Sil parlak bir kişiliğe sahip melek gibi birisidir. Kardeşinin kaybolmasıyla şehre gelen  Bok Sil'in yolu Kang Ji Sung ile kesişir. Nam Ji Hyun'un ilk keşfettiğim dizi Angel Eyes dizisinde ilk dört bölümde karakterlerin gençliği canlandırdığı zamandı. O yazımda belirttiğim üzere ana karakterlerden daha iyi performans sergilemişti. Yıllar geçtikçe canlandırdığı karakterleri pek bir sever oldum.
Yoon Sang Hyun; dizide  Cha Joong-Won yani nam-ı değer Mr Cha karakterini canlandırıyor. Daha önce Secret GardenI Can Hear Your Voice dizilerinde izledim. Online alışveriş mağazasının müdürü olan Cha Joong-Won karizmatik ve iş kolik birisidir. Müdür Cha fazla ön planda olmasa da giyimi ile dizide "ben burdayım" diyordu. Yoon Sang Hyun çok iyi bir oyuncu üzerine bir şey söylenemez sanırım.


Dizide olacaklar tahmin edilebilir cinstendi  ama bu beni hiç rahatsız etmedi. Bugün neden Kore dizilerini sevdiğimi bir kere daha anladım. Bu dizilerde  hayal dünyasındaki masumiyeti çok iyi işliyorlar. Hayal dünyaları geniş ve iyilik ile dünyanın iyi bir yere geleceğini düşünen insanlar olarak belki de bunları bulamadığımız için bu dizileri çok seviyoruz. Bugün kimse kimseye güvenmezken sırf kardeşini bulmak için yanına oğlanı alması dizi gereği bile olsa uzak bir gerçek. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor. Dizideki tüm oyuncular ve atmosfer gerçek dünyada görmek isteyip, göremediğimiz unsurlar. Ego yok, aşağılama yok Affetmek var, sevgi var. Biz bunları çok aradığımız için dizileri bu kadar seviyoruz.

Bu zamana kadar Seo In Guk hiçbir yapımını kaçırmayan (bir tarihi dizisini izlemedim) bir takipçisi olarak Reply 1997 dizisinden sonra en çok beğendiğim dizisi, en çok beğendiğim karakteri ve en çok beğendiğim çifti oldu. Tabii bir Reply 1997 değil ama baya baya yaklaşmış bence.  Seo In Guk ve NAm Ji Hyun'un dizideki uyumunu sevdim. Fazlasıyla uyumluydular. Louis karakterini Seo In Guk'tan başkası canlandırsaydı diziden bu kadar keyif alamazdım. Onun sevimliliği, mimikleri, konuşma tarzına kadar uyumlu bir karaktere hayat verdi. Bu sebeple aşırı sevdim.
Çok sevimli, uyumlu tatlı çift


Senaristin dünyanın keşmekeşliğinden sıkılıp pozitif bir dizi yazdığını düşünüyorum. Herkesin ortak noktası, beceriksiz kötülerin bile sevimli oluşuydu. Çılgın büyükanne bile dize gelip vicdanın sesini dinledi ya daha ne olsun. Böyle güzel dizilere talebin neden az olduğunu merak edenler için söylüyorum; ilk dizinin konusunu okuduğumda ilgimi çekmemişti. Bazen konular o kadar diziden farklı veya eksik yazılıyor ki  bu da diziler için handikap oluyor.

Hiçbir kötünün aslında kötü olamayacak kadar beceriksiz olması dizide en sevdiğim yanlarındandı. Entrika tadı verdi ama uzatmadı sıkmadı. Kötüler bile gerçekten kotu değildi. Ayrıca şu çocuklukta tanışma kısmı da bence etkileyiciydi. Tahmin ettik ama bunu Bok Sil'in öğrenme şekli çok özel ve güzeldi.  Değişen tüketim alışkanlıkları ve bunda internetin rolü üzerine, içerisinde aşk ve komedi ile tatlandırılan güzel bir diziydi. Kapitalizmi hem eleştiren hem de olmazsa olmaza getiren bir senaryo. Karakterler ve hikaye biraz masalsıydı.

Görüntü yönetmenini canı gönülden tebrik ediyorum. Renk uyumunu o kadar güzel yakalamış ki, insanın huzur bulmasına neden oluyor.


Dizinin müziklerine gelecek olursam; MONSTA X "The Tigrt Moth" , MONSTA X "The Tigrt Moth"(Acoustic Ver.), JUNIEL "The Time" SunBee "Hello" GFRIEND'den UMJI "The Way" Kim So Hee "Navigation" Gyepy "Slowly" şarkılarını tavsiye ediyorum.

