17 Kas 2017

The Time We Were Not In Love / Kore Dizisi



Oh Ha-Na (Ha Ji-Won) ve Choi Won (Lee Jin-Wook) 34 yaşına basmış, 17 yıllık dostturlar. Oh Ha-Na kendinden emin, dürüst bir iş kadınıdır. Choi Won ise bir hava limanı şirketinde kabin amir yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Oh Ha- Na'nın ne zaman başı belaya girse Choi Won imdadına koşmuştur. Seo-Hoo (Yoon Gyun-Sang) özgür ruhlu bir piyanisttir ve Lee So-Eun (Choo Soo-Hyun) da hosteslik yapmaktadır. Bakalım bu serüvende Oh Ha-Na ve Choi Won aşkı bulacaklar mı?

Ha Ji Won; dizide Oh Ha Na karakterini canlandırıyor. Daha önce Secret GardenThe King 2heartsEmpress Ki, Hospital Ship dizilerinde izledim. 34 yaşındaki Oh Ha Na bir mağazada yöneticilik yapmaktadır. Odürüst ve kendine güvenen bir iş kadınıdır. İş konusunda çok titizdir. Choi Won ile çok eski arkadaşlardır. En kötü gününde yanında olan tek arkadaşıdır. Ha Ji Won başlı başına harika bir oyuncu. Taş olsa izlerim.

Lee Dong Wook; dizide Choi Won karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Nine: 9 Times Time Travel,Goodbye Mr. Black dizilerinde izledim.  Bir havayolu şirketinde host olarak çalışan 34 yaşındaki Choi Won, çekici bir görünüme, sevecen bir kişiliğe sahiptir ve kadınlar arasında popüler birisidir. Oh Ha-Na ile 17 yıldır arkadaştırlar. Choi Won'un başı ne zaman derde girse Ha Na onun yardımına koşmaktadır. Lee Dong Wook aşırı sevimlisin be adam! Her rolün hakkını veren aktörlerden. Gülüşü zaten efsane.

Yoon Kyun Sang; dizide Cha Seo Hoo karakterini canlandırıyor. Daha önce FaithPinocchioSix Flying DragonsDoctors, Rebel: Thief Who Stole the People dizilerinde izledim. Üçüncü nesil bir chaebol (kore usulü aile şirketi) olduğunu diğerlerinden saklayan 33 yaşındaki Cha Seo-Hoo  özgür bir ruha sahip yıldız bir piyanisttir. Oh Ha Na'nın eski sevgilisidir. Yoon Kyun Sang gümbür gümbür geliyor. Daha fazla ikinci adam olarak izlemek istemiyorum. Dizilerde mutlu olduğunu görmek bizimde hakkımız.
  • Dizi baştan güzel başlayıp ortalarında durağanlaştı. İzleyiciyi şaşırtacak bir ayrıntıya yer verilmediğinden, entrikaya alışmış bir toplum olduğumuzdan çabuk sıkılanlar olmuş. İki yakın arkadaş birbirlerini seviyorlar fakat farkında değiller. Bütün senaryo bunun üzerine kurulu. Haliyle insan ne zaman birleşecekleri konusunda beklentiye giriyor. Fakat bu süre biraz durağan geçti fakat sonlara doğru toparlamaya başladılar. Genel olarak güzel diziyd
  • Gelelim dizide ki karakterlerin aralarındaki ilişkisine; Spolier var, dikkat!
Hana'nın her zaman Won'a karşı bir şeyler hissettiği barizdi, bunu anlamayan gerçekten bir tek kendisiydi.
Ama o da Won'un önceki tavırlarından dolayı maruz görülebilirdi. Biri size "Seni asla sevmeyeceğim" derse, ne kadar yakınlık gösterirse göstersin, sizi sevmediğini düşünürsünüz. En azından ben öyle düşünürdüm. Yani Hana da kızılacak hiç bir şey görmüyorum ben.

Cha Seo Hoo, geçmişte bir şeyler karıştırsa da, Hana'yı yerle bir edip gitse de. Bence gerçekten aşık olduğunda yapılması gereken her şeyi yaptı. Hana ona inanmaya zaten hazırdı. Ve Hana'nın aklında soru işareti kalmaması için, yeniden görüşmeleri gerekiyordu.Kendi arzusuyla Seo hoo'yu bırakması ve gönül rahatlığıyla yoluna devam etmesi.Gerçekten de öyle oldu.Senarist bize "napıyorsun sen?" dedirtmedi.

Hana ve Won, 1 + 1 o kadar güzellerdi ki, arkadaşlıklarından tutun, küsmelerine, birbirlerinden uzaklaşmalarından kavuşmalarına kadar. Aralarındaki her şey çok güzeldi. Won'un, Hana'nın malum kişiyle aralarında geçenlerde bile, yüzünü asık gördüğü her an "iyi misin" diye sorması.Won'un aşkını nasıl nirvana da yaşadığını gösteriyordu resmen. Benimle olmayacaksa mutsuz olsun diye dolanan günümüz aşklarından, sen yeterki mutlu ol, ben uzak durmaya da razıyıma; resmen adam kendi içinde destansı bir aşk yaşadı.

Kavuşmaları, aralarında ki ilişki, evlilik hayatları her şey çok güzeldi.

Yani başka ne denir ki?

Lee Dong Wook o kadar güzel gülen bir adam ki senaristlerde bu halini göz önünde bulundurmayı ihmal etmemiş. Sevimli halleri başka güzeldi.
  • İnfinite'den Myung Soo (L) var diye başlayacaksınız baştan söyleyeyim L kalıcı oyuncu değil sadece konuk oyuncu 5.bölüme kadar var ondan sonrada yok.
  • Yoon Kyung Sang için başlıyosanız 5.bölümden sonra dizide görünmeye başlıyor. Myung Soo çıkıyor o geliyor diziye.
  • Dizide  Ha Ji Won'ın giydiği kıyafetler, ayakkabılar ve tarzı efsaneydi. Dizilerde kadın başrolleri genelde bu kadar güzel giydirmeyi başaramıyorlar. 
  •  İzlemekten keyif aldığım oyuncular oldukları için dizinin ufak tefek kusurlarını görmezden geliyorum. Klasikleşmiş konuları sevdiğim içinde olabilir. 
Dizinin afişlerinden bahsetmeden duramayacağım sanırım. Won ve Hana karakterlerinin birbiriyle olan uyumunu daha dizinin tanıtım afişlerinden bile hissediyor insan. Renk uyumu, kıyafet, ahenk ve mekanların güzelliği falan harika değil mi sizce de?

Dizinin müziklerine gelecek olursam Kyuhyun "The Time We Loved" Suzy "Why Am I Like This?" M (Lily M) & Jo Seung Hyun (JACE) "Shiny Day" Jung Seung Hwan "The Time We Were Not In Love" Every Single Day "Heart-string" Every Single Day "Away With You"

Albümü dinlemek için; TIKLA

Umarım hepinizin hem arkadaşı hem hayat arkadaşı olacak biriyle tanışma fırsatı bulursunuz :)

Dizi için puanım; 7/10

16 Kas 2017

Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 3



  • 2016 sonlarında başlayan ve 2017 yılının ilk aylarında final yapan efsanevi dizi Goblin'in başrollerini Başrollerini Gong Yoo, Kim Go Eun, Lee Dong Wook, Yoo In Na, Yook Sung Jae gibi oyuncular paylaşıyor. Dizi konusu ve oyuncular kadar şarkıları da oldukça dikkat çekti. 

Ailee - I Will Go To You Like the First Snow



  • 2017 yılının en güzel dizilerinden biri olan başrollerini Park Bo Young, Park Hyun Shik, Jis Soo´nun paylaştığı Strong Woman Do Bong Soon dizisi izlediğim en eğlenceli dizilerden biri. Şarkılarıda bir o kadar güzel hele bu şarkıyı en sevdiğim oyuncu-idol olan Jung Eun Ji söylerse tadından da yenmez.

Jeong Eun Ji -You Are My Garden 


  • 2016 yılından yayınlanan Suzy ve Kim Woo Bin başrollerinde yer aldığı dizi Uncontrollably Fond olay görgüsü ve finaliyle insanı derinden etkiledi. Dizi türü dram olunca şarkılarını siz düşünün.Dizinin güzel oyuncusu Suzy'nin sesinden Ring My Bell şarkısını dinlemenizi öneririm.

Suzy - Ring My Bell




  • Şu sıralar yayınlanan, Suzy ve Lee Jonk Suk'un başrollerini paylaştığı While You Were Sleeping dizisini izlerken dikkatimi çeken şarkılardan biri Eddy Kim'in sesinden When Night Falls oldu. Dizi güzel olunca tek şarkıyla yetinir miyim? Tabi ki HAYIR. Suzy'nin o narin sesinden I Love You Boy şarkısını dinlemenizi tavsiye ederim.

Eddy Kim - When Night falls

Suzy - I Love You Boy


  • 2016 yılında yayınlanan Ji Sung, Hyeri, Kang Min Hyuk gibi oyuncuların yer aldığı Entertainer dizisi müzikle alakalı gençleri konu alıyor. Diziyi izleyenler paylaşacağım şarkıyı  hatırlayacaklar. Dizisinin hikayesinden dolayı şarkıyı dinlediğimde çok duygulanmıştım.