Sonunda "iyiler" ve "iyiliğin" kazandığı bu dizide yarı masalsı bir dünya resmedildi. Dizinin başlarında gerçek dünyayı göstermeyi de ihmal etmedi senarist. Sevginin, aşkın en saf masum halini izledik.Zaman zaman gözleri dolduracak duygusal sahneleri de olan bu diziyi çoğunlukla gülümseyerek ve gülerek izledim. Bazen klişe sahneleri olsa da yine de hiç sıkılmadım .Hayatta en değerli hediyenin de sevdiklerimizle geçirdiğimiz ve ne yazık ki zamanla unutulan anılarımız olduğunun da altı çizildi. Ölen Koboshi'yi unutamadığı için oyuncak köpeğine sarılıp uyuyan saf ve sevgi dolu kocaman çocuğumuzu özleyeceğiz. Ses efektleri de dahil müziklerin geneli de iyiydi. Cha Joong Won karakteri sıra dışı kıyafetleri ile hiç eleştiri almadı, çünkü bir şeyler veren, dolu, samimi, güzel bir diziydi ve bu tür detaylar önemsenmedi. O kadar güzeldi ki bence gerçekten güzel bi kurgu vardı. Her şey yerli yerindeydi. Aşkları sadakatleri birbirlerine güvenleri o kadar güzeldi ki bu tarz şeyler gerçekte olmayacak gibi, masalsıydı. Louie gibi şımarık ve bir o kadar da insana değer vereni, Bok Sil kadar yardım sever, büyükanne gibi insan ayırmayanı ve parada gözü olmayanı bulamayacağız. Dizi resmen benim için bu üçlüyle döndü. Onlarla ağlayıp güldüm, onlarla aynı duyguları yaşadım. Zaman zaman kötülere üzüldüm. Buradaki kötüler, kötünün iyisi gibi toz pembeliği siz düşünün. Hala izlemeyen varsa şiddetle tavsiye ediyorum. Sıradan bir konusuna karşın en içten dizilerden biriydi.

Dizi için puanım; 8,9/10

18.7.17

Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 1

Kore dizileri denilince akla ilk gelen; oyuncular, senaryosu ve müzikleri. Diziler hakkındaki yorumlarımı oluşturduğumda bu üçünden bahsetmeyi ihmal etmiyorum. Hiç kuşkusuz dizilerin bu kadar ön plana çıkmasındaki sebeplerden biride kesinlikle müzikleri. Dizi bittikten aylar hatta yıllar sonra bile şarkıları dinlenmeye devam ediyor. Benimde hafızamda yer etmiş bu şarkılardan oluşan listenin ilk bölümü sizlerle.


  • 2014 yılında yayınlanan başrollerini Jun Ji Hyun ve Kim Soo Hyun'un paylaştığı romantik-fanstastik dizi My Love from the Star döneminin en çok ses getiren dizilerinden biri oldu. Reyting rekorlarını altüst ederken aynı zamanda senaryosunu fahiş fiyata Çin'e satılmasıyla büyük ses getirdi. Senaryo ve oyuncuların yakaladığı başarıların yanı sıra Lyn seslendirdiği My Destiny şarkısı bir çok ödüle layık görüldü. 

Lyn - My Destiny


  • 2015 yılından yayınlanan başrollerinde Ji Sung, Hwang Jung Eum ve Park Seo Joon'un paylaştığı dizi Kill Me, Heal Me dizisi döneminin en çok ses getiren dizisi olmayı başardı. Burada en büyük katkıyı hiç kuşkusuz Ji Sung'un mükemmelin üstünde sergilediği oyunculuğu oldu. Bu ayrıntıların yanında dizi akıllarda bu şarkıyla yer etti. 

Jang Jae In Feat.NaShow -Auditory Hallucination


  • 2014 sonunda başlayan 2015 yılında yayınlanan sevilen dizilerinden biri olan, başrollerini Ji Chang Wook ve Park Min-Young'un paylaştığı Healer dizisinin şarkılarını unutmamak gerek. 
Ben - You

Just - Because Of You

  • 2016 yılından yayınlanan başrolerini Song Joong Ki,  Song Hye-Kyo, Jin Goo ve Kim Ji Won'un paylaştığı Descendants of the Sun  geçen seneye en çok damgasını vuran dizi oldu. Bir asker ve doktorun aşkını konu alan aynı zamanda ikinci çiftin imkansız aşkına tanık olduğumuz dizinin şarkıları en az konusu ve oyuncuları kadar ses getirdi diyebilirim. Dizinin bütün şarkılarını tavsiye ederim. DAVICHI - This LoveK.will - Talk Love t Yoonmirae - ALWAYS ILyn- With YouSG WANNABE - By My Side


Gummy - You Are My Everything



Chen&Punch Everytime

2017 yılında yayınlanan başrollerinde Gong Yoo, Kim Go Eun, Lee Dong Wook ve Yoo In Na yer alan, reyting rekorları kıran Goblin dizisinin şarkılarını es geçmemek lazım. Lasse Lindh'in Hush şarkısını dizide kullanmış olmaları ayrıca mutlu etti.

Sam Kim -Who Are You

Crush -Beautiful 
  • 2017 yılından yayınlanan geçtiğimiz günlerde final yapan, başrolerinde Yoo Ah In, Lim Soo Jung ve Ko Gyung Pyo yer alan Chicago Typewriter dizisinin müzikleri kendi adıma bu senenin şu zamanına kadar en iyisiydi. Dizinin hikayesi derinlemesine etkiyi şarkının verdiği duyguyla sağladı diyebilirim. Dinlerken karakterleri özlediğimi fark ettim.

SG WANNABE -Writing Our Stories

SALTNPAPER - Satellite 


Kevin Oh - Be My Light


  • 2008 yılında yayınlanan Lee Min Ho, Gu Hye Seo, Kim Hyun Joong, Kim Bum, Kim Jun gibi isimlerin yer aldığı bir çok kişinin Kore Dizisi serüvenine başladığı  Boys Over Flowers dizisinin şarkıları da dizi kadar ün salmıştır.

SS501- Because I’m Stupid

SHINee - Stand By Me 

T-Max- Paradise

  • 2012 yılında yayınlanan SNSD grubundan Yoona ve Jang Geun Suk'un başrollerini paylaştığı Love Rain dizisinin sevilen şarkısı. Dizide iki dönem aşka tanık oluyorsunuz. 

Yozoh- Again and Again



  • 2010 yılından yayınlanan başrollerini Hyun Bin ve Ha Ji Won'un paylaştığı Secret Garden adlı dizinin efsane iki şarkısı listede yer almazsa olmazdı. Secret Garden, üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen özlemle andığım dizilerden biri. Beak Ji Young'un güzel sesinden That Woman

Baek Ji Young - That Woman


  • Chen’in sesinden bu güzel şarkı bizi 2015 yılından yayınlanan  Jo In Sung ve Gong Hyo Jin’in başrolde oynadığı romantik dizi It's Ok, That's Love geri götürüyor. Psikolojik unsurları barından bu diziyi izlemeyenlere tavsiye ediyorum. 

Chen - Best Luck



  • 2016 yılında yayınlanan başrollerinde; Lee Joon Gi, IU, Kang Ha Neul, Hong Jong Hyun, Nam Joo Hyuk, Baekhyun, Ji Soo, Yoon Sun Woo'nun yer aldığığı Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo tarihi dizisinin kadrosu kadar şarkıları da ses getirdi diyebilirim.
 Im Hae Sun -  Will Be Back (dizide ilk duyduğumda ağladığım şarkılardan biridir)

TAEYEON - All With You



  • 2013 yılında yayımlanan başrollerinden Lee Min Ho, Kim Woo Bin ve Park Hye Shin'in yer aldığı Heirs dizisinin şarkıları da kadro kadar harikaydı.
Lee Hong Ki -  I'm Saying 




29.6.17

Father I'll Take Care of You / Kore Dizisi


Bu dizi, çocuklarını büyüttükten 20 küsur yıl sonra emekli hayatına başlamak için heyecanlanan yaşlı bir çiftin etrafında dönmektedir. Aşk dolu evleri yetişkin çocukları döndüğünde alt üst olur. 4 kardeş aile bağlarının gücünü öğrenir. Tüm bunların ortasında, intikam entrikası dönebilir.



Kim Jae Won dizide bir yatırım şirketinin CEO’su ve bir apartman şantiyesinin yöneticisi olan Lee Hyun Woo karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Can You Hear My Heart, May Queen, Scandal: A Shocking and Wrongful Incident dizilerinde izledim.  Yıllar önce kaybolan kardeşini arayan, babasının intiharından sorumlu kişilerden intikam alma ateşiyle yanıp tutuşan biridir. Kim Jae Won, uzun soluklu dizilerin aktörü. Hwajung dizisini en kısa zamanda izlemeyi planlıyorum. Daha önce tarihi dizide izlemediğim için performansını merak ediyorum.

Park Eun Bin dizide yazar yardımcısı olan Oh Dong Hee karakterini canlandırmaktadır. Daha önce  Age of Youth dizisinde izledim. O iyi niyetli olduğundan dolayı çalıştığı yerde kıdemliler tarafından köle gibi çalıştırılmaktadır. Dong Hee'nin  hayali iyi bir senarist olarak hayatını sürdürüp büyükannesiyle mutlu mesut yaşamaktır. 

Lee Tae Hwan dizide bir eğlence şirketinde yönetici olarak çalışan Han Sung Joon karakterini canlandırmaktadır. Daha önce King of High School Life ConductPride and PrejudiceW dizilerinde izledim.
Onun işi Asya’da ki diğer ülkelerinden gelen TV dizilerinin senaryolarını okumaktır. Han ailesinin en küçük oğludur. Başarılı olduğu kadar sadık bir karaktere sahiptir.