Kang Min Hyuk & Jo Bok Rae - Go ahead Cry



  • School serisinin her dizisini izlemiş biri olarak şarkılarını da en az dizi kadar severim. School 2017 klasik okul içinde yaşanan olayları ele alıyor.  Konu içinde mesajlar vermeyi ihmal etmiyor. Ben seriyi izleyen biri olarak her dizisinde dikkatimi çeken uzun zaman dinlediğim şarkıları oluyor.

 Apink & BnN - I Pray 4 You

NCT  - Stay in my Life



Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 1
Sevdiğim Kdrama Müzikleri (Ost) / Bölüm 2

15 Kas 2017

Ruler: Master of the Mask / Kore Dizisi




MBC kanalının tarihi dizlerinden biriyle devam ediyoruz Ruler: Master of the Mask. Dizinin konusu kısaca; Gerçek karakterlerin üzerinden kurmaca bir hikayenin işleneceği dizide, 1700'lerin Joseon'ununda veliaht prensin sınırlı su kaynaklarıını kendi çıkardıkları ve keyfilerine kullanan güçlü kimselere karşı verdiği mücadele konu alınacak.

"Pyunsoo-hwe' yi yıkıp
insanlar için olan bir Joseon kuracağım."




Yoo Seung Ho; dizide Kral Lee Sun karakterini canlandırıyor. Daha önce I Miss You, Imaginary Cat, Remember  dizilerinde izledim. Dizide Veliaht Prens Lee Sun'ın halkı için, halkı ezerek servet ve güç toplamış olan 'Pyunsoo-Hwe' adlı bir örgüte karşı yalnız ve çaresizce mücadele eder. Yoo Seung Ho, askerden sonra bir döndü ekranlara pir döndü. Onu ilk kez tarihi bir dizide izledim. Bu zamana kadar neden izlemedim onu da bilmiyorum ama daha çok tarihi dizilerde izlemek istiyorum. Bir de dram olan yapımlarda değilde romantik-komedi türünde izlesek fena olmaz :)

"Neden babamı öldürdün!?!”"


Kim So Hyun dizide Han Ga Eun karakterini canlandırıyor. Daha önce The Moon Embracing The Sun, Rooftop Prince, Ma Boy, I Miss You, IRIS 2, I Can Hear Your Voice, The Suspicious Housekeeper, Triangle, The Girl Who Sees Smells, Who Are You: School 2015, Page Turner, Goblin dizilerinde izledim. Ga Eun; Adalet duygusu güçlü oldukça zeki bir kızdır. Bir gün, babasını Veliaht Prens Lee Sun idam ettirir ve Ga-Eun ondan bunun intikamını almaya çalışır. Kim So Hyun'u çocukluğundan bu yana ekranlarda. Kim So Hyun'un asaletini çok seviyorum. Canlandırdığı her karaktere bir şeyler katıyor. Fakat bu dizideki oyunculuğu çok iyi olmasına rağmen ona çizilen karakteri sevmedim, sevemedim.

"Senin için agasshi (genç bayan),
gerçek bir kral olacağım.”



Infinite grubundan L; dizide Lee Sun karakterini canlandırıyor. Daha önce Shut Up Flower Boy Band, Master's Sun, Cunning Single Lady, My Lovely Girl, The Time We Were Not In Love dizilerinde izledim. Onun karakteri oldukça zeki birisidir. Düşük sınıftan biri olmasına rağmen Ga Eun ona nazik davranır. Ona okuma ve yazmayı öğretir. O, veliaht prensin dublörü, kral olarak yerine geçer. Myun Soo; ilk kez tarihi bir dizide yer aldı. O zaman sorarım sana daha önce neden yer almadın?  Oyunculuğunu o kadar çok geliştirdi ki izlerken aşırı keyif aldım. Daha çok ekranlarda görmek istiyorum






"Veliaht prensin kalbini kazanacağım.”




Yoon So Hee, dizide Kim Hwa-Goon karakterini canlandırıyor. Daha önce Let's Eat, Marriage Not Dating, My Love Eun-Dong, Queen of Ring dizilerinde izledim. Onun karakteri, büyükbabası ile bir savaş içerisinde olan Veliaht Prens Lee Sun’a aşıktır. Yoon So Hee, yeni dönem oyuncular arasında kendi adıma dikkat çeken oyuncular arasında yer alıyor. Bu diziyle beraber iz bıraktı diyebilirim. Sayısını bile hatırlamadığım kadar çok dizi, film izledim. İlk defa ikinci kadın karakter sendromu yaşadım. Oyunculuğu, aşkı, sevgisini o kadar iyi yansıttı ki gerçekten sendrom yaşayan tek kişi olmadığımı düşünüyorum.

Seung Ho çok iyi bir oyuncu. Ayrıca severim oyunculuğunu askerden dönmesini az beklemedim. Bununla birlikte çok güzel ağlıyor, iyi dram oynuyor diye her seferinde dram türü dizilerde rol alması biraz can sıkmaya başladı. Romantik-komedi türü dizilerde kendini göstermeli diye düşünüyorum. Dizideki oyunculuğu her zamanki gibiydi. Kim So Hyun aslında küçüklüğünden beri rol aldığı her dizisinin hakkını vermiş iyi bir oyuncu. Mesela Goblin dizisinde iki üç sahnesi var ama muazzam.(Kraliçe kıyafeti içinde çok güzel duruyor ve okla vuruluş sahnesi bir numara) Bu dizide ana karakter oyuncu ama böyle bir sahnesi yok kızın. Yani yönetmenlere ve yapımcılara iş düşüyor hem kıyafet hem makyaj hem de göz alıcı sahneler bu dizide hiç yoktu desem yeridir. Fakat iyinin üstünde performans sergileyen iki oyuncu vardı. Bu konuda çıtayı arşa çıkaran Yoon So Hee ve Heo Jun Ho oldu.  

Bundan sonrası spolier içerir.

Genele bakarsak güzel bir diziydi. Aksak yönleri var mıydı? Vardı. Son bölümde kızın babasının, Hwa Go'nun anılmasını güzel buldum. İyi bir şey yapılmış. Ama son bölümlerde mesela Dae Mok'un etkisiz hale getirilmesi olayı çok basit kaldı. Bu kadar kolaydı da niye şimdiye kadar yapılmadı diyor insan.  Ayrıca herkesi yakaladığında kralın muhafızını niye yakalamıyorsun veya gözden kaçıyor anlamadım ve aynı kişi nasıl kralın gelininin kafilesine komutan olarak atanıyor. Ben bu kızı kendime kraliçe olarak alacağım ama onu almaya kıytırık 2 kişi yolluyorum ama başlarında da eski kralın muhafızı var. Bu ne ilgisizlik, bu ne biçim değer verme, sevme. Olmamış.

Bak şu diziye, gör güzelliğini. Sevdiği kişi uğruna hiçbir hainlik yapmadan, hep seven, uğrunda ölen bir kadının aşkına. Her ne kadar başrol oyuncusunu sevsek de aklımızda kalan Hwa Gun karakteri oldu.

Bu diziyle de ilk kez 2. kız sendromu yaşadım. Hwa Gun da benim için uzun süre unutmayacağım bir karakter.  Gae Eun için dizinin başından son bölümlere kadar aktif olsun, değişsin diye bekledim. En son umudumu yitirdim onu öyle kabul ettim. Karşısında Hwa Gun gibi bir karakter olmasaydı Gae Eun'u destekleyebilirdim ama fark çok açıktı. Kim So Hyun'un oynadığı karakteri ilk defa beğenmedim. Kız müthiş bir oyuncu bu konuda sıkıntı yok. Gae Eun hep başı derde giren oldu. Hep saf saf ortada dolaşan oldu. Hep ağlayıp sızlayan oldu. Hwa Gun ise örgüt liderinin kızı olmasına rağmen dedesine karşı geldi. Prensin hayatını bizzat kaç kez kurtardı. Zaten baştan sona örgüte ihanet edip prense yardım etti. Çıtayı fezaya taşıyan gelincik tarlasını yakmasıydı. Ölmeyi hak etmedi. Hwa Gun mutlu olmalıydı bence.Öldüğü bölüm benim için finaldi. Diğer bölümleri atlaya atlaya izledim. Onu hatırladıkları her sahnede gözlerim doldu. Gon ve Hwa Gun'un babasını görünce bile gözlerim doldu. Bir daha böyle etkilediğim bir karakter olur mu bilemiyorum.

Diziye karşı intibam olumlu ancak yine de bir virgül koymadan edemiyorum. Kral bir örgüte giriyor.(Prensken) Kral oluyor. Sonra diyor ki ben o örgütü tanımıyorum falan. Çocuğunu zehirliyorlar. Su dağıtım yetkisi alıyorlar. Ancak prensi alamıyorlar. Şimdi prensi zehirleyen adam nasıl oluyor da prense ulaşamıyor. Ki büyüdü veliaht olacak ama hala bu örgüt prense ulaşamıyor. Prensi de maskeyle koruyorlar Kim görürse. Nitekim kızın biri şak diye atladı korunaklı prensin serasından içeri daldı o kadar muhafız varken yani. Demek ki neymiş prense ulaşılabilinirmiş. Küçük bir kız başarabiliyorsa koskoca örgüt elbette başarır. Bunlar bana hata olarak yansıdı. İnandırıcı gelmedi. Ki daha seradan bahsetmiyorum. Bu kadar modern bir sera o zamanlar vardıysa. Bu geri kalmışlık niye. 20.yy. serası yapmışlar. Olmamış. Diğer her şey güzel.

Dae Mok'un ölüm sahnesi bana muhteşem kraliçedeki Mishıl karakterini hatırlattı.Ne demişti  Mishıl teslim olamadığın zaman yürür ölüme doğru gidersin, böylesine iradeli sağlam karaktere sahip birinin teslim olması da saçma olurdu gururuna yediremezdi ve en iyi yolu seçti kendini öldürerek. Sonu tahmin ettiğimiz gibiydi. Lee Sun'unda fedakarlık yaparak öleceğini biliyordum  Dizi genel olarak çok güzeldi entrikanın tadına vara vara izledik. Hwa Gun un ve diğer ölenlerin son sahnede gelmeleri de ayrı anlam kattı diziye.

L (INFINITE) "Its Okay Even If Its Not Me" Kim So Hyun "Can't You Hear My Heart" K.Will "The Person I Love" Yang Yo Seob "The Tree" Kei (Lovelyz) "Star And Sun" Zia " Even If I Want" Bolbbalgan4 "From The First Time You and Me" Hwang Chi Yeul "Even A Little While" Kim Yeon Ji "Between Seasons" Kim Na Young "I'm OK" Hwan Hee "Twinkle" Gavy NJ "Heartful of Love" Kim Greem "Only The One" SURAN "Water Orchid" Yoo Sung Eun "Hidden Tears" dizinin müzikleri. Her biri birbirinden güzeller. 

Dizi için puanım; 7/10

Criminal Minds / Kore Dizisi


TVN kanalının yayınladığı Criminal Minds dizisini senaristliği Hong Seung-Hyun yaparken yönetmen koltuğunda IRIS dizisinden tanıtığımız Yang Yun-Ho veHeartless City dizisinden hatırladığım Lee Jung Hyo oturuyor. Konu olarak, aralarında dahi profilcilerinde bulunduğu bir grup ajanın seri cinayet davalarını suçluların bakış açısıyla bakarak çözmesini konu almaktadır.


Lee Joon Gi (Lee Jun Ki); dizide Kim Hyun-Joon karakterini canlandırıyor.Daha önce Arang and the Magistrate, Two WeeksScholar Who Walks the Night, Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo dizilerinde izledim. İkinci nesil bir polis memuru olan Kang Ki Hyung'un önerisi üzerine NCI'ye katıldı. Başlangıçta, EOD konusunda uzmanlaşmış bir SWAT subayı olarak, bir olay sırasıdan patlayan bomba yüzünden astlarından birinin ölümüne tanık olduktan sonra, soruşturma sorumlusu olarak Şiddet Suçları Birimine geçti. Çocukluğunda babasının şüpheli tarafından öldürüldüğüne tanık oldu ve suçlular için çok az sempati duyan birisidir.Doğası gereği ne kadar küstah olursa olsun işinden başarılıdır. Kendisi detay, keskin içgüdüler ve doğru profillendirme becerileri ile hızla kanıtlamış birisidir.  Lee Jun Ki; tarihi dizilerin oyuncusu derler. Ama ben onu Two Week dizisinde izlediğimde kendisine hayran olmuştum. Bu tür dizilerin en çok yakıştığı aktörlerin başında geliyor. Bir de romantik-komedide tekrar izlesek ne hoş olurdu.

Son Hyun Joo; dizide Kang Ki-Hyung karakterini canlandırıyor. Daha önce 3 Days ve Signal dizilerinde izledim. O kriminoloji üzerine bir kitap yayınlayan ekip lideri ve usta bir NCI profileridir. Kendine has ve dışavurumcu dış görünüme rağmen, ikinci ailesi olarak gördüğü takımına derinden önem veriyor. O ve eşi Seo Hye Won'un Han Byul adlı bir oğlu var.  O, bir suçlunun aklından geçenleri anlayabilen ve böylece suç vakalarını büyük bir soğukkanlılıkla çözen Kore’nin en iyi profilcilerinden biridir. Usta oyuncu müthiş bir ekran yüzü var. Bu tür dizilere de fazlasıyla yakışıyor. 
Moon Chae Won; dizide Ha Sun Woo karakterini canlandırıyor. Daha önce My Fair Lady, Nice Guy, Good Doctor Goodbye Mr. Black dizilerinde izledim. Bir NCI temsilcisi ve davranış analisti, mütevazi tavırları ve titizliği onunla Hyun Joon arasında bir sürtüşmeye neden olan bir unsur. Hyun Joon'un aksine, protokolü takip etme eğilimindedir. Hyun Jun gibi eski bir polis memurudur.Onun karakteri, kanuna ve ahlaka aykırı olduğunu düşündüğü hiçbir şeyi yapmayan bir yaşam prensibine sahiptir. O, işini büyük bir tutkuyla yapmaktadır ve tereddüt etmeden kendisini tehlikeli durumlara atmaktadır. Chae Won özlediğim oyunculardan biri. İlk Nice Guy dizisinde izlemiş soğuk tavırlarına hayran kalmıştım. Öyle her dizide yer almıyor ama yer aldı mı da hakkını veriyor.
Lee Sun Bin; dizide Yoo Min-Young karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Madame Antoine, Squad 38Missing Nine dizilerinde izledim.  NCI'nın medya irtibat görevlisidir ve basın konferanslarını yönetir. Kız kardeşi ve kayınbiraderi ölümünden beri yetim kalan yeğeni Ha Eun'un koruyucusudur:  Lee Sun Bin'e bu tür diziler ve roller çok yakışıyor. Bir bayan olarak biçilmiş kaftan. Karizmatik bir kadın haline dönüşüyor.  Yeni nesil oyuncular arasında dikkatimi en çok çeken oyunculardan biri.

Yoo Sun; dizide Na Na Hwang karakterini canlandırıyor. Kendisini izlediğim ilk yapımı oldu. O, bilgisayarından destek sağlayan NCI'nin kabarık teknoloji analistidir. Ben bu kadını görsem harika bir hacker olacağı aklıma hiç gelmezdi. Orjinal karaktere benzetilmeye çalışılmış fakat pek başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Belki de ilk o kadını izlediğim için olabilir. Fakat bu demek değil ki oyunculuğu kötü, hayır iyiydi. Sadece karakteri orjinal değildi.


Go Yoon dizide Lee Han karakterini canlandırıyor. Daha önce IRIS 2, Hotel KingMr Baek dizilerinde izledim.  O, biriminin en genç ajanıdır ve davranış analizinde bir dahidir. Çift anadal yapmış bir psikolog ajandır. Ben Goo Yoon'u izlerken karşımda gerçekten uzman biri varmış gibi hissediyordum. Bir çok kişi orjinal karaktere benzemediğinden gem vurmuş. Evet onunla birebir aynı olmasını beklemek saçma. Birbirinden farklı kültürlerde çekilen iki farklı yapım. Bence benzememesi gayet normal.


  • Amerikan versiyonunu izlemeyenler için ufak bir bilgilendirme yapıyım dizide bol bol 'profil' lafını duyacaksınız çünkü bu ekip seri katillerin davranış şekillerinden, aile yapısından, nasıl bir çocukluk geçirdiğinden onların profilini oluşturuyor ve şu an ne yaptığını, gelecek hamlesini, kaçırdığı insanları henüz öldürüp öldürmediğini, ne zaman öldüreceğini gibi tahminlerde bulunuyorlar.
  • 12 sezonu yayınlanan 13. sezonunun onayını almış Criminal Minds dizisinin 20 bölümlük hızlandırılmış kursu gibi düşünebilirsiniz. Özellikle akılda kalıcılığı yüksek olan bölümleri ele almışlar. Bu nedenle izleyenler dizinin sonunda ne olduğunu hatırlayabilir. Şu şekilde anlatayım, senarist  rahat bir üç bölümü tek bölüme sığdırmaya çalışmış.  Hızlı bir fragman izlemiş gibi olacaksınız. Fakat hiç izlemeyen biri, dizi yi tartışılmaz derecede güzel bulacaklarına eminim.
  • Her bölüm ayrı bir suç ve suçlu üzerinden ilerliyor. Fakat dizinin ilk bölümünden başlayıp devam eden asıl bir olay daha mevcut. Konu olarak sürükleyici oluşu ön planda. 
  • Konu suçlular üzerinden ilerlediği için konuk oyuncular as karakterlerden daha ön planda oluyor. Doğru olanı da bu diye düşünüyorum. Fakat bir kesim bu durumdan rahatsız olmuş. Ana karakterlerin konuk oyuncu gibi durduğuna dair yorumlar okudum. Belki de bu tür çok dizi izlediğimden olacak bu durum bana garip gelmedi. Zira olayı, suçu, nedenini açıklayabilmeleri için tabi ki suçlu üzerinden ilerlemesi gayet normal diye düşünüyorum. 
  • Dizinin konuk oyuncuları öyle tanımadığınız oyuncularda değil. Her biri kendini kanıtlamış oyuncular. Durum böyle olunca izlerken keyif alıyorsunuz.
  • Müziklerine gelecek olursam; N.Flying grubundan Yoo Hwe Seung "Another Day" Flowsik "Feat.강Davichi "Higher Plane" benim dikkatimi çeken şarkılar oldu. 
  • Her ne kadar karakter ve tip ortaklığı olsa da Amerikan Criminal Minds gibi olmasını beklemek biraz saçma geliyor bana. Orjinaller her zaman farklı olur. Bu tip dizileri ön yargıları bir kenara koyup yeni bir kitaba başlar gibi izlemeniz gerekiyor. Onların elinde ve onların kaleminde yine onların istediği gibi şekillenmesi gayet normal. Hatta bundan daha normal bir şey yok. Bunları gözardı ederek izlerseniz seyir zevki yüksek bir yapımı izlemiş olacaksınız.