Lee Soo Kyung dizide gezi yazarı, şarkıcı, söz yazarı, gitarist, kafe sahibi ve radyo programlarına senaryo yazmak gibi birden fazla işi olan Han Jung Eun karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Let's Eat dizisinde izledim.

Lee Seung Joon; dizide Han Sung Hoon karakterini canlandırıyor. Daha önce Nine: Nine Times Time Travel, Secret Love MisaengHyde Jekyll, Me,  Madame Antoine, Descendants of the Sun dizilerinde izledim. Gan Sung Hoon, Han ailesinin en büyük oğludur. Başarılı bir gazeteciyken ansızın işinden çıkarılır. Zor zamanlar geçirir. 

Kim Sun Young; dizide Seo Hye Joo karakterini canlandırıyor. Daha önce Hotel King, Reply 1988 dizilerinde izledim. Sung Young, Seung Joon'un eşidir. Han ailesinin çilekeş büyük gelinidir. Başarılı bir iş kadınıdır. 

Hwang Dong Joo; dizide Han Sung Sik karakterini canlandırıyor. Daha önce Doctor Stranger dizisinde izledim. Han ailesinin ortanca oğludur. Başarılı bir avukattır. O, lüksü hayatı seven bir adamdır.

Shin Dong Mi; dizide Kang Hee Sook karakterini canlandırıyor. Daha önce Ex-Girlfriend Club, Hello MonsterShe Was PrettyCinderella and Four Knights, K2 dizilerinde izledim. Sung Sik'in eşidir. Han ailesinin ortanca gelinidir. O mükemmeliyetçi bir yapıya sahiptir.

  • Dizi 49 bölümden oluşuyor. Her bölüm yaklaşıl bir saat civarında. 
  • Diziyi izlememin tek sebebi kdrama dünyasının en harika sesli adamı, melodramların 1 numaralı yakışıklısı ilk göz ağrılarımdan biri olan Kim Jae Won için başladım. 
  • Eğer aile dizisini izlemeyi seviyorsanız mutlaka başlamanızı tavsiye ediyorum. Benim için tatlı bir diziydi. Ailenin ne demek olduğunu çok güzel bir şekilde anlatan dizilerden biri. Aile dizileri genelde uzun soluklu olduğu için bir süre sonra izlerken o ailenin parçası gibi oluyorsunuz. 
  • Dizi ağlattı, güldürdü, heyecanlandırdı, ders verdi, aşkı hissettirdi. Kısaca her şeyi hissettirdi izleyicilere, en çok hissettirdiği duygu kesinlikle kızgınlıktı. 
  • Dizi boyunca çok ifrit olduğum karakterler oldu ancak dizinin sonuna doğru hepsini sevdim hepsinin kendince haklı sebeplerinin olabileceğini anladım. Bir insanın kötü biri olmasının sadece kendi suçu olmadığını onu bu duruma getirenlerinde suçlu olduğunu anladım. Han ailesinin kızı hariç tabi ki. Kadının rolü adeta nasıl nefret edilebilir bir insan olunur bunun üzerineydi. Hala aklıma gelen o gereksiz cevapları o saçma sapan tepkileri beni adeta çileden çıkardı.
  • En sevdiğim karakterden ortanca yenge Hee Seok oldu. Kadında öyle bir azim vardı ki çocuklardan bir şahaser yarattı. İlk bölümler bu kadın çıldırmış olmalı diye düşünsem de amacı ve yapmaya çalıştığı şeyi saygıyla karşıladım.
  • Hyun Woo ve Jeong eun ikilisini destekledim çift oldu. Çiftin kimyası dizi boyunca kendini belli etti.
  • Dizi güzel olmasına güzeldi ama ben diğer aile dizileriyle kıyaslayarak finalinin kısa diziler gibi sıkıştırma bir final oluşunu sevmedim. Bir bölümde neredeyse herkes aklı başına geldi, kötüler yaptıklarını fark etti pişman oldu. Bu kısımların daha önce olmasını ve mutlu anları daha çok izlemeyi isterdim. Bunun dışında diziden gayet memnun kaldım. Her aile dizisinde olduğu gibi onlardan biri gibi hissettim kendimi.
Dizinin müzikleri; MONSTAX grubundan Kihyun "It's not sad" Mose "With the Sad Look"  Jang Hee Young  "Can’t Love AgainYeoeun "My Love" benim dikkatimi çeken şarkılar oldu. Romantik-komedi, aksiyon, suç gibi dizileri izlemekten sıkıldıysanız. Father I'll Take Care Of You gibi aile dizisi tamda size en uygun olan yapım. Umarım beğeneceğiniz bir dizi olur. Sevgiyle kalın.