Dizi için puanım; 7,8/10

14 Kas 2017

Deserving of the Name / Kore Dizisi


Bir TVN klasiği daha. Deserving of the Name ( Live Up to Your Name, Dr.Heo) dizisi 16 bölümden oluşuyor.  Senaristliğini Kim Eun Hee yaparken yönetmen koltuğundan My Secret Hotel dizisinde hatırlayacağımız Hong Jong Chan oturuyor. Dizinin konusu, Heo Im, Joseon'da akupunktur ve moksibüsyonun en iyisi olarak kabul edilen oryantal bir doktordur. Düşük statüsünden dolayı başarısı engellenir. Bir gün, Heo Im zamanda yolculuk yapar ve günümüz Seul'unde kendisini bulur. Choi Yeon Kyung adında bayan bir doktorla tanışır. Bu doktor sadece modern tıbba inanmaktadır. 


Kim Nam Gil dizide Heo Im karakterini canlandırıyor. Daha önce Don't Look Back : The Legend of Orpheus ve Bad Guy dizilerinde izledim. dizide Joseon Hanedanlığı döneminde yaşayan Heo Im karakterini canlandırmaktadır. O, Joseon’un en iyi akupunktur ve moxibustion (ağrının ısıtma yoluyla tedavisi) doktorudur. Ancak bir cariyeden dünyaya geldiği için hor görülmektedir ve başarısı engellenmektedir. Heo Im fakirler için gündüz çalışıyor ve geceleri üst düzey yetkililerin evlerine ziyaretler yaparak bir servet kazanıyor. Mükemmel akupunktur becerileri ile ünlüdür. Bir gün başına bir iş gelir ve kendini günümüzde bulur.  Kim Nam Gil, dört sene sonra bir diziyle geri dönüş yaptı. Romantik komedinin,komedi kısmını üstlendiği bir dizi olmuş. Özellikle Kim Nam Gil'i ilk bölümlerde izlerken gülme krizlerine bile girebilirsiniz. Yeni dünya keşfini izlemek keyif verecek, garanti veriyorum.



Kim A Joong, dizide Choi Yeon-Kyung karakterini canlandırıyor. Daha önce Wanted dizisinde izledim. dizide günümüz Seul’ünde yaşayan Choi Yeon Kyung, başarılı bir kardiyoloji doktorudur ve sadece modern tıbbın gerekli olduğuna inanmaktadır. Soğuk kalpli biri gibi görünen bir doktodur. Bunun nedeni taşıdığı duygusal yaralardır ve ayrıca onun bir sırrı vardır. Kim A Joon Wanted dizisinde çok iyi  bir anne karakterine bürünmüştü. Şimdide bir kardiyolog olarak karşımızda. Rolünün o kadar çok içine girmiş ki gerçek bir doktor izliyormuş gibi hissettim. Hastalarıyla eşleşme sağlayamayan bir doktorken küçük bir genç kızın onu ne kadar değiştirdiğini evre evre o duyguyu yaşattı. Oyunculuğunu gerçekten çok beğendim.


Kim Nam Gil'in dizilerini izleyenler bilir dizilerinde ölmesiyle meşhurdur. Bu dizide de geçmiş-gelecek arası geçişler, ölümcül darbelerin akabinde gerçekleşmesi bana muazzam bir ironi gibi geldi. Adam bu defa bir kere ölmüyor defalarca ölüyor.Güzel düşünülmüş ayrıntılardan biri diyebilirim.Çiftimizin kimyasını çok beğendim. Gerçekten birbirleri arasındaki uyum o kadar iyiydi ki bir ara gerçekten birbirlerine aşık iki insan gibi hissettirdiler. Kim Nam Gil'i sırf dış görünüşü dolayısıyla sempatik bulmuşumdur. Bu dizide de tatlı mı tatlıydı.Hele günümüze ilk geldiği zamanki şaşkınlıkları görülmeye değerdi.

Ambulans, hastane, asansör, modern tıbbın çalışanları, gereçleri... ile ilk tanışma sahnelerinde ki adamın şaşkınlığı sevimliydi hatta günümüze gelince bildiğin şapşala döndü. Joseon Döneminden günümüze zaman yolculuğu yapmış birinin keşfi nasıl olabilecekse bu kadar olur .Bu sahneleri izlemek eğlenceliydi.
Küçük GörselKüçük Görsel
Küçük Görsel

Farklı zamanlarda yaşayan iki doktor, biri daha insancıl ama kendince ait bazı nedenler yüzünden paragöz diğeri katı, hastalarıyla yakın diyalog kurmuyor ama paraya önem vermiyor, yetecek kadar kazanıyorum diyor. Bir biçimde karşılaşan bu iki doktor ve iki anlayış çerçevesinde bir bakıma günümüzde kimi akademik çevrelerde tartışılan,'insancıl tıp' (Humanistic Medicine) anlayışı ele alınıyor. Modern Tıp uygulamalarında ağırlık kazanan çok sayıda test, MR, vücut taramaları vd. ölçümler doktorları tanı koymada daha kesin sonuçlara götürse de doktor-hasta ilişkisini mekanik, duygusuz bir temele oturtmakta...bence dizi biraz da bu konuyu irdeliyor. Zaman yolculuğu Dr.Yeon Kyung'u belki de daha farklı düşünmeye itecek, iki doktor birbirlerini dengeleyip kötü yanlarını törpüleyecekler .

Hastanenin bulunduğu bölgenin geçmişte ormanlık alan olması, Heo nun geçmişte para vs sakladığı yerin günümüzde otobüs son durağı olması nedeniyle her olay olduğunda faklı yerlere geçiş yapıyorlar. Ayrıca ilk başta okla vurulduktan sonraki düştüğü nehir günümüzde neredeyse kurumak üzere olan etrafı park haline getirilmiş şehrin tam içinde kalan bölge olmuş.Bizlere zamandaki geçişleri birde bu yönden gösterdiklerini düşünüyorum. Senarist bu konuyu yazarken geçiş yerlerini ciddi ciddi araştırdı mı bilmiyorum ama şahsen şu anda bulunduğum yerde 500 sene önce ne vardı? nasıldı? bilmeyi çok isterdim. Bu yer geçişlerinin Seul izleyicileri için güzel bir detay olduğunu düşünüyorum.


Bölümlerin birinde Hekim Heo Ga Im 'Savaşın ve rütbenin olmadığı bu dünya...' demesi ve dizinin, için de bulunduğumuz düzenin insanlık tarihinin en medeni dönemiymiş izlenimi vermesi dikkatimi çekti. Senaryo gerçekten bu durum düşünülerek mi hazırlandı bilemiyorum ama şunu söylemeliyim ki çok yanlış bir kanıksama.Öncelikle insanlar gerçekten bir dizi, bir film izlediklerinde kurgulanan dünyanın gerçek olduğu algısına kapılıyor. Özellikle tarihi dizilerde. Arkadaşlar tarih televizyonda, ekran karşısında öğrenilmez. Her yazar, her senarist, her inanç kendi tarihi görüşünü yansıtır. Senaryo gereği yapılan değişikler ve maddi kazanç cabası. Senaristin algısına gelecek olursak; bu dünya da kadın değer gören bir varlık ve insanların birbirine verdiği değer öncekinden farklıymış gibi bir anlam çıkarıyorum. İnsanları iyileştirildiği yerde bile V.I.P hastaları ( müşterileri ) olan, onun dışında ki insanlara muamele gösterirken çok özenilmeyen ( yani bana göre hastanede bile bir kast sistemi olan ), doktorların bile arasında ihtiras kavgası olan, üst rütbeli kimsenin alt zümredeki insanı yerip üstünü çiğneyen, sözde kadının eşit ve değer gören bir dünyada kadın,erkek bir doktordan başarılı olabiliyorken garip karşılanan yer 21.yy. Bütün bunlar sadece bu dizi de bizlere gösterdikleri medeni dünyanın kareleri. Asya tarihi hakkında az çok bilgi sahibiyim ancak içinde yaşadığımız dünya hakkında şunları söyleyebilirim; çocuk işçiler, savaşta yetim kalan çocuklar, şiddet gören kadınlar, güçsüz insanları sindiren mevkii sahibi insanlar, canı yanmasın diye can yakmaktan çekinmeyen insanlar var. Tüm saydıklarım geçmişe oranla daha az yaşanılan şeyler gibi gelebilir ama değiller. Televizyonda daha az görüyoruz diye azaldı zannediyoruz ama aldanıyoruz. Her geçen gün yoksulluk artıyor, açlıktan ölen insan sayısı artıyor ve obez insan sayısı çoğalıyor. Fakir ülkeler daha fakir zengin ülkeler daha zengin oluyor. Ve bunlar sözde medeniyet sahibi insanların yaptıkları çağdaş hareketler.