The 100 // 4.Sezon


İlk sezon gençlik dizisi izlenimi vermişti fakat beklenmedik şekilde kabuğunu kırdı. Gençleri dünyaya yolladıklarında, birbirleri arasındaki iktidar mücadelesi ve değişimleri önemliydi. Daha sonra ise gruplar arasındaki iktidar mücadelesine tanık olduk. 3. sezonun özeti olarak;  şimşekler eşliğindeki hiç iyiye işaret etmeyen bir duman bulutunun Polis’e yaklaştığı, sürpriz ve yepyeni sahne ile sonlandı. Yani yeryüzü karşı saldırıya geçiyor. Bu yenilemez bir düşman. “Bunu nasıl durduracağız?” dedirterek gelmiyor. “Nasıl hayatta kalacağız?” dedirtiyor. Artık yeteri kadar yaşam gemisi yok. Düşünce olarak 1. sezona geri dönüş gibi aynı mantık aslında. Dünya artık Ark.

3. sezonda mücadele ettikleri  ALIE güncellemesinden sonra artık onun karakterini Raven üstlendi. O bir evrim geçirdi desek yeridir. Raven kesinlikle bu dizinin beyni. Dizide ki en sevdiğim karakterlerden biri. Dizinin başrol oyuncusu olmayı hiçbir açıdan hak etmediğini düşündüğümüz Clarke, nightblood avantajını flame’i taşıyarak elde etmek istedi. Böylece herkesi kontrol edip barış sağlayacağını düşündü ancak annesinin onu ele vermesiyle başarısız oldu. Umarız bu macera orada son bulur ve ilerleyen sezonlarda Clarke’ın liderlik mücadelesiyle geçen bölümlerini izlemeyiz. Merak ettiğim kavuşmalardan biri de; Bellamy ile Octavia yeniden bir araya geldiklerinde farklı iki insan göreceğimiz kesin. İki kardeşin birbirlerini gördüklerinde yaşanacak duygusallığı tahmin edebiliyorum.

3. Sezon finalinde ölüp ölmedikleri belli olmayan Roan ile Indra, 4. sezonda geri dönmeleri isabet oldu. Hatta Zach McGowan (Roan) artık düzenli oyuncu kadrosunda olacağı da bu sayede açığa kavuşmuş oldu. Düzenli kadroya dahil olan oyunculardan biri de; Echo karakterini canlandıran Tasya Teles beşinci sezon kadrosunda olacağı açıklanırken Jaha karakterini canlandıran Isaiah Washington'un ise kadrodan çıktığı duyuruldu.

Orjinal senaryoya göre Jasper karakterinin birinci sezonun ilk bölümünde ölmesi gerekiyordu. Fakat yapımcı Jason Rothenberg, Devon Bostick'in oyunculuğunu sevdiğinden bu fikirden vazgeçmiştir. Aynı şekilde 3x16'da son sahnede verilen kısımda, aslında Jasper'ın ihtihar sahnesi olması gerekiyordu. Hatta o sahne bile çekilmişti. Fakat bu fikir dördüncü sezona ertelendi. Ne yazık ki bu sezon oyuncuya veda ettik. Aslında Jasper karakteri ilk iki sezon çok iyiyken son iki sezon çizdiği karakter olmamıştı.
Bu ikilinin dostluğunu özleyeceğiz.


The 100 4. sezon 4. bölüm, Buz halkı liderinin Gök halkına savaş ilan etmesini konu edindi. O sırada Polis’te bulunan Octavia Blake, bu savaş ilanını kendi halkına haber vermek istedi. Ancak bir uçurumun kenarında yakalandı ve dövüşü kaybetti. Karnından yaralanan Octavia oldukça yüksek bir mesafeden nehre düştü. Herkes Octavia’nın öldüğünü düşünüyordu. Buraya kadar her şey çok güzel. Dizi dünyasının klişeleri arasında giren epik sahnelerde, ana karakterler genellikle ölümcül darbeler alır ve bir şekilde ölümden kurtulmayı başarırlar. İzleyici de bunu istiyor zaten. Fakat Octavia’nın nasıl kurtulduğuna dair gösterilen sahnede büyük bir gönderme vardı. Yüzüklerin Efendisi’nde uçurumdan düşen Aragorn nasıl kurtulduysa, Octavia Blake de aynı şekilde kurtuldu Yani; Aragorn’un atı Brego, kıyıya sürüklenen baygın durumdaki Aragorn’u uyandırıyor ve onu sırtına alarak hayatını kurtarıyordu. Octavia’nın atı Helios ise yine baygın durumdaki Octavia’yı uyandırıyor ve sırtına çıkmasını sağlayarak ölümden dönmesini sağlıyor. İki sahnenin neredeyse birbirinin aynısı olduğunu söylemek mümkün. O epik sahnede, Aragorn atın eyerini tek eliyle nasıl kavrıyorsa, Octavia da birebir aynı hareketi gerçekleştiriyor. Dizinin orjinal bir konuya sahip olduğu, fakat sahne ve diyalogların başka dizilerden esinlenerek oluşturulduğu yönünde eleştiriler geliyordu. Krallıklar, haneler ve klanların Game of Thrones’un konusuna benzer bir şekilde yaratılması ve son olarak bu Lotr göndermesiyle, The 100 ‘esinlenme’ konusunda boyut atladı diyebiliriz.