Dizinin müziklerine gelecek olursam; Min Kyung Hoon - BUZZ "Here I Am" Hyorin "Always" Park Jae jung "Not Gonna Wait" The Barberettes "Beauty Queen" Car, the garden "Dream Or Reality"

Konu da zaman yolculuğu gibi yine klişe unsurlar olsa da modern tıp ile akupunkturun/alternatıf tıpın uyumu ve birlikteliği yine merak uyandırıyor. 2 karakterde sanki mesleklerinde zamanla oluşan yıpranma yani hastaların acı ve hissettiklerine karşı duyarsızlaşma, duygusal açıdan savunma maksatlı kalkan oluşturma mevcut.Yetenekli doktorlar olsalar da hastaları ile ilişkilerinde empati kuramadıkları için başarıları sancılı olmasına rağmen mesleğinin en iyisi olmanın yanında ideallerini sorgulama ve insanlıklarını bulmalarının yolculuğunu izleyeceğiniz bir dizi sizlerle.

Dizi için puanım; 7/10

13 Kas 2017

En İyi Güney Kore Filmleri - 1.Bölüm

Güney Kore, Tavırlarıyla, aile içi yaşamlarıyla, akrabalık ilişkileri ve büyüklere saygı gibi unsurlar ile onları kendimize yakın hissetmemizi sağladığı için, ülkemizde popülaritesini günden güne arttırmaktadır. Durum böyle olunca Güney Kore sinema sektörü Türkiye'nin de dahil olduğu, dünyanın bir çok ülkesinde popüler hayran kitlesine sahip ülkelerden biri olmaya hızla devam ediyor.

Uzakdoğunun arabesk milleti olarak bilinen Güney Koreliler ağlatmayı, aksiyonu, dozunda komediyi yani duyguları yansıtma konusunda ki başarıları ile hollywood sinemasının soğuk ve bencil karakterlerinden sıkılanlara rahatlık sağlar. İnsani duyguları yerli yerine koyar. Bel altı vurmaya şartlamadan güldürür. Ele alınan senaryonun en uç türlerini sizin karşınıza film olarak çıkarırlar. Aşk, nefret, intikam, onur, korku, sevgi, ihtiras gibi insana ait bütün duyguların en aşırı uçlarına şahitlik etmemiz mümkün. Örneğin; silah kullanılmayan mafya filmleri, hıçkıra hıçkıra ağlatan dram filmleri, başrollerin de öldüğü müthiş aksiyon filmlerine rastlamak Güney Kore sinemasında olası. Ülkemizde bu kadar revaçta olan Güney Kore sinemasının en iyi 10 filmiyle sizlerleyim.


The Man From Nowhere-Mazisi Olmayan Adam (2010)

2010 yapımı olan bu film hem gişede başarılı olmuştur. Hem de çok sayıda ödüle layık görüşmüştür. Biz buna müthiş kurgulanan senaryo, oyunculuk ve yönetmenlik başarısı diyebiliriz. Bir rehin dükkanının sahibi  olan Cha Tae Shik (Won Bin) kimsenin geçmişi hakkında bir şey bilmediği esrarengiz fakat sorun yaratmayan bir adamdır. Komşusunun ufak kızı So Mi(Kim Sae Ron) ile aralarında garip ve içten bir bağ vardır. Tae Shik kimseyle konuşmaya gerek duymasa da ufak kıza sürekli öğütlerde bulunur. Annesi sorun çıkardığında evinde kalmasına dahi izin verir. Annesinin karıştığı bir olay sonucu kız kaçırılır ve durumu öğrenen Cha Tae Shik'in de, bu işe dahil olmasıyla başlayan harika bir kurgunun içinde buluyorsunuz kendinizi. Başta durgun başlayan hikaye gelişme bölümüne geldiğinde aksiyonun dibine dibine vurup finale doğru drama bağlamasıyla harika bir yapım ortaya çıkıyor.

A Moment To Remember- Hatırlanacak Bir An (2004)

Oyuncu kadrosu sınırlı, iki kişi üzerinden baz alınarak anlatılan hikayenin konusu, unutkan karakterimiz Su Jin'in (Son Ye Jin) bir gün markette çantasını ve aldığı içeceği unuttuğunu fark edip markete geri dönmesiyle,o esnada marketten çıkan bir müşterinin  kendi içeceğini yürüttüğünü düşünüp ilginç bir harekette bulunur. Hatasını fark eden genç kız bu duruma geç kalıyor olsa da iş içten geçer. Soo Jin'in babasının yanında çalışan adamlardan birinin Cheol Su (Jung Woo Sung)  yani markette gördüğü kişi olduğunu öğrenir. Sonrasında olaylar farklı bir yönde ilerliyor. İzlerken mendilleri hazırda bulundurmayı ihmal etmeyin. Ana hikaye başta çok sıradan ve arabesk gelse de, detaylara ve içinde ki etkileyici küçük hikayelerinin yanına bir de oyuncuların başarılı performansını da eklersek, seyirciyi etkisi altına almakta zorlanmıyor.Film; 2001 yılında Japon dizisi temel alınarak uyarlanarak 2004 yılında vizyona girmiştir. İlk bir saat boyunca ağlamaya hazırlık aşaması ve son yarım saatte dramın dibine dibine vurduğu Güney Kore filmi romantik/dram izlemek isteyenler için ideal bir yapım.

Miracle In Cell No: 7. Koğuştaki Mucize (2013)
Kızı Yesung (Kal So Won) ile mutlu bir hayat süren  zihinsel engelli baba Yong Goo'nun (Ryoo Seung Ryo) 1997 yılında işlemediği bir suç yüzünden cezaevine girmesiyle başlayan serüven hapishanede azılı suçlularının 7 nolu koğuşa düştükten sonra yaşanılan dramın ardından yıllar sonra babasının adını temize çıkarmak için avukat olan Yesung’un (Park Shin Hye) adalet için savaşına tanık olacağınız baş yapıt denilebilecek filmlerden biri Miracle In Cell No: 7. Dozunda komedi, dibine kadar dram ve mükemmel iki oyunculuğu harmanlayarak göz pınarlarınızı kurutana kadar ve doğrudan yüreğinize ve vicdanınıza işleyen harika komedi-dram türünün örneklerinden biri.

Old Boy- İhtiyar Delikanlı (2003)

Uyandığında kendini özel bir hücrede bulan Oh Dae Su (Choi Min Sik) 15 yıl tutsak olarak yaşadıktan sonra karısının ölümünü onun üzerine yıkmalarının ardından serbest bırakılır. Dae Su, kendisine bu kötülüğü yapanları bulup intikam almasını konu alan bu film, 2004 yılında Cannes Film Festivalinde büyük ödülün sahibi olmuştur. İnce zeka oyunlarıyla kurgulanmış Old Boy,  hem teknik hem de üslubu olarak kendine has bir film olarak biliniyor. Bilinçaltınıza şiddet, intikam, aşk, cinsellik, ara ara derinlemesine felsefi, bazen de olduğu gibi basit temalarda bulunan zekice yapılmış bir başyapıt. Filmin müzikleri deseniz harika ötesinde. 2013 yılında Hollywood versiyonu uyarlanmasına rağmen ne yazık ki orjinali kadar sükse yapmamıştır.


My Sassy Girl-Hırçın Sevgilim (2001)

Gyun Woo (Cha Tae Hyun) bir akşam evine döndüğü sırada metro istasyonunda-  güzel ama bir o kadar sarhoş Ji Hyun Jun'a (Gianna Jun) rastlar. Kız o kadar sarhoştur ki trenin önüne düşmekten Gyun Woo kurtarır. Çevredeki herkes onların sevgili olduğunu düşünüğü için  Gyun Woo ses etmez. Tesadüf sonucu karşılaşan iki gencin hikayesini konu alan filmin çıkış noktası aslında şu şekilde; Kim Ho Sik adında bir gencin, kız arkadaşına karşı duygu ve düşüncelerini kendi blog sayfasında yazması sonucu ile başlayan serüven büyük ilgi görünce önce senaristlerinin ilgisini çeker  daha sonrasında roman olur. O romandan uyarlama yapılan Sassy Girl ise, Güney Kore'nin romantik-komedi türünün en iyilerinden biri olarak kabul edilir. Aşkın her evresini konu alan, güldüren, eğlendiren ve duygulandıran bir film olmakla beraber, Cha Tae Hyun ve Gianna Jun'un hafızalarımızda yer ettiği filmlerden biri olarak yerini almış bulunmakta.

Only You-Sadece Sen (2011)
Sakin bir hayat sürek eski bir boksör olan Chul Min (So Ji Sub) ile gözleri görmemesine rağmen hayata sıkı sıkı tutunan Jung Hwa (Han Hyo Joo) arasında geçen aşkın hikayesini konu alıyor. Klişe bir hikayenin içinde kendimizi buluyor olsak da Han Hyo Joo ve So Ji Sub'un iyi oyunculuklarıyla harikalar yarattığı  film Only You; ne dram ne de romantizm abartılacak boyutta olmamasına rağmen iki öğenin güzel kaynaştırılmasıyla izlerken  duyguları içinizde yaşayıp karakterleri kabulleniyorsunuz. Film, ülkemizde "Sadece Sen" adlı film olarak uyarlanmış olup orjinali kadar sükse yapmamıştır.

Hansel&Gretel- Hansel ve Gretel (2007)

Lee Eun Soo (Chun Jung Myung) annesinin evine giderken ormanın kenarında kazar yapar. Uyandığında kendini bir evde bulan, 3 çocuk ile bu evde mahsur kalan kahramanımız her ne kadar kurtulmak için çabalıyor olsa da sürekli başladığı yere geri döner.Kısaca anlam veremediği bir gizemin içinde kendini bulur. Filmin adından da anlaşılacağı üzere Hansel ve Gretel masalını konu alıyor fakat bildiğimiz masalı farklı yönleriyle izleyiciye aktarıyor senarist.Pek fazla içinde korkuyu barındırmasa da yer yer gerilimi hissetmeniz mümkün. Filmin yönetmeni kadar görüntü yönetmenini de tebrik etmek lazım. Hiç kuşkusuz kendi alanlarında güzel işler sergiledikleri ortada olan bir film.

A Hard Day-Zorlu Gün (2014)
Polis olan Go Gun Soo (Lee Sun Gyun) annesinin cenaze töreninden dönerken bir adama çarparak, öldürür. Gecenin karanlığından faydalanıp suçunu gizlemek ister. Onu annesinin tabutunun içinde beraber gömer. Fakat yaptığı kazayı gören görgü tanığı vardır ve onu tehdit etmektedir. Klasik bir konu gibi klişelerle süslenmiş olsa da senaryonun kurgusu, kara mizah, suçluluk psikolojisi, karakterler arası geçişler başarılı bir şekilde yansıtılmış. Filmin ilk yarısı düşük olan tempo ikinci yarısında yerini heyecana ve aksiyona bırakıyor. Lee Sun Gyun'un oyunculuğu ise kendine muazzam, kendine hayran bırakan cinsten. Canlandırmış olduğu Gun Soo karakteriyle toplamış olduğu bütün ödülleri hak ettiği kanaatindeyim.

The Classic-Klasik (2003)
Üniversite öğrencisi olan duygusal bir kız olan Ji Hee(Son Ye Jin) küçük yaşta babasını kaybetmiş annesi ise çalışmak için yurt dışına gitmiştir. Hayatta ki tek varlığı olan annesini özlediğimi zamanlarda onun geçmişine ait hatıraları gün yüzüne çıkararak gidermektedir. Bu hatıralar, annesinin babasıyla tanışmadan önceki sevgilisi ve ilk aşkı olan Jun Ho(Cha Seung Woo) ile birbirlerine gönderdikleri mektuplardır. Ji Hee, içinde ki kopan fırtınalardan ancak bu şekilde kaçmaktadır. Senaryonun içinde ki detaylar, temiz aşk, yaşanan ve yansıtılan duygular o kadar içten ve samimi geliyor ki, kimi sahnede gözleriniz dolduğunu hissetmeniz mümkün olabiliyor

Daisy-Papatya (2006)
Amsterdam şehrinde yaşayan güzel ve yetenekli ressam olan Hye Young(Gianna Jun) şehrin işlek caddelerinde ilgisini çeken insanların resimlerini yaparak geçimini sürdürmektedir. Kore mafyası emrindeki kiralık katil olan Park Yi (Jung Woo Sung) bir gün papatyaların resimlerini yaptığı sırada Hye Young’u gören katil ona aşık olmasıyla başlayan olaylar silsilesini konu alıyor. Tesadüfler, muhteşem doğa manzaraları, şehir manzaraları, olan filmin en çarpıcı öğesi ise güzel anlatımı. Çok fazla ikili konuşmalara tanık olmadığımız daha çok iç sesleriyle geçen bir film olmasından kaynaklı romantik bir film olarak dünyanıza giriyor. Daisy, yağmurlu bir günde battaniyeye sarılıp izlemelik türden harika bir film.

24 Eki 2017

Dangal



Aamir Khan filmlerini izleme furyasına 3 Idots ile başlamıştım. O filmden bu yana izlediğim 4 filmini de beğenerek arşivime dahil ettim. İzlediğim beşinci filmi Dangal'da bir kez daha Hint ve dünya sinemasına iz bırakmış. Filme gelecek olursak Aamir Khan filmerinde her zaman ülkesinde gördüğü olumsuzlukları yansıtıp eleştirmiştir. 3 Idiots filminde eğitim sistemini, P.K filminde etnik ve dinsel ayrımcılığı, Talaash filminde fuhuş batağını ve suç zincirini esas alarak göndermelerde bulunmuştur. Bu son filmi Dangal'da ise ülkesinde spora verilen desteğin azlığından dem vurup, biraz verilecek bir destekle neler yapılabileceğini gerçek hayattan esinlenerek bizlere sunmuş. Filmdeki zaman atlamaları, mekan seçimleri iyi yapılmış. Güreşçi kızların küçüklük ve büyüklük hallerini canlandırmada oyuncu seçimlerine de dikkat edilmiş. Müzikler de her zamanki gibi güzel. Sözlerine fazla takılmadan ritme ayak uydurun. Benden söylemesi. Son olarak Güreş ile ilgili de öğretici bilgilere yer verilmiş. Hiç güreşten anlamayanlar bile izlerken güreş sporuyla ilgili faydalı birkaç bilgiye sahip olabiliyor. Sinema sever arkadaşların özellikle Hollywood dünyası dışında iyi yapımları arayanların kaçırmaması gerek bir film.

Aamir Khan filmlerinin karakteristik özelliği sizin yolu sevmenizi sağlar amerikan filmleri gibi varacağınız noktayı değil. Holywood ise sizi şaşırtır, seni şuraya götüreceğim der, sen olur dersin ve hop bambaşka bir yere gidersin, bu esnada ilk kez gördüğün yollardan geçersin senin için ilk olan bir deneyimdir. Aamir  Khan filmlerinde ise varacağın nokta değil yolda olduğun zaman ve yolun kendisi önemlidir. Seni sen yapan şey varacağın nokta değil, yolculukta geçireceğin zamandır. Bu nedenle süreler uzundur ve sen daha ilk dakikadan itibaren nasıl bir yolculuk yapacağının farkına varırsın. Hollywood filmleri evden hiç bilmediğin yerlere tek başın seyahat etmektir nereye gideceğin, nelerle karşılacağın spontane gelişir. Bollywood filmleri ise eve dönüştür; seni neyin beklediğini bilirsin ve yolculuğun keyfini çıkarmaya çalışırsın. Bu yolculuk sırasında çocukluğun, aile ilişkilerin, arkadaşlarınla, yaşadıkların, ilk aşkın veya son aşkın her şey yeniden gözünün önünden geçer. Kısacası tüm yaşadıklarını zihninde farklı yorumlarla yeniden yaşarsın. Bu bakımdan Aamir Khan filmleri bir tür meditasyon etkisi yaratır. Film bittiğinde gözünüz, kulağınız ağrımaz, zihniniz yorulmaz, çıktığınızda iyice dinlenmişsinizdir. Ve artık olgunlaşmışsınızdır çünkü film izlerken geçmişinizde yaşanan ve aklınızda takılı kalan bir problem çözülmüştür. Şişman olduğunuz için size espri yapan bir arkadaşınızı artık affetmişsinizdir, yüzünüzde iz kalan yaraya sebep olan kardeşinizi daha çok sevmişsinizdir, ilkokul öğretmeninizin size neden öyle davrandığını artık anlamışsınızdır. Dangalı izlerken babayla kızın ilk kavgasında, nasıl bir film sonu olacağını net bir şekilde tahmin ediyorsun. Film özellikle baba-kız ilişkisini çok iyi anlatmış. Duygusal yoğunluğu orta düzeyde bir başarı temalı film.