5.ölümünde pek dikkate alınmayan ama beşinci sezonunun konusu bakımından önemli bir ayrıntıyı fark ederek sizlerle paylaşmak istedim. Final sahnesinde gördüğümüz ELIGIUS markası ve altındaki 'suçlu' ibaresi Jackson ve Abby'nin araştırmaları arasında bulduğu bilgiyle örtüşüyor. Bu yüzdendir ki, gelecek sezon tahminlerini daha sağlıklı yapabiliriz. Gel gelelim Eligius Corp.'a. Önemli şirket isimlerinden birisidir. Bu şirket uzay madenciliği yapar ve dünyada suç işlemiş idam mahkumları burada işçi olarak çalıştırılır. Uzayda maden bulabildikleri her yere giderek çalışırlar. Tabi o kadar uzun süre uzay radyasyonuna maruz kalan bedenleri çok zarar görmesin diye Nightblood icat edilmiş ve bilimsel olarak bu kara kan onlar için yapılmış. neyse bu insanlar dünyadaki nükleer felaket yaşandığında dünyayla bağları kopmuş. kendi kaderlerine terk edilmiş. Zaten o sırada bunları düşünecek de insan kalmamış. 3. sezondaydı sanırım. 100 kusur yıl önce yaşanan nükleer felaket sırasında Becca bu insanlarla iletişimin koptuğunu not almış ve Raven bunu monitörde görmüştü. Monty ve Jasper a anlatıyordu.  Hatta Nightblood (karakan); Becca tarafından ilk bu şirket için üretilmiş. uzayda geçirilecek uzun surelerde hem uykuda hem de asteroid kuşağında çalışırken madencilerin solar radyasyondan korunmaları için üretilmiş.İşte 4. sezonun son sahnesinde gelen insanlar bunlardır ve muhtemelen idam mahkumları bir şekilde geminin yönetimini ele geçirmiş ve kendilerine yeni bir dünya yaratmışlar. 5. sezonda da bu insanların kötülükleriyle geçen bir sezon izleyeceğiz gibi duruyor. vahşi bir topluluk olacaklarını düşünüyorum, çünkü idam mahkumu onlarca insandan bahsediyoruz. Şimdi bunlar Skykru , bizimkiler de Grounder oldular mantık olarak.

Sezon finalinde gördüğümüz küçük kız, Clarke'ın biyolojik kızı değil ama beşinci sezonda, Clarke için çok önemli olduğu belli. Maddiekanına sahip, 5 yıldır Clarke ile beraber olduğu belli. Ayrıca anne-kız gibi olacakları sinyalini de final sahnesinde sinyalini verdiler.

Gelecek sezonda Bellamy, Raven, Monty ve diğerlerinin ne yapmış olduğunu gördüğünüzde çok şaşıracaksınız. Onların hikayesini çok merak ediyorum. Her sezon bir kısır döngüye giriyormuş gibi görünüp sezon finalinde "yok artık" nidalarıyla başka bir yöne çekilen bir dizi The 100.. 4.sezon finali ile "acaba" dedirtti. Yine klişeye mi saracaklar yoksa şahane bir 5.sezon mu gelecek, merakla bekliyorum.

23.6.17

Oh My Venus / Kore Dizisi



2015 yılında KBS2 kanalında yayınlanan Oh My Venus dizisinin senaristi Kim Eun Ji olurken yönetmen koltuğunda Kim Hyung Suk ve Lee Na Jeong oturuyor.Dizi, çocukluk zamanından kalma bazı psikolojik yararlardan dolayı zor zamanlar geçiren inanılmaz derecede mükemmel kişisel antrenör Kim Young-Ho (So Ji-Sub) ve aşırı kiloları ile başı dertte olan ilk aşkını bir takıntı haline getirmiş Kang Joo-Eun (Shin Min-A) arasındaki gelişen romantik ilişkiyi anlatmaktadır.