Aamir Khan'ın her filmini izledikten sonra bundan daha iyisini yapamaz herhalde diyorum ama her defasında da yeni bir konu buluyor ve daha iyisini yapıyor. Draması, heyecanı, aksiyonu tam kıvamında ilerliyor. Her filminde olduğu gibi izleyiciyi filmin içine çekmeyi cok iyi başarıyor. Film efsane, vermek istediği mesaj ve işleyişi zaten hayata bakış açınızı sorgulatır her Aamir Khan filminde bunu gördük. Yaklaşık 3 saatlik süresiyle Bollywood endüstrisinde sıkmadan izlettiriyor. Kadın ve erkeğin toplumda eşit olma gerekliliğinden tutun spordaki usulsüzlüklere kadar birçok mesaj var. Oyunculuklara gelirsek tüm ekip efsane bir de atlamadan geçilmemeli cast ekibi özenle seçilmiş kızların yıllar sonraki değişimleri ve Aamir Khan değişim evreleri çok iyi yansıtılmış. Gerçekten o kiloları almış ve sonra vermiş. Filmin yönetmenine ilk karakterin yaşlı sahnelerini çekelim sonra genç sahneler için motivasyonum olur kilo veririm yoksa kilolar benimle kalır demiş.

Sıcacık bir hikaye, muhteşem oyunculuklar, harika bir senaryo. Film her şeyden öte ders verir nitelikte. Hindistan, ülke olarak bu bakış açısını korur ve ilerletebilirse, çağdaş bir ülke olma yolunda hızlı adımlara yolunu alacaktır. Aamir Khan'a söylenecek aslında fazla bir kelime yok. Sadece Bollywood değil tüm dünyada yaşayan en iyi aktörler arasında. Film her anlamda takdire şayan edilecek bir yapım

Film için puanım; 9/10

28 Eyl 2017

Olasılıksız - Adam Fawer



Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?

Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parka baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mı yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..


"Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci sahneye fırlayıp Romeo'nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde Titanic defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. Çünkü Romeo ölmeli, Titanic batmalı, ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı."

Olasılıksız, yazarımızın ilk kitabı. Benim de okumakta geciktiğim bir kitaptı. Kitapta genel olarak, Aslında tesadüf diye bir şeyin olmadığı başımıza gelen her olayın yaptığımız seçimler sonucunda olduğu açıklanıyor. Böyle olunca da birinin yaptığı seçim, diğerinin yaşayacaklarını da etkiliyor. Kitap Türünün en iyi örneklerinden biri. Detayların üzerinde çok durmadan, okuyucusunu sıkmadan okuyucunun direkt olaya konsantre olmasını sağlıyor yazar. Hikaye çok sürükleyici, dolayısıyla okumaya pek hevesli biri olmasanız bile bir yerden sonra kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında da kitap, tanıtım kısmında vaat ettiği her şeyi sunuyor okuyucuya. Gerçekten elinizden bırakamıyorsunuz. Yazar bilim, felsefe, matematik gibi birçok dalı akıcı bir kurguda toplamış. Anlatılan şeylerin kurguyla çok iyi bütünleşmiş olması kafanızı karıştırmasın; kitapta yazan her şey kanıtlanmış gerçekler! Popüleritesi yüksek olan bazı kitaplar bizi, okuduktan sonra hayal kırıklığına uğratabiliyor. Ama benim için 'Olasılıksız' öyle olmadı. Adam Fawer'in bu kadar iyi iş çıkarması, okuyucuya "vakit kaybıydı" dedirtmeden, okuyucunun beklentisini hakkıyla karşıladı bence. Her şey öyle yerindeydi ki filmi çekilse hangi karakteri kim oynar diye düşünüp 'isim' bulunabilir hemen. Olayların ustaca kesiştirilmesi, açıklanan teoriler, aksiyonu tam anlamıyla yaşatması kitaba daha da bağlıyor insanı. Adam Fawer, özellikle David Caine'e ve Jasper'e yapılan işkence anlarını, meşhur karakter Nava'nın aksiyon dolu cinayetlerini öyle güzel anlatmış ki etkileyiciydi. Ama en etkileyici an, kitabın sonunda saklı; Kitap koku ile başlayıp koku ile bitiyor ve her şeyin sadece tek bir kişi için olduğunu anlıyorsunuz. Beklenmedik bir son işte bu da. Bu nedenle "Olasılıksız"ı okumanızı tavsiye ederim.

Uncontrollably Fond / Kore Dizisi


KBS kanalında 2016 yılında yayınlanan Uncontrollably Fond dizisi 20 bölümden oluşuyor. Dizinin senaristliğini Sorry, I Love You, A Love to Kill, Thank You, The Innocent Man (Nice Guy) Wonderful Days dizilerinin efsanevi senaristi Lee Kyoung Hee yaparken, yönetmen koltuğunda Park Hyun Suk oturmaktadır. Dizi ağır dram içerir. 
Konusuna gelecek olursak, Shin Joon Youngve No Eul  ayrılığı daha çocukken tatmış kalpleri kırık iki küçük çocuk. Shin Joon Young şimdilerin en iyi aktör ve şarkıcısı aynı zamanda fazlasıyla zeki ve çekici biridir. No Eul ise belgesel yapımcılığı yapmaktadır. Dürüstlükten daha çok paraya önem vermek ile birlikte, ondan daha üst seviyedeki insanlara yalakalık yapmaktan da çekinmeyen biridir. Yıllar sonra iki yetişkin birey olarak tekrar karşılaşırlar

Kim Woo Bin; dizide Shin Joon Young karakterini canlandırıyor. Daha önce Gentleman's DignityTo The Beautiful YouSchool 2013, The Heirs dizilerinde Runway Cop,Friend, The Great Legacy, Twenty filmlerinde izledim. Kore'nin en hit Hallyu starlarından biridir ve aynı zamanda oldukça kibirli ve dik kafalıdır. Hayali bir star olmak olmamasına rağmen 5 yıl önce hayatını değiştiren bir olay yasar. İleride bir yetişkin olarak yönetmen No Eul ile tekrar yolları kesişir. Jun Yeong için o, unutulmaz bir kadındır. Kim Woo Bin, girdiği her rolün üstesinden gelen ender aktörlerden biri.

Bae Suzy; dizide No Eul karakterini canlandırmaktadır. Daha önce Dream HighBigGu Family BookMy Love From the Star (konuk oyuncu) olarak izledim. Oldukça yüzsüz bir kızdir. Fakat bu yüzsüzlüğü yasadığı iki talihsiz kaza sonrasında hayatının yönünü 180 derece değiştirerek kazanabilmiştir ve paraya bağımlı hale gelmiştir. 28 yaşina bastığında, Jun Yeong ile tekrar karşılaşır.

Lim Ju Hwan, dizide Choi Ji Tae karakterini canlandırıyor. Daha önce Boys Over Flowers, Shine or Go Crazy, Oh My GhostThe Bride of Habaek dizilerinde izledim. Onun karakteri dünya da bugüne kadar görülmemiş, iyi görünümlü, eğitimli, kişilikli, görgü sahibi ve ailesi ile "mükemmel adam"dır. O, çok nazik, tatlı, sevecen ve yardımsever birisidir. O, ilk kez No Eul ile tanıştığında onun için sadece kendini üzgün hissetmiş ve onun için kendini suçlamıştır. Bu yüzden de kendi kimliğini gizlemiş ve onun etrafında kalmıştır. Zaman geçtikçe No Eul’a aşık olur ve buna rağmen ondan duygularını gizler. Ancak Shin Jun-Yeong’un tekrar ortaya çıkmasından sonra artık hiçbir şey yapmadan durmayacaktır.
Lim Ju Eun, dizide Yoon Jung Eun karakterini canlandırıyor. Daha önce HeirsEmpress Ki dizilerinde izledim. "KJ Kozmetik”in Takım Müdürü olan Yoon Jung Eun'un babası başkanlık için güçlü bir aday olarak gösterilmektedir. Onun karakteri, kraliyet ailesinden gelmektedir ve nesiller boyunca ailesi başkanlık yapmıştır. Bir gün, sarhoş bir şekilde araba kullanırken birine çarpar ve olay yerinden kaçar. Babasının gücü sayesinde de olayın üstü kapatılır. Her şeye sahip olsa da istediği tek bir şey vardır; Choi Ji Tae  ile evlenmek. Ama onun gerçekte No Eul’a aşık olduğunu anlar ve duyduğu kıskançlık ile No Eul’a kötü şeyler yapmayı planlar.


Kim Woo Bin'in oyunculuğuna gelirsek ben karakterden, umutsuzluk, kırgınlık, kızgınlık, hayal kırıklığı, çaresizlik gibi birçok duyguyu aldım özellikle;'Bir seferliğine olay çıkarmadan öl.' bir yıl ömrü olduğunu öğrenmiş kabullenemeyen, çaresiz ve kimsesiz durumdaki Jun Yeong'un gözyaşları sessiz haykırışını simgeledi. Evet bu çok fazla karakterin ölümcül hastalığının oluşu klişenin klişesi fakat senaristimiz kim ? Lee Kyoung Hee bu senarist daha önce neler yazdı neler... Kim Woo Bin'in bu rolle oyunculukta nirvana yaptığını da söyleyebilirim. Eminim ki kendisini muazzam projelerde göreceğiz bundan sonra. Ses tonu, bakışı, ağlaması, boyu posu kısacası adam her şeyiyle kusursuz.

Suzy'nin eski yapımlarını göz önünde bulundurursak oldukça başarılıydı. Sarhoş olduğu sahne ve patronlarına sevimlilik yaptığı sahneler birazcık fazla olsa da öyle yerden yere vurulacak türde değildi ben keyif aldım. Suzy'nin ses tonu sebebiyle bazı sahneler acaba mı? yani pek olmadı ? diye düşündürebilir seyirciyi pes etmeyin. Çokta rahatsız edici değil bence netizenler kızı eleştirecek bir şey bulamadı o yüzden buradan yürüyelim dediler deyip geçelim konuyu.   

Jin Kyung; dizide Shin Young Ok karakterini canlandırıyor. Daha önce The Innocent ManGu Family Book, Wonderful Days, It's Ok, This is LovePinocchio, Blood,  The Time We Were Not In Love, Oh My Venus, Local Hero dizilerinde izledim. Bu dizide Shin Joon Young'un annesini canlandırıyor. Savcı olmayıp oyuncu olduğu için oğlunu red eden bir anne. 

Ben bu senaristin acıyı, sevgiyi, duyguları yansıtışını seviyorum. Dramın dibine vursa da, sürekli şu ölümcül hastalık klişesini kullansa da, mutsuz son yapsa da seviyorsunuz bir süre sonra. Kaç senarist duyguları bu kadar güzel hissettirebiliyor ki... Kaç senarist içimize tabii caizse öküz oturtabiliyor ki... Kar yağışını, kışı, yağmuru, soğuğu da benim gibi çok seviyor belli. Zaten duygu yoğunluğu oluşturmak adına karlı ortamlar birebir. Şahsen ben hemen tav oluyorum öyle ortamlara. Her izlediğim dizisinde beni derinden etkiledi, duygulandırdı senarist. Bu dizisine gelecek olursak; daha önceki yapımlarının çizgisinin dışına çıkmamış senarist. Hepsinden bir parça almış. Ölümcül hastalık, çocuğunun varlığından habersiz bir ebeveyn, aynı kıza aşık olan abi-kardeş, haksızlığa uğrayıp ölen bir aile üyesi, birbirleri için bir çok fedakarlık yapacak sürekli acı çeken bir çift. Hepsi bilindik, hepsi tanıdık ama bundan şikayetçi miyim tabii ki hayır. Zaten senaristin "neyi" değil "nasıl" anlattığına bakıyorum ben, onun sevdiğim yanı bu.

Senarist daha önceki yapımlarında yaptığı gibi konuyu erkek karakter üzerinden daha çok sunuyor bize. Onun bakış açısı, onun duyguları, onun iç sesleriyle. Kızın hikayesini daha yüzeysel ve hızlı geçiyor. Gerek Misa, gerek A Love to Kill, gerek Nice Guy hatta Wonderful Days bile yine bu şekilde ilerliyordu. Açıkçası bi bayan olarak erkek gözünden işlenmesi hoşuma gidiyor benim de. Hele iç sesler en sevdiğim anlatım şeklidir.

Senaristin diğer yapımlarındaki gibi bu dizide de; müzikleriyle, mekan seçimiyle, durgun ve sakin havasıyla, senaryonun işlenişiyle, yaşattığı duygu yoğunluğuyla aradığım şeyi bulacakmışım gibi geliyor bana. Umarım ilerleyen bölümlerde bu düşüncemde haklı çıkarım. Zira dizi şu anda "Sadede geleceğim, az sabredin." der gibiydi.Unutmadan ekleyeyim senaristin replik seçimleri, cümleleri çok hoş oluyor gerçekten. Misa'daki unutulmaz replikler en büyük kanıtı bunun. Nice Guy çevirirken de bayılmıştım cümlelerine.
Bu dizide de bizi etkileyecek sözler kullanacaktır eminim. Nitekim iki bölüm sonundaki beni büyüleyen o karlı sahnede ilk dokunaklı replik geldi...
"Bu kızın Eul olması imkansız.
Eul olamaz.
Kesinlikle benim Eul'um değil."

Hikayenin başlangıcının ikilinin yeniden karşılaşması şeklinde oluşu hoşuma gitti.. Bu ikili neler yaşadı da ilişkileri bu hali aldı karakterlerin şu an ki durumlarının sebebi ne? Jun Yeong'un ailesi ile olan durumu ve kızın paraya olan ihtiyacı... Hayattan nasıl bir darbe aldı da bu kız böyle yaşamak zorunda kaldı? ilk bölümde seyircinin merak olgusuyla dizinin içine girmesini sağladı.

Bundan sonraki bilgilerin içerinde spolier vardır.

Karakterler nasıl yazıldıysa onu oynuyor oyuncular. Eul karakterini bize gayet iyi yansıttı bence Suzy. Yerine o, bu olsaydı demeniz saçma. En muhteşem oyuncuyu koyun, sevmiyorsaniz yine sevmez, sıkıcı bulurdunuz. Dizi bu kadar izlendiyse Woo Bin ve Suzy'nin etkisi çok çok büyük, Suzy olmasaydı daha başarılı olurdu tarzı söylemler komik ve yersiz. Dizi ile ilgili illa bir suçlayacak birini arıyorsanız senaristi suclayın beklentilerinizi karşılamadığı için, oyuncuları değil. Final bölümünde bu tarz yorumlar görmek garip yani, eleştirinin de mantıklı olanı makbul. Ben diziyi de oyuncu kadrosunu da oldukça kaliteli buldum, son iki bölüm senaryo da nirvanaya ulaştı diyebilirim.

Bu zamana kadar oğluna onca lafı söyleyen bendim sanki.Ben oğluma istediğimi söylerim ama başkasına laf söylettirmem hesabı. Şimdi oğluna iyi davranmaya başlıyorsun diye seni affettik sanma, bunca zaman hiç yoktan ona neler çektirdiğini de unutmaz bu izleyici... 

Uzun zamandır böyle ağladığımı hatırlamıyorum. Bu dizi ilk yarıda bırakmak zorunda olduğum diziydi, 7.bölümünden sonraydı sanırım. O sıralar dram izleyecek durumda değildim. Bu sebeple bıraktım. Yaklaşık 15 gün önce başladım ve bugün sonunda bitirdim. Aşırı dram yüklüydü ki bu konusundan bile belli oluyor ama yine de insanın kalbini böyle sevgiyle ısıtan ama o ölüm hissiyle yakan bir diziydi.

İyisiyle kötüsüyle bir diziyi daha bitirdik. Ne kadar ağlasam da olabilecek en gerçekçi sondu ve özellikle bitiş sahnesini sevdim. Karakterlerin hayatlarında neler olacağı hayal gücümüze kalmış. Eul karakterini çoğu kişi sevilmese de ben çok sevdim, hayatın içinden gelen bir karakterdi. Dizi boyunca da çok çekti. Buruk da olsa sonunda gülümsemesi beni mutlu etti.Umursamaz olarak adlandıranlar olmuş ama hayır, bu güçlü olduğu gösteriyor. Acı dolu bir gülüştü (gözlerinde görebilirsiniz), buruktu ama hayatın devam ettiğini de gösterdi bize. Joon Young'ın kendisinden istediği gibi mutlu yaşıyor Eul. Ona kavuşacağı günü bekliyor. Sözünü tutuyor: "Yarın da görüşelim". 

Suzy "Ring My Bell"  Kim Woobin "Picture In My HeadKim NaYoung "Say Goodbye" Kim Bumsoo "I Love You" Hyolin "I Miss You" New Empire "A Little Braver"  Midnight Youth "Golden Love" New Empire "ACROSS THE OCEANS" Wendy x Seulgi  "Don't Push" Junggigo "Only You".. Her dramanın şarkıları güzel oluyor. O an o sahnenin büyüsünü izleyiciye bir şekilde yansıtıyorlar. Fakat bu dizinin şarkıları çok başkaydı. Albümde yer alan bütün şarkıları dinlemeniz için tavsiye ediyorum.

Albümü dinlemek için; TIKLA

Başından sonuna kadar keyifle izledim. Çok güzel bir diziydi. Son iki bölüm çok ağlattı beni Sadece ortalarda bir iki bölüm yavan geçmiş olabilir fakat sonlara doğru toparladı ve çok da güzel bitti. Çok alışmıştım bu diziye, ne çabuk da bitti. Bölümleri izlerken zaman nasıl geçmiş anlamadım. Bir dram izlemeye hazır değilseniz lütfen diziyi kapatın ve başka bir şeyler izleyin. Senaryo da oyuncular da çok güzel ve kaliteli olmasının yanı sıra dramla alıp veremediğiniz yoksa bu diziyi eleştirmez sonuna kadar izlersiniz seveceğinize garanti veriyorum. Fakat dram sevmiyorsanız sakın yaklaşmayın zira ağır dram içerir.

Dram sever biri olduğum için
Diziye için puanım; 10/10