So Ji Sub; dizide Kim Young Ho karakterini canlandırıyor. Daha önce I'm Sorry, I love you, Master Sun ve Warm and Cozy dizisinde konuk oyuncu olarak izledim. 2 yıl ara verdiği dizi sektörüne Oh My Venus ile geri dönüş yaptı. Kim Young Ho karakteri;  Hollywood yıldızlarına kişisel antrenörlük yapan Young Ho canlandırmaktadır. Onun karakteri, zengin bir aileden gelmesine rağmen çocukken ağır yaralar aldı. Şimdi ise sabrı ve inatçılığı ile problemlerinin üstesinden gelmektedir. So Ji Sub oyunculuğunu tek bir kelimeyle açıklayabilirim; mükemmel! 


Shin Min Ah; dizide Kang Joo Eun karakterini canlandırıyor. Daha önce My Girlfriend; Gumiho, Arang and the Magistrate dizilerinde My Love, My Bride filminde izledim. 3 yıl ara verdiği dizi sektörüne Oh My Venus dizisiyle dönüş yaptı. 33 yaşındaki bir avukat olan Kang Joo Eun, küçükken yaşadığı yer olan DaeGu’nun Venüsü olarak adlandırılan olağanüstü güzellikte bir kızdır. O ailesine maddi destekte bulunmak için çok mücadeleler vermiştir. Şimdi ise onun başı aşırı kilosu ile derttedir. Shin Min A, eski dizilerine göre oyunculuğunu zirveye çıkarmış diyebilirim. Bir de her aktristin harcı değil, kilolu bir karaktere girip canlandırmak. Büyük özgüven ister. Shin  Min A bunu başarıyla gerçekleştirdi. Harikaydı!

Jung Gyu Woon, dizide  Im Woo-Sik karakterini canlandırıyor. Daha önce God's Gift ve Birth of a Beauty dizilerinde izledim. Im Woo Sik, milli bir yüzücüyü canlandırıyor. Aynı zamanda Kang Joo Eun'un 15 yıldır birlikte olduğu sevgilisidir. Jung Gyu Woon izlediğim yapımlarında ya aldatıyor ya da en yakın arkadaş için sevgilisini terk eden karakterleri canlandırdı. Acilen başka dizilerini izleyip gözümdeki imajını değiştirmem gerek. 

Yu In Young dizide Oh Soo-Jin canlandırıyor. Daha önce Empress Ki, My Love From the Star, Mask dizilerinde izledim. Oh Soo Jin başarılı ve güzel bir avukattır. Kang Joo Eun ile eskiden çok yakın arkadaştırlar. Araları bir sebep ile bozulmuştur. Onun karakteri sözde dizinin kötü kadını. Yu In Young, bu dizide dahil izlediğim yapımlar arasında en çok beğendiğim dizisi kesinlikle Mask. Oradaki karakterin ruhunu benimseyerek harikalar yaratmıştı diyebilirim. İzlemeyenler için bol entrikalı Mask dizisini öneririm. 




Sung Hoon; dizide Jang Joon Sung karakterini canlandırıyor. Daha önce Faith ve Five Enough dizilerinde izledim. Joon Sung, başarılı bir sporcudur. Aynı zamanda Kim Young Ho'nun çalıştırdığı sporculardan biridir. Sung Hoon, Five Enough dizisinden sonra My Secret Romance dizisiyle ilk başrolünü aldı. -
Super Junior-M grubunun üyesi Henry Lau dizide Kim Ji Woong karakterini canlandırıyor. Daha önce izlediğim bir yapımı olmadı. Fakat Henry hakkında bilgilere sahibim tabi ki. Dizide rol yapmadı. Cidden katıldığı bütün programlarda böyle. İmajı bu. O yüzden onu izlerken aşırı keyif aldım :)

Bu dizi izlenmeye değer midir? Bence değer. Öyle dolu dolu bir konusu olup toplumun ihtiyacı olan mesajlar veren düşündüren bir dizi filan değil belki ama çok eğlenceli. Güldürdüğü yerler çok oldu. Bir kere So Ji Sub ve Shin Min A gibi oyuncuların dizide olmasın yeterli. Senaryo basit bile olsa izlettirebilecek potansiyele sahipler. Hiç şüphesiz bu şekilde izleyen çok oldu.

Peki neden izlenmeli?

  • Senaristin ilk yapımı. Kendini riske atmada klişe bir senaryo ile karşınızda. Klişe severler için oldukça ideal fakat sevmeyenler kitleler oyuncuları için izleyeceği bir yapım. Her halükarda izlenecek bir yapım.
  • Senaryo açısından eksiklikleri olabilir. Kişiden kişiye herkes her anı eleştirebilir. Fakat dizi o kadar sıcak ilerledi ki insan kaygı duymadan akışında izlemek epey zevkliydi. 3.kişilerin aradan girmeden iki insanın nerelerde buluşabileceğini ve mutlu olabileceğini izlemek çok güzeldi. Replikler açısından oldukça güzel söylemler vardı. Cümlelerin dozu o kadar güzeldi ki So Ji Sub ve Shin Min A'ın birlikte verdiği enerji de çok yüksekti. Konu yine başrol uyumuna gelecek ama cümleler onlarla birlikte güzeldi sanki. Yeryüzünün dışına çıkarken bizlere yaşatılan dizi zevki harikaydı.
  • Dizinin en sevdiğim kısımlarından biri, bölüm sonları ve bölüm başlangıçları oldu. şöyle ki, bilirsiniz artık türk dizilerinde sıkça kullanılan bir yöntem olarak yeni bölümlerin ilk 3-5 dakikası, önceki bölümün son 3-5 dakikasından oluşuyor.Oh My Venus’te de bu kullanılmış ancak bir farkla; aynı sahneyi izlesek de, diğer karakterin gözünden izliyoruz. Mesela Kim Young-Ho’nun ilk defa Kang Joo Eun’un gamzelerini gördüğü sahneyi ilk olarak 5. bölümün sonunda Kim Young Ho’nun gözünden izliyoruz. Daha sonra bir de aynı sahneyi 6. bölümün başında Kang Joo Eun’un gözünden izliyoruz. gerçekten ilk çekici ve farklı bir bakış açısı, çok beğendim.
  • Harikaydı, huzur doluydu, sevimliydi, ne kimse kimsenin kuyusunu kazdı, ne üzdü ne ağlattı. Aktıysa gözyaşı oda aşktan aktı. Üvey anne iyiydi, büyükanne sevecendi, dostlar, arkadaşlar can'dı. Eski sevgililer entriklar çevirmedi Yeni aşklar eskiyi aratmadı. Romantizmin, iç çekişlerin,''ah şimdi orada ben olsaydım'' deyişlerin dizisiydi. So Ji Sub usta beklettiğine değecek bir rolle dönüş yaptığı bir dizi oldu. Nefesleri kesti, nabızları hızlandırdı. Hala romantik, karizma formunu koruduğunu bir kez daha ispatladı. Shin Min Ah, güzelliği ve mükemmel oyunculuğu ile bir kez daha göz doldurdu. 
  • Dizide yer alan yardımcı karakterler Henry ve Sung Hoon diziye ayrı bir lezzet kattı. Onları izlerken keyif aldım. Senarist buradaki dengeyi de harika ayarlamış. Tebrikler.
  • Senarist romantizm ve komedi arasındaki ince çizgiyi çok güzel dengeledi. Araya duygusal sahneler serpiştirerek üst seviyeye taşıdı. Dizide güldürmeyen karakter yok neredeyse. Hiç kuşkusuz en çok ilgi gören karakter ise Ji Woong rolü ile Henry Lau. Henry, nerede olursa olsun oranın havasını değiştiriyor.
Küçük, minnacık bir eleştiri;
  • Dizinin başından beri Koç, sağlıklı kadınların seksi olduğundan bahsetti. Zayıflığın güzellik için değil, sağlık için olduğu vurgusu yapıldı. Sağlıklı beslenme, sağlıklı uyku düzeni, sağlıklı spor her şey tam bir sağlık durumunun olması içindi. Koç kaza geçirip gittiğinde bile, sporuna ve sağlığına dikkat etti. İlaçlardan kurtuldu. Sonra ne oldu. Adam bir kaç aylığına gitti ve Kang Joo Eun, ne kadar kilo verdiyse hepsini geri aldı. Bahane olarak da hamileliği sundu.Allah aşkına dizinin sonuna kadar verdiği mesajı bir anda yerle bir etti. Hamilelik sırasında 9-12 kilo alınması önerilir "sağlık açısından". Yani güzelim diziyi sonuna 5 dk daha koyacağız diye mahvedip bırakmışlar. Bu 5 dk dışında dizide kötü olan 1 saniye bile yoktu. O yüzden bu sonu affetmiş gibi yapıyorum.
Diyet yaparken ben desem yeridir :)

Dizinin müzikleri Jonghyun (SHINee ) "Beautiful Lady"   G.O.D grubunun sesine bayıldığım Kim Tae Woo & Ben  "Darling U " Kei(Lovelyz) "Love Is Like That" MIIII "It's Me" LYn & Shin Yong Jae "Such Person" Tei - "I'll Be Ther" şarkıları benim dikkatimi çekenler. Umarım beğenirsiniz. Klişe ama entrikasız aynı zamanda seyir zevki güzel bir dizi istiyorsanız izlemekten keyif alacağınız dizi Oh My Venus sizi bekler. Ben hem keyif aldım bazen sıkıldım ama oyuncuları için sevdiğim bir dizi oldu. Umarım beğeneceğiniz, keyif alacağınız az olsa sıkıntılarınızı geride bırakacağınız bir dizi olur. Sevgilerle.

Dizi için puanım; 7/10
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...